Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ve hükümet ortaklarını Ankara’da kabul etti. Baş başa ve heyetler arası gerçekleştirilen görüşmelerin ardından iki isim ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu.Yılmaz, temasların “son derece verimli” geçtiğini belirterek, Türkiye ile KKTC arasındaki bağların klasik diplomatik ilişkilerin ötesinde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ana vatan ve garantör ülke sıfatıyla Kıbrıs Türkü’nün yanında olmaya devam edeceğini belirtti.
Ekonomik ve mali iş birliği protokollerinin her yıl ortak akılla hazırlandığını kaydeden Yılmaz, sürecin hem iki ülke kurumları hem de sosyal ve ekonomik paydaşlarla istişare içinde yürütüldüğünü ifade etti.
KKTC’nin daha güçlü ve müreffeh bir yapıya kavuşmasını amaçladıklarını belirten Yılmaz, eğitimden sağlığa, altyapıdan yükseköğretime, Ar-Ge’den bilişim vizyonuna kadar geniş bir alanda kalkınma adımları planlandığını söyledi.
Yılmaz, “Amacımız; kendine yeten, küresel koşullara uyum sağlayan, rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı inşa etmek. Özellikle gençler, kadınlar, girişimciler, üreticiler ve çiftçiler için yeni destek alanlarını ele alıyoruz” dedi. Kalkınma yaklaşımının insan odaklı ve kapsayıcı olacağını vurguladı.
“Egemen Eşitlik Temelinde Çözüm” Mesajı
Kıbrıs meselesine de değinen Yılmaz, adadaki gerçekliğin iki devlet ve iki halk temelinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çözüm arayışlarının egemen eşitlik çerçevesinde ele alınmasının önemine işaret eden Yılmaz, KKTC’nin hak ve egemenliğinin her platformda savunulacağını belirtti.
İki toplum arasında iş birliğine açık olduklarını dile getiren Yılmaz, ancak çözüm zemininin adadaki mevcut gerçeklikler üzerine kurulması gerektiğini ifade etti.
Yeni Mali Protokol Masada
KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise görüşmelerde yeni dönem mali iş birliği protokolünün detaylarının ele alındığını açıkladı. Teknik heyetlerin katılımıyla yapılan toplantılarda, 2025’te imzalanan protokol kapsamındaki projelerin durumu ve yeni ihtiyaçlar değerlendirildi.
Üstel, “Kıbrıs ekonomisi kendi ayakları üzerinde durana kadar Türkiye ile büyük projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.
Sağlıkta Büyük Yatırımlar
2025’in sağlık yatırımları açısından önemli bir yıl olduğunu belirten Üstel, uzun süredir gündemde olan projelerin hayata geçirildiğini söyledi. Lefkoşa Nalbantoğlu Hastanesi’nin revizyonu ve 320 yataklı yeni hastane inşaatının hızla ilerlediğini aktaran Üstel, Güzelyurt ve Karpaz Pamuklu hastaneleri ile Maraş Sağlık Merkezi’nin de projeler arasında yer aldığını ifade etti.
Üstel, 2026 yılında söz konusu hastanelerin açılışını yapmayı hedeflediklerini kaydetti.
“Kıbrıs Türkü Yalnız Değil”
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin politikalarına da değinen Üstel, savunma alanındaki gelişmelere dikkat çekti. Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını belirten Üstel, Türkiye’nin desteğinin sürdüğünü vurguladı.
Ankara’daki temaslar, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği ve Kıbrıs meselesine ilişkin ortak duruşun bir kez daha teyit edildiği bir görüşme olarak kayda geçti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile Ankara'da bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Üstel ve hükümet ortaklarıyla Ankara'da bir araya geldi. Baş başa ve heyetler arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve KKTC Başbakanı Üstel ortak basın açıklaması yaptı. Yılmaz, yaptığı açıklamada, görüşmenin son derece faydalı bir şekilde geçtiğini ifade ederek, Türkiye ile KKTC arasında ilişkilerin sıradan iki ülke arası ilişkiler olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC'nin yanında olduğunu ve olmaya da devam edeceğini ifade etti.
