Pek öyle kar-yağmur olmasa da soğuğuyla kış geldi kapıya dayandı. Bu kış Haymana için daha beter geçecek, besbelli. Çünkü yazdan birşey anlamayan ve esnaf tabiriyle “ölü” bir sezon yaşayanlar için, kış tam bir kabustur. Merkezde 3-5 dükkan iş yapar gerisi bahara kadar kış uykusuna yatar.

Kış gelince sorunlar daha bir depreşir, daha bir moral bozucu hale gelir. Kışın kasvetli havası insanın içine daha bir çöreklenir ki, sormayın gitsin. Sorunlarımız o kadar çok ki, neresinden nasıl başlayacağımızı şaşırıyoruz bazen.

Peki bu sorunlar nasıl çözülecek? Bu sarmaldan nasıl kurtulacağız? Bunun için kim, nasıl çaba gösteriyor?

Herkesin oturup düşünmesini ve ilçemizin ana sorunu ile ilgili fikir bulmasını istiyoruz. “Ağzı olan konuşuyor” misali herkes dert yanmakta ustadır. “Bir dokunup bin ah işitmek” isteyen, bir gün bir kahvede bir esnafa soruversin. İyi de bu dertlerin mutlaka bir çözümü de olması gerekmez mi? İşte bize dertleri anlatanın yanında, çözümü de üretebilen, beyin fırtınası yapabilen, en azından, bir yol haritası çizebilecek şahıslar lazım. Yoksa dert istemediğin kadar.

Bugün geriye dönüp baktığımızda ilçemizin gerek nüfusu, gerek ekonomisi her yıl değil, her ay hatta her gün düşmekte tabiri caiz ise can çekişmektedir.

İlçemizin kozmopolitik durumu, jeolojik konumu, kültürel donanımı, tarihsel zenginlikleri ve en önemli hazinemiz kaplıcalarımız varken neden hep kaybeden taraf olmuşuz?

Haymana’nın büyümesi ve zenginleşmesi için neler yapılmalıdır? Uzmanlar yerleşim yerlerinin büyümesi ve gelişmesi için 4 ana maddenin olması gerektiğini savunurlar.

Bunlar; eğitim, sağlık, ulaşım ve istihdam olarak sıralanır. Biz maalesef sayılanların hepsinde duvara toslamış, başka bir tabirle resmen çuvallamışız.

Eğitim başlı başına bir sorun olarak durmaktayken, sağlık konusu da da aynı şekilde gözle görülür bir biçarelikle karşımızda dikilmekte.

Öte yandan ulaşım bağlamında çıkmaz bir sokak olmamız ve başta saydığımız, eğitim ve sağlık kaynaklı istihdam sorunu, akabinde kaçınılmaz son olarak GÖÇ!..

Bu göç dalgasını tersine çevirmek için kim nasıl formüller üretiyor, ya da üretecek? Daha ne kadar bekleyeceğiz. Beyaz atlı şehzade ne zaman gelipte hapsolduğumuz kaleden bizi kurtaracak? Bugün çıkıp gelse atını yiyecek kadar gözümüz dönmüş halde.

“Biz bittik, bari çocuklarımız kurtulsun” mantığı ile aileler çocuklarının eğitimine başka yerlerde devam etmek için göç ediyor.

Hastanelerde doktor bulunmuyor. Gelen burada durmuyor. Doktor olsa, gerekli tıbbi donanım ve malzeme yok. Nezle ve grip harici hastalar şifayı başka yerlerde arıyor. Git gel’lerden sonra tedavisini yaptırdığı yerlere kapağı atıyor vatandaş. Alın bir göç sebebi daha.

Ulaşım ve istihdam. İşte bu ikisi aynı paralellikte işleyen mekanizma. En azından ilçemizde at başı yürüyorlar. İş bulmak için Ankara, Gölbaşı ve Polatlı’ya giden genç nesil, bir süre git gel ile durumu kurtarmaya çalışıyorlar. Ama yolların hali malum. Belli saatlerden sonra toplu ulaşımda olmayınca, doğduğu yeri bir kenara atan vatandaş, doyduğu yerde ikamet etmek için fırsat değerlendiriyor. Haksızlar mı? Sonuna kadar haklılar? Dibine kadar mantıklı. Hem maddi hem manevi yük, Haymana’ya git gel yapmak. Alın bir göç sebebi daha.

Peki göç akıntısını ters çevirmek için hangi adımlar atılıyor? Koskocaman bir hiç, en büyüğünden bir sıfır.

Sorunları sokaktaki herkes biliyor. Ama çözüm beklenen, neşter vurarak kronikleşen irinli yaramıza merhem çalıp tımar edecek bizi ızdıraplarımızdan kurtaracak kim? İşte bunu kim bilecek? “İşler ayna, çal çal oyna” felsefesindeki kabızlı mantıği kim deşifre edipte, sular seller gibi ortaya döküp, buyrun arkadaş sorunlarımız bunlar, çözümleri de şunlar diyecek. İşte bu şifacı kim? SAYGILARIMLA

HAFTANIN SÖZÜ: Savaş zenginler için fırsat, generaller için onur, yoksullar içinde ölüm demektir.