İlk 3 ayın değerlendirmesini yapmış vatandaş. Kendi çapında haklı mı? Elbette. Başkanın da bu sorulara vereceği cevaplar mutlaka vardır. Vatandaş cevap ister. En kısa zamanda bir halk toplantısıyla, Başkan da vatandaşını bilgilendirmelidir. Kendi bakış açısıyla zamana yaydığı tüm plan, proje ve çalışma programını halkla paylaşmalı ki, vatandaş ikna olsun. “Haa.. tamam o zaman” desin.

Lakin ivedilik bekleyen sorunlara, ya da neşter vurulması gereken konulara müdahale zamanı geçiyor gibi. Ben kendi açımdan, başkana verilen süreyi belirtmiştim. En azından 6 ay gibi bir süresinin olduğunu, Büyükşehir’e geçişle beraber belirsizliklerin olduğunu ve borç sarmalından dolayı yatırım ve hizmetlerin belli bir süre gecikebileceğini söylemiştim.

Ancak halkın ivedi beklediği birkaç konu var ki, zaman şu an için Başkan ve yeni yönetimin aleyhine işlemektedir.

Misal bir Ankara-Haymana ulaşım sorunun da geç kalınıyor. Öyle veya böyle, vatandaş haklı ya da otobüsçüler haklı tartışması bir tarafa, ortada çok ciddi bir sorun olduğu muhakkak. Çünkü bazı konular sıcağı sıcağına halledilmek zorundadır. Zaman bırakıldığı ve geciktiği sürece, hem çözülmesi zorlaşır, hem de işin ciddiyet boyutu kaçar.

EGO’nun gelip gelmeyeceği, gelir ise ne zaman geleceği, ne şekilde geleceği, bir an önce cevaplanması gereken sorulardır. Hem Haymanalı, hem dışarıdan gelen misafirlerin dikkat kesilerek ve yetkili ağızlardan duyacağı ferahlatıcı cevaplara çok fazla ihtiyaç var. Ertelenemez, ötelenemez, ileri tarihlere bırakılmayacak bir konu, ulaşım sorunu. Ve gün geçtikçe ciddiyetini kaybediyor, yeni yönetime olan güven sarsılıyor, yara iltihaplaşıp kangrenleşiyor. Cerrahi müdahale şart. Pansuman aşamasını çoktan aşmış bir sorun çünkü.

Aynı şekilde kaplıcalar ve belediyenin diğer birimlerindeki atamalar, görev yerleri değişimi ve işçilerin yer değiştirilmesi, işten ayrılanlar ve yeni işe alınan personeller ile ilgili de, vatandaşın ve kamuoyunun kafasındaki soru işaretleri giderilmeli. Geciken her cevap halkın ve taraftarın gözünde itibar erozyonuna sebep olmaktadır.

Özellikle merkez kaplıcada ki, gerek yönetim, gerek kaplıca temizliği ve davranışlarla ilgili şikayetler oldukça fazlalaşmaya başlamış, vatandaşın ajandasında. Bunlara da verilecek ikna edici cevapları bekler vatandaş.

Ramazan ayı yılın en uzun zamanlarına denk geliyor. Halk bir tık daha sevap kazanmak adına iftarını sabırla bekliyor. Ancak iftar sonrasında yapacak bir şey bulamıyor. İftar çadırlarının alabildiğine şova dönüştüğünü bilerek, oldum olası karşıyımdır. Hemen her gün aynı kişileri, aynı iftar masasında görerek yapılan hayır, hayır değildir. Eskiden kalma bir görenekle gizli ve el altından yapılırdı bu işler. Biz dedelerimizden öyle gördük, öyle dinledik. Süslü çadırlarla, alafranga bir uslupla ve olabildiğine cafcaflı yemeklerle fakir fukaranın gönül teli titretilmez. Oruçtan sonra bu insanlar evlerinde portakallı ördek yemiyorlar ki, ramazanda kavurmalar, kızartmalarla midelerini bir aylığına kandırsınlar. Bir ay sonra beden aynı yiyecekleri isteyip te bulamayınca, guruldamanın şiddeti daha can sıkıcı boyutlara ulaşıyor. Neyse asıl konu iftar sonrası dedik. Evet iftar çadırını geçiyoruz. Ancak iftar sonrası vatandaşın, ailesiyle, çoluk çocuğuyla eğleneceği, sahura kadar kafa dağıtacağı ve “Geçmiş ramazanlara özlemin bir nebze de olsa köreleceği” eğlence programları tertiplenebilirdi. Geçen yıllarda yapıldı bunlar. Bir sahne bir perde ile cıvıl cıvıl çocuk sesleri, mutlu ana babalar oluşturmak hem zor hem de külfetli olamaz. Amatör birkaç grup, eğlenceli birkaç film ile hoş zamanlar yaşatmak lazım vatandaşa. Hizmet bunlardır aslında.

Gülen yüzler yaratmanın sevabını, duasını, mutluluğunu hangi devasa betonlaşmalar verebilir ki? Ramazan davulcuları bile bir renkti, onlar bile önce flulaştı, sonra silindi gitti fakirhanelerimizden. Bir tas çorba kadar ihtiyaçlarımız aslında onlar. Ruh kirlenmesi yaşadığımız şu günlerde.

Belediyenin en kısa zamanda halkına dolu dolu cevaplar vermesi bir elzem gibi görünüyor. Her konuda, her tartışılan meselede, halk doyurucu cevaplarla ikna olmalı. Geçen 3 ayın muhasebesi sunulmalı, gelecek ayların, yılların planları, projeleri, yatırımları, atılımları her ne ise, tek tek anlatılmalı. İnsanların ekmek-su kadar geleceğini görmeye, bilmeye de ihtiyacı var. Vatandaş geleceği ile ilgili konuları kahvehane köşelerinde yorumlamamalı, bizzat ilk ağızdan ve yetkili kişilerden duymalı, “Taş taş üzerine koyulup, oluşacak hizmet binasını”...

SAYGILARIMLA