Türkiye’de hukuk ve adalet kavramları, yalnızca mahkeme salonlarında değil; toplumun vicdanında da karşılık bulan değerlerdir. Bu yüzden Adalet Bakanlığı makamına gelen her isim, sadece bir bürokrat değil; aynı zamanda toplumsal beklentilerin taşıyıcısı olur.
Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak göreve başlaması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Hukuk camiasından gelen, yargı pratiğini yakından bilen bir ismin yürütmenin en kritik bakanlıklarından birine gelmesi; tecrübenin ve sahadaki birikimin kurumsal yönetime taşınması anlamına gelir.
Adalet, soyut bir kavram değildir. Bir annenin evladına duyduğu güven, bir esnafın hakkını ararken hissettiği cesaret, bir gencin geleceğe bakarken duyduğu umut… Hepsi adalet duygusuyla beslenir. Bu nedenle Adalet Bakanı’nın sorumluluğu yalnızca kanunları uygulamak değil; toplumun adalet algısını güçlendirmektir.
Sayın Gürlek’in hukuk geçmişi, yargı süreçlerine hâkimiyeti ve sistemin içinden gelmesi önemli bir avantajdır. Türkiye’nin son yıllarda hem içeride hem dışarıda yaşadığı hukuki tartışmalar düşünüldüğünde, reform diliyle güven veren bir yaklaşımın ne kadar kıymetli olduğu ortadadır. Hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi, yargı bağımsızlığına duyulan güvenin artması ve vatandaşın mahkemeye gittiğinde “hakkım korunur” diyebilmesi, bu dönemin en temel beklentileridir.
Adalet Bakanlığı makamı; polemik değil, sükûnet ister. Sert söylemler değil, soğukkanlı hukuk dili ister. Toplumu ayrıştıran değil, ortak vicdanda buluşturan bir yaklaşım ister. Yeni dönemin bu anlamda daha kapsayıcı, daha şeffaf ve daha reform odaklı olmasını temenni etmek hepimizin ortak hakkıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; güçlü bir devlet ile güçlü bir hukuk düzeninin aynı anda var olabilmesidir. Devlet otoritesi ile bireysel hak ve özgürlüklerin dengede olduğu bir sistem, hem demokrasiyi hem istikrarı besler.
Yeni görevinde Akın Gürlek’e başarılar diliyorum. Umut ederim ki bu dönem, adalet duygusunun daha da güçlendiği; hukuk güvenliğinin pekiştiği ve toplumun her kesiminin kendini eşit ve güvende hissettiği bir süreç olur.
Çünkü adalet, bir ülkenin en büyük teminatıdır