DİYANET'İN BU HAFTAKİ CUMA HUTBESİNDE İNSANLIK VURGUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), 16 Ekim 2026 Cuma günü camilerde okunmak üzere hazırladığı hutbede insan olmanın sorumluluklarına dikkat çekti. “İnsan!” başlığını taşıyan hutbede, bireyin hayatını şekillendiren tercihlerin, toplumsal ilişkilerin ve ahlaki değerlerin önemine değinildi.
İnsan olarak dünyaya gelmenin büyük bir nimet olduğu belirtilirken asıl sorumluluğun yaşam boyunca insani değerleri koruyabilmek olduğu ifade edildi.
Hutbede şu sözlere yer verildi:
"Yüce Rabbimiz, insanı; aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden, iradesiyle seçen ve yaptığı tercihlerle hayatına anlam katan müstesna bir varlık olarak yaratmıştır. Evet, insan olarak doğmak büyük bir lütuftur; fakat asıl olan bir ömür boyu insan kalabilmektir. Allah'ın rızasını gözetebilmek, yaratılış gayesine uygun bir hayat sürebilmektir. İçimizdeki iyilik kapılarını açık tutmak, ancak; kötülükleri de içeriye sokmamaktır."
İNSANİ DEĞERLERİN GÜNLÜK HAYATTAKİ ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Cuma hutbesinde insanlığın yalnızca sözlerle değil, günlük yaşamda ortaya konulan davranışlarla anlam kazandığına işaret edildi. Yaşlılara saygı gösterilmesi, çocuklara merhametle yaklaşılması, anne ve babaya iyilikte bulunulması ve ihtiyaç sahipleriyle dayanışma içinde olunması gerektiği belirtildi.
Toplumsal ilişkilerde sevgi, saygı ve yardımlaşmanın öneminin anlatıldığı hutbede, Hz. Muhammed'in "Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir" hadisi hatırlatıldı.
Hutbede bu konuda şu ifadeler kullanıldı:
"Evet, yaşlılara hürmet gösteren, hayatı boyunca hürmete nail olur. Çocuklara şefkatle davranan, kalbinin katılığından kurtulur. Anne ve babasına iyilikte bulunan, huzur ve mutluluğu yanı başında bulur. Hastaları ziyaret eden, ruhuna esenlik katar. Sofrasını yetim ve kimsesizlerle paylaşan, rahmet ve bereketi evine taşır. Komşusuna selam veren, sevgi ve muhabbetin toplumda yayılmasına vesile olur."
MAKAM, SERVET VE GÜCÜN YANLIŞ KULLANILMASINA UYARI
Hutbenin dikkat çeken bölümlerinden birinde ise makam, maddi zenginlik, bilgi ve gücün insan ilişkilerindeki etkileri ele alındı.
Sahip olunan imkânların başkalarına karşı üstünlük kurma veya insanları incitme amacıyla kullanılmaması gerektiği vurgulandı. İnsanın değerinin toplumsal statüsüne, ekonomik durumuna ya da dış görünüşüne göre belirlenemeyeceği ifade edildi.
Hutbede, gerçek zenginliğin ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, gerçek gücün öfkeyi kontrol edebilmek ve gerçek üstünlüğün ise takva sahibi olmakla ilişkili olduğu belirtildi.
Konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:
"Cenâb-ı Hak, ‘İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?' sorusu ile bizlerin dikkatini çekerken; insan, Rabbinin kendisine verdiği kıymeti unutuverir. Makamını üstünlük sebebi, servetini övünç vesilesi, bilgisini kibir aracı, gücünü başkalarını incitmenin bahanesi hâline getirebilir. Oysaki dinimiz İslam bizlere şunları öğretmektedir: Değerimiz; dış görünüşümüzden, sahip olduğumuz servetten, makamımızdan veya toplumdaki konumumuzdan kaynaklanmaz. Gerçek zenginlik, ihtiyaç sahiplerini gözetebilmek; gerçek güç, öfkeyi dizginleyebilmek; gerçek üstünlük ise takva sahibi olabilmektir"
GERÇEK ÜSTÜNLÜĞÜN ÖLÇÜSÜNE VURGU YAPILDI
Diyanet'in 16 Ekim tarihli hutbesinde, insanın sahip olduğu maddi ve manevi imkânları nasıl kullandığının önemine dikkat çekildi. Özellikle kibir, öfke ve başkalarını küçümseme gibi davranışlardan uzak durulması gerektiği mesajı öne çıktı.
Hutbede, toplumsal huzurun korunmasında merhamet, yardımlaşma ve karşılıklı saygının belirleyici olduğu vurgulanırken bireylerin hem kendilerine hem de çevrelerine karşı sorumluluklarını gözetmeleri istendi.




