“Borç yiğidin kamçısıdır” ya da “Borçlanmadan mal sahibi olunmaz” derler. Derler demesine ama, kazın ayağı gerçekten öyle midir, yoksa birileri ya da bir şeyler, borçlanmanız için size gaz mı veriyor?
Bebeklikten itibaren bir tüketim canavarı olarak fişekleniyoruz. Bıngıldağımız sertleşip, cıvıldama safhasına geçince “Haydi attaaa… gidiyoruz” ile başlıyor her şey. “Hadi gel sana ciciler alalım” ile dinamitin fitili de ateşleniyor. Ve o “attaaa gitmeler ve ciciler almalar” ömrün sonuna, imamın pamuğu montesine kadar bitmiyor. Sonra son cici kefene sarılıp, dört kolluya binerek son kez attaaaa’ya gidiliyor.
Evet sistem sizi rahat bırakmıyor. Bu olaya kimi nefis diyor, kimi irade zayıflığı, hatta “şeytan dürtüyor” diyen bile var. Hz. Adem’e yasak elmayı yediren bu dedikleriniz olabilir, ama tüketim toplumunu, hatta canavarını hortlatan tek bir şey var, o da kapitalizm denen en büyük şeytan.
“Harcaaa… tükeeett… bitirrrr… yala, yuuuut.. yenisini dene…. borçlan, aslansın sen ödersin” ile başlıyor her şey. Ondan sonra kimsenin burnu pislikten kurtulmuyor.
12 ay taksitle telefon, 5 yıl vadeyle araba, 10 yıl vadeyle arsa, 20 sene ödemeyle ev sahibi oluyorsunuz. Ya da sahibi olduğunuzu zannediyorsunuz, değil mi? Eh borçlanmadan mal sahibi olunmuyordu ya. Çok şükür 20 sene sonunda bunların sahibi oldunuz mu şimdi? Nah oldunuz.
Bir defa bu süreler zarfında borcunuzun esiri, prangalı kölesisiniz. Sırf taksitler aksamasın, banka denen çağın en büyük tefecisinin elinde oyuncak olmayalım diye, başta sağlık olmak üzere birçok yerden kıstınız. Göbeğiniz çatladı bu arada. Strese girdiniz, saçlarınız döküldü, kalbiniz tekledi, kolesterol tavan yaptı, tansiyon yere çakıldı, bu sürenin sonunda muhtemelen kansersiniz de zaten. Sırf o taksitler ödenecek diye kendi kendinizin katili oldunuz iyi mi?
Çok şükür bitti, ev, arsa araba veya her ne ise sahibi oldunuz, birazcık kanser falan oldunuz ama olsun bitti ya. Hayırrr…. bitmedi. Daha yeni başlıyor. Birileri dürtmeye başlar hemen; “Telefonun yeni modeli çıkmış, öyle akıllı ki, sen onun yanında kuş beyinli kalırsın” Birileri alttan alta gaz vermeye başlar; “Lan oğlum şu arabanın yeni modeli çıkmış, 100 km hıza 5 saniyede çıkıyormuş.” İçin gider, sanki tabakhaneye bir şey yetiştirecen 5 saniyede, ama kafa karıştı bir kez daha. Kadınlar kısırları kaşıklarken dedikoduya başlarlar; “Ayol siz hala 3+1 evde mi oturuyorsunuz, biz 5+2’nin ilk taksidini ödedik bile bebeğim” Haydiii.. buyurun cümbüşe. Hele kadınların rekabeti başladı mı, hiç şansınız yoktur zaten. Sırf kadınlar mı, hayır tüm herkes sanki ruhunu şeytana satmış gibi, yeniyi, bir üst modeli, en modernini, son teknolojiyi övmek için ağız birliği etmişçesine etrafınızı sarar, boğarlar. “Allll, değiştir, yükselt, borçlan, ödersinnn.., koç’sun sen maşallah” gazlarından kaçış var mı?
Asıl assolist çıkar en son sahneye; adı da reklamlarrr… Her nereye baksanız, gündüz hayalinizde, gece düşünüze girer, apış aranızdan daha yakındırlar size. En büyük gazı veren son noktayı da koyandır onlar. Golü kalenize doksana takarlar, mal gibi bakakalırsınız. Hakem orta noktayı gösterirken birde bakmışsınız ki, elinizdeki telefon yenilenmiş, araba son modele dönmüş, taksiti yeni biten ev satılmış, 6+3 alınmış bile. Ödemeler dersen, kolay 20 sene daha ödeyiverirsiniz, karınız diğerlerine mahcup mu olsun şekerim.
Taksitler arttıkça, borç çoğaldıkça, meblağlar katlandıkça sıtmalı gibi titrer durursunuz. “Amann istikrar bozulmasın, aman dolar patlamasın, yuro zıplamasın, borsa hoplamasın, sonra taksitler faizler nasıl olacak, nasıl öderiz” diye kula kulluk etmeye, her söyleneni kabul etmeye, gururunu ayak altına almaya, kuyruğunu da bacak arana kıstırmaya başlarsın; “Düzen bozulmasın aman diyim.” Düzen, ahh.. o düzen.
Haymana’da tarladaki Musa Dayı traktöre borçlu, dükkandaki Yusuf Emmi kredi kooperatifine borçlu, ev hanımı Fatma Abla öncüt altın almış borçlu, hemen herkes kredi kartına borçlu, haydi kırbaçlanalım bakalım hep beraber, vur daha da vurrr...
HAFTANIN SÖZÜ:Fakir çalmayı beceremediği için fakirdir. (Bir hırsız atasözü)