Ortadoğu’da uzun süredir “savaş ihtimali” konuşuluyordu. Bugün gelinen noktada ise ihtimaller değil, fiilî çatışma dili hâkim. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki görüşmeler yarıda kaldı; diplomasi sustu, sahadaki gürültü yükseldi.
Son saatlerde uluslararası basına yansıyan ve henüz bağımsız kaynaklarca tam doğrulanmamış iddialar, çatışmanın seyrini bambaşka bir noktaya taşıdı. İddialara göre İran’ın dini lideri Ali Hamaney hedef alındı ve öldürüldü. Eğer bu bilgi teyit edilirse, bu sadece bir askerî operasyon değil, rejimin kalbine indirilmiş stratejik bir darbe anlamına gelir.
Diplomasi Bittiğinde Ne Olur?
Diplomasi masası devrildiğinde yerine iki şey gelir:
Güç gösterisi ve intikam döngüsü.
ABD–İran hattında yaşananlar da tam olarak bu. Nükleer program, yaptırımlar, bölgesel nüfuz mücadelesi ve İsrail güvenliği başlıkları artık müzakere konusu olmaktan çıkıp askerî hedef listesine girmiş durumda.
Bir dini liderin hedef alınması — doğruysa — şu mesajı içerir:
“Bu artık sınırlı bir gerilim değil, rejimle hesaplaşmadır.”
Bu noktadan sonra İran’ın geri adım atması zorlaşır. Çünkü mesele artık sadece dış politika değil, iç meşruiyet ve rejim güvenliği meselesidir.
Kontrollü Savaş mı, Kontrolden Çıkmış Kaos mu?
Bugün sahada yaşananlar henüz topyekûn bir dünya savaşına işaret etmiyor. Ancak kontrollü çatışma söylemi de giderek anlamını yitiriyor. Vekil güçler, deniz yolları, hava saldırıları ve siber hamleler iç içe geçmiş durumda.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak en küçük kriz, sadece Ortadoğu’yu değil, küresel ekonomiyi de sarsar. Petrol fiyatları, enerji güvenliği ve tedarik zincirleri bu savaşın ilk kurbanları olur.
Türkiye Bu Tabloyun Neresinde?
Türkiye için bu kriz “uzaktan izlenecek” bir gelişme değil.
Enerji hatları, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar doğrudan etkileniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar benimsediği denge siyaseti, böyle dönemlerde daha da kritik hâle geliyor. Türkiye’nin çıkarı nettir:
Savaşın büyümesi değil, yangının çevre ülkelere sıçramadan söndürülmesi.
Ancak gerçekçi olalım:
Diplomasinin bu kadar zayıfladığı bir ortamda arabuluculuk her zamankinden daha zor.
Kim Kazanır?
Bu sorunun cevabı net:
Kimse.
• İran ağır bir ekonomik ve toplumsal bedel öder.
• ABD yeni bir Ortadoğu maliyetini sırtlanır.
• İsrail sürekli teyakkuz hâlinde yaşar.
• Bölge halkları ise yine bedeli ödeyen taraf olur.
Son Söz
Eğer İran’ın dini liderinin öldürüldüğü iddiası doğrulanırsa, Ortadoğu’da bir dönem kapanmış, çok daha sert bir dönem açılmış demektir. Bu, sınırları belli bir çatışma değil; sonucu öngörülemeyen bir hesaplaşmadır.
Bugün Ortadoğu’da asıl soru şudur:
Bu savaş nerede duracak?
Ve belki daha da önemlisi:
Durdurabilecek bir akıl kaldı mı?