Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Hatay'ın Dörtyol ilçesinde meydana gelen sel felaketinin ardından değerlendirmelerini kaleme aldı. Çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği Karakese ve Dörtyol'daki sel felaketini kişisel hatıraları üzerinden ele alan Arıcan, yaşananların yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağını, şehirleşme, dere yataklarının korunması ve afet yönetimi gibi konuların da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Dörtyol, Karakese ve çevresindeki mahallelerde yaşanan taşkınların ardından bölge halkına geçmiş olsun dileklerini ileten Arıcan, selde hayatını kaybeden çocuk için başsağlığı mesajı yayımladı. Yazısında iklim koşullarındaki değişimden doğal su yollarının korunmasına, altyapı yatırımlarından erken uyarı sistemlerine kadar birçok başlığı ele alan Arıcan, bölgenin gelecekte benzer felaketlerden daha az etkilenmesi için ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu.

"DOĞDUĞUM YERE GEÇMİŞ OLSUN"

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, yazısına Dörtyol ile olan kişisel bağını anlatarak başladı. 4 Kasım'ı 5 Kasım'a bağlayan gece yaşanan selin görüntülerini izlerken yalnızca su altında kalan cadde ve sokakları değil, çocukluk yıllarının geçtiği mahalleleri hatırladığını belirten Arıcan, ailesinin ve yakınlarının hâlâ bölgede yaşadığını ifade etti.

Dörtyol ve Karakese'nin kendisi için sıradan bir yerleşim yeri olmadığını vurgulayan Arıcan, çocukluğunun, gençliğinin ve ilk eğitim yıllarının bu topraklarda geçtiğini dile getirdi. Sel felaketinin ardından Karakese, Özerli ve Kuzuculu başta olmak üzere Dörtyol, Payas, Erzin, İskenderun, Arsuz ve Hatay genelindeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

Sel sularına kapılarak hayatını kaybeden çocuk için Allah'tan rahmet, ailesine sabır dileyen Arıcan, kurtarma çalışmalarına katılan ekiplerin ve felaketin ardından yaraların sarılması için çaba gösteren vatandaşların emeklerine de teşekkür etti.

DÖRTYOL'DA SEL FELAKETİNDE NELER YAŞANDI?

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde 4 Kasım 2026 tarihinde etkili olan kuvvetli sağanak, özellikle Karakese, Özerli ve Kuzuculu mahallelerinde taşkınlara neden oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün turuncu kodlu uyarısının ardından etkisini artıran yağışla birlikte dereler taştı, cadde ve sokaklar su altında kaldı.

Sel nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su basarken narenciye bahçeleri ve tarım arazileri de zarar gördü. Araçların sel sularında sürüklendiği olayda mahsur kalan 18 kişi ekipler tarafından kurtarıldı. Özerli Mahallesi'nde dereye düşen bir çocuk ise yaklaşık bir kilometre uzaklıkta bulundu. Yapılan müdahalelere rağmen çocuk hayatını kaybetti.

Arıcan, aile büyüklerinin ve Karakese sakinlerinin hafızalarında buna benzer bir gece bulunmadığını aktardıklarını belirterek bu değerlendirmeyi bölge açısından önemli bir uyarı olarak yorumladı. Ona göre yaşananlar, yerleşim alanlarının doğal afet risklerine karşı yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

1-395

Kışın habercisi alıç, Başkent sokaklarında
Kışın habercisi alıç, Başkent sokaklarında
İçeriği Görüntüle

KURAKLIKTAN SEL FELAKETİNE UZANAN İKLİM PARADOKSU

Yazısında Türkiye'nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı kuraklık sorununa da değinen Arıcan, yağış azlığı ile ani ve şiddetli yağışların aynı iklim tablosunun farklı sonuçları olabileceğine dikkat çekti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2025 su yılı değerlendirmesinde, 1 Ekim 2024 ile 30 Eylül 2025 arasındaki dönemde Türkiye genelinde ortalama yağış miktarı metrekareye 422,5 kilogram olarak ölçüldü. Bu değer, 1991-2020 dönemini kapsayan uzun yıllar ortalamasının yüzde 26,3 altında kaldı. Hatay ise normaline göre yağışların en fazla azaldığı il oldu. Kentteki düşüş yüzde 66 olarak kayıtlara geçti.

Arıcan, uzun süren kuraklık dönemlerinin ardından kısa sürede yoğun yağış yaşanmasının taşkın riskini artırabileceğini belirtti. Isınan atmosferin daha fazla nem taşıyabilmesi, yağışların kısa zaman aralıklarında yoğunlaşması ve toprağın suyu emme kapasitesinin azalması gibi etkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yazısında bilimsel verilerin önemine işaret eden Arıcan, yaşanan felaketlerin nedenlerini komplo teorileri üzerinden değil, ölçüm, bilimsel inceleme ve doğru planlama üzerinden ele almak gerektiğini kaydetti.