'KKTC'yi Doğu Akdeniz'in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir'
KKTC Başbakanı Üstel ile her yıl ekonomik ve mali iş birliği protokolleri üzerinde çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yılmaz, 'Bu çalışmaları yaparken ortak akılla hareket etmeye büyük önem veriyoruz. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumları ve KKTC'nin kurumları, diğer taraftan da ekonomik ve sosyal paydaşlarla istişareler içinde bu programları şekillendiriyoruz. Bu yıl da aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün de yine bu kapsamda önemli değerlendirmeler yaptık. Bizim amacımız açık ve nettir. Biz, KKTC'yi çok daha müreffeh, güçlü yarınlara taşımak istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, fiziki ve teknolojik altyapıdan üniversitelere, Ar-Ge'den bilişim vadisi vizyonlarına varıncaya kadar KKTC'yi Doğu Akdeniz'in parlayan bir yıldızı olarak geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir. Amacımız KKTC'nin kendine yetebilen, küresel şartlarla uyumlu, rekabetçi ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıyla yoluna devam etmesidir. Önümüzdeki dönem özellikle girişimcilere dönük, kadınlara, gençlere, üreticiye, çiftçiye dönük neler yapabiliriz diye istişare ediyoruz. Bu çalışmalarda ana yaklaşımımız insan odaklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmadır' diye konuştu.
'KKTC'nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz'
Ana vatan ve garantör ülke olarak her zaman KKTC'nin ve Kıbrıs Türkü'nün haklarını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, 'Adanın gerçeklerini herkesin görmesi lazım. Adada iki devlet ve iki ayrı halkın olduğunu herkesin iyi bilmesi lazım. Egemen, eşitlik temelinde konuya yaklaşılması lazım. Bir çözüm aranacaksa bu çözüm, adadaki gerçeklikler üzerine inşa edilen bir çözüm olmak durumundadır. Bu noktada Rum kesiminin çözümden yana olmayan yaklaşımını hepimiz biliyoruz ve bu defalarca test edildi, görüldü. Tarihte de bunu çeşitli kez yaşadık. Bir çözüme yanaşmayı bırakın, BM kapsamında birkaç konuda iş birliği yapılsın denilen konularda dahi adım atmadıklarını herkes biliyor. Önümüzdeki süreçlerde de biz bu gerçekler üzerine bina edilmiş bir yaklaşımla KKTC'nin haklarını, egemenliğini savunmaya devam edeceğiz. İki toplum arasında iş birlikleri her zaman yapılabilir. Bütün bunlara da her zaman hazırız' dedi.
'Teknik heyetlerimizle birlikte neler yapabiliriz diye konuştuk'
KKTC Başbakanı Ünal Üstel ise Kıbrıs ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durana kadar Türkiye Cumhuriyeti ile büyük projeleri her alanda gerçekleştireceklerini dile getirerek, 'Bugün de uzun süren toplantımızda teknik heyetlerimiz ile birlikte yeni mali iş birliği protokolümüzle ülkemizin ihtiyaçlarına göre neler yapabiliriz diye Cumhurbaşkanı Yardımcımızla ve heyetiyle konuştuk. Ayrıca bir de değerlendirme toplantısı yaparak, 2025'te imzaladığımız mali iş birliği protokolünde neleri yaptık, hangi projelerimiz devam ettiği ve ne zaman sonuçlanacağına ilişkin konuları dile getirdik' açıklamasında bulundu.
Üstel, 2025 yılında KKTC'de büyük projelerin temelinin atıldığını hatırlatarak, 'Bazı büyük projeler 30 yıldır konuşuluyor ama bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle ülkemizin hep üzerinde durduğu ve gerçekleştireceğimiz Lefkoşa Nalbantoğlu Hastanesi'nin yeniden revize edilmesi ve ülke insanına hizmet edecek 320 yataklı yeni bir hastane inşaatının temellerinin süratli bir şekilde yükseldiğini görmek bizler için büyük bir mutluluktur. Yine uzun yıllar konuşulan Güzelyurt Hastanesi, yine uzun yıllar konuşulup bugün gerçekleştirdiğimiz Karpaz Pamuklu Hastanesi ve bir yandan gerçekleştirdiğimiz ve insanlarımızın kullanımına açtığımız Maraş Sağlık Merkezimiz ve öbür yörelerimizde yaptığımız sağlık merkezlerimizle 2025 yılında KKTC'de sağlıkta iyi bir yıl ve sağlıkta büyük projelerin gerçekleştirildiğine inanıyoruz. 2026 yılında da inşallah Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla bu hastanelerin açılışlarını yapacağız' dedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin KKTC'nin ekonomisinin geriye götürmek için her türlü baskıyı uyguladığına dikkati çeken Üstel, 'Yunanistan ve İsrail'le imzaladıkları bir savunma protokolüyle silahlanma yarışı içerisine girdiler ve her geçen gün yeni savunma araçlarını almak için basında şov yapmaya devam ediyorlar. Unutuyorlar, Kıbrıs Türkü yalnız değil. Kıbrıs Türkü'nün yanında ana vatanı Türkiye Cumhuriyeti vardır. Ne yaparlarsa yapsınlar biz de günü geldiğinde kendilerine aynı şekilde bir cevap vereceğimizden kuşkumuzdur yoktur' değerlendirmesinde bulundu.




