Washington Post, New York Times ve Guardian’ın haberlerinde yer alan bilgilere göre, Trump’ın Ankara’dan ayrılışında oldukça kapsamlı bir güvenlik ve yanıltma operasyonu uygulandı. ABD Başkanı’nın bir noktada havaalanında kullanılan ikram aracına bindirilerek daha küçük bir uçağa götürüldüğü belirtildi.

KAMERALARIN ÖNÜNDE AİR FORCE ONE’A BİNDİ

Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi sonrasında yaptığı ayrılış, ilk bakışta kamuoyunun alışık olduğu başkanlık seyahatlerinden farklı görünmüyordu. ABD Başkanı, televizyon kameralarının önünde eski tip Air Force One uçağına bindi.

Ancak Washington Post’un ulaştığı bilgilere göre bu görüntü, güvenlik operasyonunun önemli bir parçasıydı. Trump’ın gerçekten bu uçakla seyahat etmediği, uçağın ise kamuoyunu, gazetecileri ve bazı Beyaz Saray çalışanlarını yanıltmak amacıyla adeta “yem” olarak kullanıldığı ileri sürüldü.

Trump’ın uçağa binmesinden yalnızca birkaç dakika sonra plan devreye sokuldu. ABD Başkanı’nın, uçaklara yemek ve diğer malzemelerin taşınmasında kullanılan bir havaalanı ikram aracıyla gizlice daha küçük bir uçağa götürüldüğü bildirildi.

Trump-70

İKRAM ARACININ İÇİNDEN KÜÇÜK UÇAĞA GEÇTİ

Operasyonun en dikkat çekici bölümü ise Trump’ın ikram aracında saklanması oldu. ABD'li bir yetkiliye dayandırılan habere göre Trump, eski Air Force One’ın bulunduğu alandan ayrılarak bir ikram aracı aracılığıyla ABD Hava Kuvvetleri'ne ait C-32A tipi daha küçük bir uçağa nakledildi.

Böylece Trump’ın gerçek konumu, hem kamuoyundan hem de uçakta bulunan bazı kişilerden gizlenmiş oldu. Operasyonun amacı, İran tarafından yöneltildiği belirtilen tehdit nedeniyle ABD Başkanı’nın gerçek uçuş rotasının ve bulunduğu uçağın tespit edilmesini zorlaştırmaktı.

New York Times’a konuşan başka bir yetkilinin de söz konusu operasyonu doğruladığı aktarıldı. Böylece iddianın yalnızca tek bir kaynağa dayanan bir bilgi olmadığı belirtildi.

Chatgpt Image 11 Ağu 2026 11 27 04

GAZETECİLER DE YANILTILDI

Operasyonun dikkat çeken taraflarından biri de Trump’ın seyahatini takip eden gazetecilerin yaşanan değişiklikten haberdar edilmemesi oldu.

Trump’ın eski Air Force One ile Ankara’dan ayrıldığına inanan gazeteciler ve bazı Beyaz Saray çalışanları, aslında ABD Başkanı’nın başka bir uçakta bulunduğunu bilmiyordu. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan uçak görüntülerinin, gerçek seyahat planını gizlemek açısından önemli bir işlev gördüğü değerlendirildi.

Bu tür yanıltma operasyonlarında temel amaç, devlet başkanının gerçek hareketliliği konusunda mümkün olduğunca az kişinin bilgi sahibi olmasını sağlamak. Özellikle bir suikast tehdidinin bulunduğu durumlarda, başkanın hangi uçakta bulunduğu ve hangi rotayı izlediği kritik güvenlik bilgileri arasında değerlendiriliyor.

Çerçeve yasaya kaç milletvekili ne oy verdi? Kimler kabul etti, kimler reddetti?
Çerçeve yasaya kaç milletvekili ne oy verdi? Kimler kabul etti, kimler reddetti?
İçeriği Görüntüle

989-16

NEDEN GİZLİ OPERASYON YAPILDI?

Trump’ın Ankara’dan ayrılışındaki gizli planın arkasında İran kaynaklı bir suikast tehdidinin bulunduğu bildirildi.