"SU GİDER, YATAĞI KALIR"

Arıcan'ın yazısında öne çıkardığı konulardan biri de dere yataklarının doğal yapısının korunması oldu. Anadolu'da kullanılan "Su gider, yatağı kalır" sözünü hatırlatan Arıcan, dere yataklarının daraltılması, üzerlerinin kapatılması ve çevrelerinde yapılaşmaya izin verilmesinin uzun vadede ciddi riskler oluşturabileceğini belirtti. Derelerin geçmişteki akış güzergâhlarını unutmadığını ifade eden Arıcan, yoğun yağış dönemlerinde suyun yeniden doğal yatağına yönelerek yerleşim alanlarını tehdit edebileceğini kaydetti.

Su kaynaklarının medeniyet ve kültür tarihindeki yerine de değinen Arıcan, Kur'an'da suyun canlı yaşamının temel unsuru olarak anlatıldığını, Mevlânâ'nın düşüncesinde de suyun önemli bir yere sahip olduğunu hatırlattı. Suyun hayat veren özelliğinin korunabilmesi için doğal akış yollarının ve çevresel dengenin gözetilmesi gerektiğini vurguladı.

Arıcan, Alman filozof Immanuel Kant'ın Lizbon Depremi sonrasında kaleme aldığı yazılara da değinerek şehircilik anlayışının doğal afetler ve tabiatla uyum çerçevesinde geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Karakese'nin tarihsel geçmişine de dikkat çeken Arıcan, 1918 yılında işgale karşı başlatılan direnişin bölgenin hafızasındaki önemini hatırlattı. İlkkurşun adının da bu tarihsel hafızayı yaşattığını belirten Arıcan, geçmişte farklı tehlikelere karşı mücadele eden bölge insanının bugün iklim kaynaklı risklere karşı da hazırlıklı olması gerektiğini dile getirdi.

3-290

AMANOS DAĞLARI'NDAN İSKENDERUN KÖRFEZİ'NE HAVZA UYARISI

Musa Kazım Arıcan, sel felaketinin yalnızca Dörtyol ilçesinin sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek Amanos Dağları'ndan İskenderun Körfezi'ne uzanan geniş bir coğrafyanın birlikte ele alınmasını önerdi.

Bir derenin kaynağından denize ulaştığı noktaya kadar bütüncül bir sistem oluşturduğunu belirten Arıcan, yukarı havzadaki ormanların durumu, yamaçlardaki toprak yapısı, tarım arazilerinin geçirgenliği ve aşağı kesimlerdeki yapılaşmanın taşkın riskini doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.

Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay'da yürütülen yeniden inşa çalışmalarının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Arıcan, yeni yollar, betonlaşan alanlar ve hafriyat yönetiminin suyun doğal akışını nasıl etkilediğinin incelenmesini istedi.

Dörtyol'un önemli tarımsal üretim alanlarından olan narenciye bahçelerine de ayrı bir önem veren Arıcan, bu alanların yalnızca ekonomik değer taşımadığını, aynı zamanda yağmur suyunun toprağa ulaşmasına katkı sağlayan doğal alanlar olduğunu belirtti. Arıcan'a göre bölgenin yeşil alanlarının ve doğal dokusunun korunması, yerleşim yerlerinin taşkınlara karşı dayanıklılığını artıracak çalışmaların önemli parçalarından biri olmalı.

MUSA KAZIM ARICAN'DAN DÖRTYOL İÇİN 9 MADDELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Yaşanan felaketin ardından yalnızca değerlendirme ve eleştirinin yeterli olmayacağını belirten Arıcan, bölgenin bir evladı olarak yıllara yayılan gözlem ve araştırmalarından hareketle dokuz önerisini kamuoyuyla paylaştı.

HAVZA ÖLÇEĞİNDE BAĞIMSIZ BİR ETÜT YAPILMALI

Arıcan, DSİ, AFAD, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi uzmanlarının katılımıyla kapsamlı bir havza araştırması yapılmasını önerdi. Karakese, Özerli ve Kuzuculu derelerinin yanı sıra Erzin, Dörtyol, Payas ve İskenderun hattındaki su yollarının birlikte incelenmesi gerektiğini belirtti. Selin ardından oluşan su seviyeleri ve taşkın izlerinin de kaybolmadan ölçülerek kayıt altına alınmasının önemini vurguladı.

DERE YATAKLARI DOĞAL YAPISINA KAVUŞTURULMALI

Dere ıslah çalışmalarının yalnızca beton kanallar oluşturmakla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Arıcan, suyun doğal akışına alan tanıyan projelerin geliştirilmesini istedi. Taşkın riski bulunan bölgelerde yeni yapılaşmanın önlenmesi, mevcut yapıların durumu için de hak sahiplerini mağdur etmeyecek aşamalı planlar hazırlanması gerektiğini kaydetti.

