Ramazan, ruhu tazeler; kalbi, sabrın ve rahmetin ışığıyla yeniden yoğurur.
Her yıl Ramazan geldiğinde, hayatın ritmi değişir.
Sanki dünya biraz yavaşlar, kalpler biraz yumuşar.
Sofralar genişler, gönüller derinleşir.
İnsan, günlük koşuşturmaların arasından başını kaldırıp
kendi içindeki dinginliği yeniden duymaya başlar.
Sanki semanın kapıları biraz daha aralanır;
gökyüzü, insana dokunacak kadar yakın bir merhametle eğilir.
Rahmet rüzgârı, evlerin açık penceresinden değil,
kalplerin en gizli odalarından içeri süzülür.
Bir sessizlik yayılır şehre; gürültü azalır, telaş susar,
ve insanlar fark etmeden aynı huzura kavuşur Ramazan’ın gelişiyle.
İftar vaktine yaklaşan her dakika kalbi biraz daha yumuşatır,
insanı kendi içine, kendi özüne çağırır.
Gündüzün sabrı, susuzluğun ve açlığın ardında saklı o derin teslimiyette büyür;
gecenin duasıyla tamamlanır, kemale erer.
Gün boyunca tuttuğumuz oruç, sadece bedenlerimiz in aç yada susuz kalması değildir;
dilimize ket vuran bir sabırdır, kalbimize çöken bir sükûnettir,
içimizde uyuyan merhameti yavaşça uyandıran bir çağrıdır.
İnsan bu ayda kendine daha yakındır, dünyaya ise biraz daha uzakta…
Sanki kalbin kapıları yumuşar, ruhun pencereleri aralanır.
Akşam ezanı yaklaştıkça sofraların etrafında tatlı bir heyecan dolaşır.
Her lokmanın kıymeti artar;
bir yudum su, bütün susuzlukların dermanı olur.
O an anlarsın ki, hayatın asıl bereketi
şükrü bilinen küçücük bir lokmadadır.
İftar sofralarında yan yana gelen insanlar sadece yemek değil,
gönüllerini de paylaşır.
Bir tabak çorbanın buharı, yıllardır unutulmuş bir selamı,
bir tebessümü, bir duayı taşır.
Ramazan, insanları birleştiren görünmez bir köprüdür;
kalpten kalbe kurulur, gözlerden süzülen bir huzurla tamamlanır.
Ve gecenin o derin saatleri…
Sahura kalkıldığında evlere sinen hafif ışık,
çay kokusu, dua eden bir çift el,
pencereye vuran serinlik…
İşte Ramazan’ın ruhu en çok o sessizlikte konuşur.
Bu müstesna ay; gönlü genişletme ayıdır.
Nefsimize “dur” diyebilme, kalbimize “hadi toparlan” diyebilme cesaretidir.
İnsanın kendiyle barıştığı, ruhunun hafiflediği,
içindeki iyilik sesinin biraz daha yükseldiği zamandır.
Ramazan;
evlere bereket, gönüllere ferahlık, kalplere merhamet indiren müstesna bir misafirdir. Ve ayrılırken gönlümüze şöyle fısıldar: oruç, açlıktan ziyade, insanın kendi hakikatine yaklaşma cesaretidir.
Mukadder ben; bu latif ayın ruhu besleyen feyzinden hepimizin nasiplenmesini, kalplerimizin huzurla dolmasını dileyen.
Sevgilerimle...