Zamane sözleri de zamana uydu. Dün abes olanlar, bugün makbul oldu. Misal “Kıroyum ama, para bende’’ dendi. Tüm kırolar paha biçilmez oldu. “Para ile imanın kimde olduğu’’ sorusu cevap buldu. Ya da; siyasetçilerin bazılarına adanan en popüler laf son zamanlarda şu oldu; “Çalıyor ama, çalışıyor’’. Çalmadan çalışsa kabul değil sanki. İlla hem çalacak, hem çalışacak.
“Hırsız’’ tabiri geçerli akçe oldu, namuslu olanı, tedavülden kalktı. Hırsızlık onore edildi, ar’lı olanı hakir görüldü. Hele hem çalıyor, hem çalışıyorsa; ünvanlardan unvan beğen.
Bir koltuğa başkan seçilecek olsa ilk sorulan soru; “hali, vakti’’ oldu. Fakir ise, dikili bağı yoksa; “Başa geçince çalar lan bu, kesesini doldurur’’ denildi. Fakir olmak ayıplı, kusurlu hareket bellendi, belletildi.
Oysa; Bir siyasinin adı “Çalma’’ ile aynı cümle içinde kullanılsa, Avrupa ülkelerinde, İSTİFA, Japonya gibi gurur meselesi yapılan ülkelerde İNTİHAR, biz de ise yerine göre İFTİHAR sebebidir. “Helal olsun adama’’ lafı ile eşanlamlı kullanılacak adeta. “Çalıyor’’dan sonra gelen “Çalışıyor ya’’ lafı her şeyi pir-u pak ediyor. Çalışıyor ise, istediği kadar çalar, çaldığı kadar kazanır, kazandığı oranda çalar. Eskiden Şêrri yasa’da çalanın kolu kesilirdi, “ibret olsun’’ diye, bugün yazılı olmayan ama herkesin kabul ettiği yasada, “sakalı kesiliyor’’ ki, daha gür çalsın.
Deveyi hamuduyla götürenlerin efsaneleştiği nice vâk-a lar yaşadı bu memleket. Seçimlerde 100 kontör yollayıpta, %7 gibi ciddi oy alıp, ama baraja takılınca aynı gün yolladığı kontörleri telefondan geri çalanları gördü. Tescilli “Götürenlerden’’ olan bu zat-ı meclise “götürememek’’ten harap bitap olduk neredeyse. Dizlerimizi dövdük. “Yav adamlar ne usta götürücüydü, ABD’yi bile dolandırmışlar, bizi uzaya götürürlerdi vallaha’’ diye hayıflandık. “ÇALAN, ama ÇALIŞAN’’ tabirine cuk uyan adamlardı vesselam. Kirli çamaşırları tek tek ortaya dökülünce; “Kızım olsa verirdim, ne cevval dolandırıcıymış’’ diyenler bile oldu.
Marmara depremi sonrası, insanlık ayıbı, ölüm kusan inşaatların, malzemeden çalan bazı müteahitleri ıslık “çala çala’’ dolaştılar meydanlarda. Hiçbir şey olmamış gibi. Bir kişi günah keçisi seçildi. Kaldı tüm ihale ona. Diğerleri koyunun olmadığı yerde keçinin ABDURRAHMAN ÇELEBİ olduğu saltanatı sürdüler.
Bir yardım derneği, popüler deyimle; garip gurebanın, umudunu çaldı, geleceğini çaldı, vicdanını çaldı, ama garip gurebanın hâmisi görünenlerce “melaike’’ oluverdiler, bir tek kanatları eksik’ti.
Hırsızın hiç suçu yok. Hırsızı yere göğe koyamayan biziz. O pak(!) alnından öpende biz. Yeter ki çalışsın. Memlekete çalışsın, yaşadığı yere çalışsın, e..boş durmasın kesesine de çalışsın.
Bir zamanlar “Fırat’ın kenarında kaybolan kuzudan sorumlu’’ devlet anlayışı, bizlerin bazı siyasilere biçtiğimiz “çalan ama çalışan’’ kostümünden sonra, Fırat’ın kenarında kaybolan kuzuyu bulduktan sonra onu “kuzu çevirme’’ yapma hakkıdır. “Buldu ya sen ona bak’’ın günah çıkarma hadisesidir. Şımarmasına vesiledir. Harama hile karıştırmasına meşru zemindir. Zenginden çalıp fakire veren Robin HOOD felsefesine, kendine göre “fes’’ giydirme halidir.
Eski FİRAVUN’ların kendilerine her şeyi hak gördüğü zamana geri dönüyoruz galiba. Bir çeşit “Dejavu’’hali. Halka hizmetten önce kendi “altın tabaklarından, elmas varaklarına’’ kadar düz, sonra halka “bir ara’’, hizmet götür, piramitlerini yapsınlar senin, sırtlarındaki tonlarca yüklerin önemi yok, maksat “Padişahımız Çok Yaşa’’sın.
Yine eskilerin “Bir hurmanın yarısı senin, yarısı benim’’ dayanışmasından çok, “Ne kadar arpalık varsa hepsi benim, artanı senin, senden ne kalırsa halkın’’ çalışmasıdır, bugünlere gelip dayanan.
Makam, mevki, dünyalık, mal, mülk “her şey vatan için’’ düstüruyla yola çıkanlar ile o yola yoldaşlık edenlerin, sebep olanların akıbeti, günahı vebali aynı olacak illaki. “Çalıyor ama çalışıyor’’a alkış tutanların, “çalıyor ama çalışıyor’’a çalışanların da hepsi bir değil mi? Sonu nereye varacak? “Bölüyor ama çalışıyor’’ safhasını bile geçtik bu aralar… Gezi parkı eylemlerini sorgularken, biraz da bunlar sorgulanmalı bence... SAYGILARIMLA