AMANOS YAMAÇLARINDA SUYUN HIZI AZALTILMALI

Yukarı havzalarda ağaçlandırma, teraslama ve küçük ölçekli taşkın geciktirme yapılarının değerlendirilmesini öneren Arıcan, yağmur suyunun yerleşim alanlarına kısa sürede ve yüksek hızla ulaşmasının önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekti.

4-216

SÜNGER ŞEHİR UYGULAMALARI YAYGINLAŞTIRILMALI

Yeni yol, otopark ve kamu alanlarında geçirgen zeminlerin tercih edilmesini isteyen Arıcan, yağmur bahçeleri ve yeşil alanların artırılmasını önerdi. Bu uygulamaların yağmur suyunun doğrudan kanalizasyon ve dere sistemlerine yönelmesini azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtti. Altyapı planlamasının üstyapı çalışmalarından önce ele alınmasının önemine işaret etti.

MAHALLE BAZLI ERKEN UYARI SİSTEMLERİ KURULMALI

Dere yataklarına su seviyesi sensörleri yerleştirilmesini gündeme getiren Arıcan, kritik seviyeye ulaşılması durumunda vatandaşların SMS, siren ve cami hoparlörleri aracılığıyla bilgilendirilmesini önerdi. Özellikle ani taşkınlarda erken uyarının tahliye ve güvenli bölgelere ulaşma açısından hayati önem taşıdığını belirtti.

ÇOCUKLAR İÇİN AFET VE SU OKURYAZARLIĞI GELİŞTİRİLMELİ

Okulların ve yerleşim alanlarının yakınındaki dere kenarlarında güvenlik önlemlerinin artırılmasını isteyen Arıcan, korkuluk ve uyarı levhalarının yerleştirilmesini önerdi. Eğitim kurumlarında su okuryazarlığı ve afet farkındalığı çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğini de ifade etti.

SELZEDELERE HIZLI VE ŞEFFAF DESTEK SAĞLANMALI

Evleri, iş yerleri ve tarım alanları zarar gören vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi için hasar tespit çalışmalarının hızlı ve şeffaf biçimde yürütülmesini öneren Arıcan, esnaf ve çiftçilere yönelik borç erteleme, hibe desteği ve TARSİM işlemlerinde kolaylık sağlanmasının önemini vurguladı.

ALTYAPI YATIRIMLARINDA ŞEFFAFLIK SAĞLANMALI

Dörtyol'da planlanan yağmur suyu altyapısı ve dere ıslahı yatırımlarının bütçelerinin ve uygulama takvimlerinin kamuoyuyla paylaşılmasını isteyen Arıcan, şeffaflığın vatandaşların sürece güvenini ve katılımını artıracağını ifade etti.

SELİN ULAŞTIĞI NOKTALAR KAYIT ALTINA ALINMALI

Arıcan'ın son önerisi ise afet hafızasının korunmasına yönelik oldu. Japonya'nın kıyı yerleşimlerinde geçmişte yaşanan afetlerin ulaştığı noktaları gösteren taş işaretlerden örnek veren Arıcan, Dörtyol'da da sel sularının ulaştığı seviyelerin duvarlara ve uygun noktalara işaretlenebileceğini belirtti. Böylece geçmişte yaşanan taşkınların gelecek nesiller için bir uyarı niteliği taşıyabileceğini kaydetti.

"SUYUN YOLUNU BİLMEK, İNSANIN YOLUNU BİLMEKTİR"

Yazısının son bölümünde doğayla uyumlu bir yaşam anlayışının önemini vurgulayan Arıcan, medeniyetin tabiat üzerinde hâkimiyet kurmak yerine onun işleyişini anlamak ve doğal dengeyi korumakla mümkün olduğunu ifade etti. Arıcan, düşüncelerini şu sözlerle özetledi:

"Medeniyet, tabiata hükmetmenin değil onunla uyum içinde yaşamanın adıdır. Su, yeryüzündeki en sabırlı öğretmendir. Bize ne istediğini yüzyıllardır aynı sesle söyler: Yolumu bil, ölçümü gözet, beni hesaba kat."

Karakese başta olmak üzere selden etkilenen bölgenin yeniden ayağa kalkacağına inandığını belirten Arıcan, ancak asıl hedefin yalnızca felaketlerin ardından toparlanmak değil, yeni afetlere karşı hazırlıklı şehirler oluşturmak olması gerektiğini vurguladı. Annesine, babasına, kardeşlerine, yeğenlerine, akrabalarına, dostlarına ve tüm hemşehrilerine yeniden geçmiş olsun dileklerini ileten Arıcan, bölge için dua ederek yazısını tamamladı.

Kaynak: Hacer Koca