Altındağ Belediyesi, kültür ve maneviyatı buluşturan anlamlı bir çalışmaya daha imza attı. Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin öncülüğünde, Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür Sanat Merkezi’nde açılan Mukaddes Emanetler Sergisi, Ankara’da yalnızca bir kültür etkinliği değil; derin bir manevi buluşma olarak karşılık buldu.

Serginin açılışı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Daha ilk anda mekânın havası değişti. Çünkü bazı sesler vardır; kulağa değil, doğrudan kalbe ulaşır. Günlük hayatın gürültüsü, telaşı ve sert ritmi o an için sustu. İnsan durdu, eğildi ve hissetti.

Açılışta konuşan Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Türk milletinin Peygamber Efendimize duyduğu sevginin tarihsel ve sarsılmaz bir bağ olduğunu vurguladı. Bu sevginin yalnızca sözle değil; davranışla, fedakârlıkla ve hassasiyetle yaşatıldığını ifade etti. Asırlardır bu topraklarda süren emanet bilincinin, bugün de aynı titizlikle korunduğunu dile getirdi.

Gerçekten de bu millet için emanet, sıradan bir miras değildir. Osmanlı’dan bugüne uzanan bu manevi çizgi; kimi zaman Hicaz Demiryolu Medine’ye ulaşırken tren sesleri Resulullah’ın huzurunu incitmesin diye rayların altına döşenen keçede kendini gösterir. Kimi zaman da Fahrettin Paşa’nın, en zor şartlar altında mukaddes emanetleri koruyarak İstanbul’a ulaştırmasındaki sarsılmaz iradede…

Çünkü bu millet, emanete ihanet etmez.

Altındağ Belediyesi’nin ev sahipliğinde açılan bu sergi, işte bu hassasiyetin bugüne düşen bir yankısı. Herhangi bir maddi beklenti olmadan, yalnızca manevi bir sorumlulukla hazırlanmış. Bu adanmışlığın ardındaki isim ise Erol Güzel.

Serginin küratörü Erol Güzel, yıllardır sürdürdüğü bu çalışmayla mukaddes emanetleri yalnızca sergilemiyor; onları insanlarla buluşturuyor. Onun yaklaşımında camekânlar değil, gönüller ön planda. Emanetlerin hikâyesini, ruhunu ve taşıdığı manayı doğru bir dille aktarmayı hedefleyen bu anlayış, sergiyi klasik bir koleksiyon çalışmasının çok ötesine taşıyor. Yapılan iş, emaneti ehline teslim etme sorumluluğu olarak okunuyor.

Üç aylar ve Ramazan ayı öncesinde açılan sergi, zamanlamasıyla da ayrı bir anlam kazanıyor. Ziyaretçilerin yüzlerinde beliren sükûnet, özellikle kadınların gözlerinde biriken yaş, serginin yalnızca vitrinlere değil kalplere hitap ettiğini açıkça gösteriyor.

Erol Güzel’in ifadesiyle burada bir sergiden fazlası var:

“Seveni, sevdiğiyle buluşturuyoruz.”

Sergide yer alan Hücre-i Saadet’in anahtarı, insanı kelimelerden mahrum bırakıyor. Bir kapıyı açmaktan çok, bir teslimiyeti simgeleyen bu anahtar; Osmanlı’nın mukaddes emanetlere gösterdiği derin hürmetin sessiz bir tanığı olarak ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. Ve o cümle zihinde yankılanıyor:

“Burada madde değil, aşk var.”

Resulullah Efendimiz’in Medine’de dinlendiği, Ashab-ı Kiram ile sohbet ettiği semure ağacına dair anlatımlar ise salondaki herkesin yüreğine dokunuyor. Çünkü bazı emanetler vardır; bakılmaz, hissedilir.

Mukaddes Emanetler Sergisi, 30 Ocak’a kadar Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Ancak buradan çıkan herkesin yanında götürdüğü şey bir bilgi ya da görüntü değil; bir arınmışlık oluyor.

Kalbin üzerindeki fazlalıklar sessizce dökülüyor,

Yerine bir dua yerleşiyor…

Bir sükûnet…

Ve insanın aslına doğru yönelen, kelimesiz bir davet.

Bazı sergiler gezilir.

Bazıları hatırlatır.

Bazıları ise insanı aslına yaklaştırır.

Altındağ Belediyesi’nin bu anlayışla hayata geçirdiği Mukaddes Emanetler Sergisi, belediyeciliğin yalnızca yol, bina ve hizmetten ibaret olmadığını; kalbe, hafızaya ve inanca da dokunabildiğini gösteriyor. Kültürü ve maneviyatı aynı çatı altında buluşturan bu yaklaşım, şehirle insan arasındaki bağı derinleştiriyor.

Bu manevi yolculuk, sadece görmek için değil; durmak, hissetmek ve hatırlamak için herkese açık.

Kalbine bir adım atmak isteyen herkesi, bu sessiz ama güçlü davete kulak vermeye çağırıyor.

Mukadder ben;

İnsanı aslına yaklaştıran bu yürüyüşe, ‘en sevgiliye’ kalbiyle eşlik etmek isteyen herkesi davet eden…

Sevgilerimle...