Seçim geldi geçti. Daha dün gibiydi, 2 ay geçivermiş. İki ayın analizini yapmak gerekirse; “Her şey çok güzel oldu” ya da “Gelen gideni arattı” denilecek bir şey yok henüz. Nötr bir durum söz konusu yani.
Yeni yönetimin handikapları olduğu kesin.
Birincisi; Borç sarmalı oldukça can sıkıcı. 70 milyona yakın. (Eski banknotla 70 trilyon) Haymana gibi, iki dirhem bir çekirdek yerin, bu borcu neresine koyacaksınız?
70 milyona karşılık gelecek bir belediye yatırımı nerede nasıl yapılandı? Anlamak güç.
Üstüne üstlük satılan bir otel, diğer kamu kurumlarına dağıtılarak yapılan personel azaltımı ve her hafta ilanlarla satılan belediye arazileri varken, bu borcun kaynağına inmek lazım.
Borç yiğide kamçı olduğu kadar el frenidir de aynı zamanda. Kamçıyı biraz daha zorlarsanız, çekili el freni balatayı yakar, Allah korusun.
Bir diğer handikap ta (Bana göre) iktidarın ya da büyükşehir‘in oylarını arttırmak için bulduğu formül olan, tüm ilçelerin büyükşehir’e katılması meselesidir. İktidarın ve Ankara büyükşehir’in daha çok kırsaldan oy aldığı gerçeği artık sır değil. O nedenle gelişmesini bir şekilde engellemiş ve “aha hizmet verdim, vereceğim” denilerek, Çağrı filminde çölde bağlanmış Habeş kölesine yapılan işkence gibi suyu yere döküyor. Suyun bir damlası yanlışlıkla dudağımıza düşünce; “oyumuz sana kurban olsun, sandıklarla verelim” diyor ve veriyoruz işte.
Neticede oy çeşmesini kendine çeviren bir büyükşehir yönetimi karşımızda duruyor. Kilometrelerce uzağındaki kuş uçmayacak, kervan geçmeyecek köy “Mahalle” oluverdi. Oluverdi ama buralara hizmet götürmek için para nerde diye soran olursa; “ne masal ne rüya” işte öyle bir şey.
Adını tabelalarda mahalle gören köyler zannediyor ki, hepimiz birer Kızılay olacağız, köyümüzün ortasında da “Kuğulu park” olacak. Pirinç pilavı umarken, evdeki bulgurdan da olmak var işin ucunda.
Vermeden almak Allah’a mahsus elbette, ama hizmet getirmeden, bir çivi çakmadan 16 bin oy almak ta kime mahsus? Onun cevabını herkes çok iyi bilmekte zaten.
Haymana belediyesine ekstradan bir külfet oluverdi işte bu 60 küsür mahalle. Kısacası bu mahallelere nasıl bir hizmet yapılacak? Ne alınıp ne verilecek? Hiç kimse sular seller gibi bilmiyor. Çok bilinmeyenli bir denklem kara tahtada çözüm beklerken, iki aylık bir süreçte yeni yönetimi tahta başında tek ayak üzerinde bekleterek cezalandırmak için çok erken. Mahallelerin birer “Sakarya Caddesi” kıvamına gelmesi uzun ince ve meşakkatli bir yol şimdilik.
Birçok belirsizliği alt alta yazıp topladığınızda, seçimden bu yana geçen iki aylık süreyi yorumlamak için çok kısa bir zaman.
Her ne kadar belediye kadrolarında ki dağılım, bazı suratlarda memnuniyetsizlik gösterse de, dışarıdan bakıldığında bir “disiplin” olduğu muhakkak. Belli bir ciddiyetle işlerin rayına koyulmaya çalışıldığı göz ardı edilemez. Ancak ivedi çözüm bekleyen sorunların başında “Ulaşım” geldiğini her Haymanalı söyler mutlaka. Eski düzenin bir şekilde değişmesini isteyenler ezici çoğunlukta. EGO gelecek, ya da sistem köklü değişikliğe gidecek fısıltısı avaz avaz kulaktan kulağa yayılıyor. En sağlıklı bilgiyi en kısa zamanda halkla paylaşmak işin en olur yönü bence.
Herkesin fikir birliği ettiği bir durum var ki, bunu atlamamak lazım. “Huzurlu bir şehir” sloganını Başkan seçimden önce sık sık vurguladı. İlk icraat ta bu “Huzur”un içini doldurmak oldu diyebiliriz. Şimdi huzurla birlikte bir güven ortamı oluşturulmalı. Mesela MOBESE’ye kavuşmak yap-boz’un kalan parçası ve mutlaka yerine oturtulması lazım. En azından psikolojik bir rahatlamaya kavuşacaktır, hem halk hem de esnaf kesimi.
İki ayın not defterinde yazılıp çizilecek fazla bir şey yok şimdilik. Notlara ne “kırık” diyebiliyoruz, ne de “pekiyi”. Belki de bu yılın sonu karne adına bir sömestr olur. O zaman sağlıklı bir fikir yürütülebilir. Şimdilik sınav devam ediyor ve kopya çekmek yasak...
SAYGILARIMLA