Washington Post’un kaynaklarına göre ABD yönetimi, tehdidi yeterince ciddi ve inandırıcı bulduğu için başkanın seyahat planında kapsamlı bir değişikliğe gitti. Böylece Trump’ın gerçek uçağının belirlenmesi ve olası bir saldırının hedefi haline getirilmesi ihtimalinin azaltılması amaçlandı.

Beyaz Saray İletişim Direktörü Steve Cheung ise haberlerle ilgili açıklamasında, ABD Başkanı’nın çok sayıda düşmanının bulunduğunu ve yönetimin bu tehditlerle mücadele etmek için gerekli gördüğü tüm yöntemleri kullandığını söyledi. Cheung ayrıca Katar tarafından ABD’ye verilen uçağın Trump ve ekibinin güvenliğini sağlayacak yüksek düzeyli güvenlik protokolleriyle donatıldığını belirtti.

Air Force

ANKARA’DAKİ NATO ZİRVESİ KRİTİK DÖNEME DENK GELMİŞTİ

Trump’ın Ankara ziyareti, NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen zirvesi kapsamında gerçekleşmişti. 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı zirve, Türkiye açısından da yılın en önemli diplomatik organizasyonlarından biri olmuştu.

Zirvenin yapıldığı dönemde Ortadoğu’daki gerilimlerin yanı sıra İran ile ABD arasındaki ilişkiler de güvenlik açısından önemli bir başlık oluşturuyordu. Bu nedenle ABD Başkanı’nın Ankara’dan ayrılışında uygulanan güvenlik tedbirlerinin olağan başkanlık seyahatlerinin ötesine taşındığı anlaşılıyor.

YENİ AİR FORCE ONE DA TARTIŞMALARIN ODAĞINDAYDI

Trump’ın Ankara ziyareti aynı zamanda ABD başkanlık uçağı açısından da dikkat çekici bir döneme denk geldi. Katar tarafından ABD’ye bağışlanan yeni Boeing 747-8, Trump’ın Türkiye ziyaretiyle birlikte ilk uluslararası uçuşunu gerçekleştirmişti.

Ancak Trump’ın Ankara’dan dönüşünde yeni uçak yerine eski Air Force One tipi uçağı kullanacağı açıklanmıştı. Trump da sosyal medya hesabından eski uçağı “eski günlerin hatırına” İngiltere’deki RAF Mildenhall üssüne götüreceğini duyurmuştu.

İşte bu açıklamanın ardından kamuoyuna yansıyan görüntüler, Trump’ın eski Air Force One’a binerek Türkiye’den ayrıldığı izlenimini oluşturdu. Sonradan ortaya çıkan bilgiler ise gerçek planın bundan oldukça farklı olduğunu gösterdi.

CLİNTON İÇİN DE BENZER YÖNTEM KULLANILMIŞTI

Trump için uygulanan operasyonun ABD başkanlık tarihinde tamamen yeni olmadığı da ortaya çıktı. Washington Post, benzer bir yöntemin 2000 yılında dönemin ABD Başkanı Bill Clinton için uygulandığını aktardı.

Clinton’ın Pakistan seyahatinde resmi Air Force One uçağı yanıltıcı bir hedef olarak kullanılırken, başkanın başka bir devlet uçağıyla seyahat ettiği belirtildi. Trump operasyonunda da benzer şekilde kamuoyunun dikkatini başka bir uçağa yönlendiren bir plan uygulandığı bildirildi.

Bu durum, ABD başkanlarının yüksek riskli seyahatlerinde kullanılan güvenlik yöntemlerinin ne kadar kapsamlı olabileceğini bir kez daha gündeme getirdi.

UÇUŞ SIRASINDA PERDELER NEDEN KAPALI TUTULDU?

Operasyonun bir başka ilginç ayrıntısı da gazetecilere verilen talimat oldu. Trump’ın gerçek uçağında bulunan gazetecilere uçuş sırasında pencere perdelerini kapalı tutmaları tavsiye edildi.

Gazeteciler daha sonra bu talimatın nedenini Trump’a sorduklarında ABD Başkanı'nın, bunun muhtemelen “tehlikeli bir uçuşta” olmalarıyla bağlantılı olduğunu söylediği aktarıldı. Bu ayrıntı, güvenlik tehdidinin uçuş boyunca ne kadar ciddiye alındığını gösteren unsurlardan biri olarak değerlendirildi.

Kaynak: Haber Merkezi