Liderlik, devlet refleksi ve tarihin ayırıcı çizgisi

Devletler krizleriyle ölçülür, liderler ise o kriz anındaki refleksleriyle tarihe yazılır. Aynı yüzyılın iki farklı coğrafyasında yaşanan iki kritik gece, bu gerçeği bir kez daha gösterdi. Biri Latin Amerika’da, diğeri Anadolu’da… Sonuçları ise birbirinden tamamen farklı.

Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolás Maduro için “uyudu” deniliyor. Bu benzetme elbette mecazi. Asıl anlatılmak istenen; devlet refleksinin zayıflığı, kurumların dağınıklığı ve liderliğin krize hazırlıksız yakalanmasıdır. Uzun süredir ekonomik darboğaz, uluslararası baskı ve iç siyasi gerilimle boğuşan Venezuela’da, devlet mekanizması kritik eşiği aşamadı. Sonuçta kontrol başkasının eline geçti.

Türkiye’de ise 15 Temmuz 2016 gecesi bambaşka bir tablo yaşandı.

O gece Türkiye’de tanklar yürüdü, uçaklar alçaktan uçtu, Meclis bombalandı. Ama hesap edilemeyen bir şey vardı: Milletin iradesi ve liderliğin uyanıklığı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o gece uyumadı. Risk aldı, sorumluluk aldı, milletin önüne geçti. Bir çağrı yaptı ve milyonlarca insan o çağrıya karşılık verdi.

15 Temmuz’u diğer darbe girişimlerinden ayıran tam da budur. Bu ülkede darbe planlayanlar, devletin zirvesinin “bekle-gör” diyeceğini sandı. Oysa karşılarında tereddüt etmeyen bir liderlik buldular. Erdoğan’ın o gece sergilediği tutum, sadece bir siyasi hamle değil; devlet aklının refleksiydi.

Burada mesele Maduro’yu savunmak ya da eleştirmek değildir. Mesele, kriz anında liderliğin ne yaptığıdır. Devlet dediğiniz yapı, normal zamanlarda değil; olağanüstü anlarda ayakta kalır. Kurumlar çökerken lider ayakta kalabiliyorsa, millet de ayakta kalır.

15 Temmuz bize şunu öğretti:

Darbeler silahla yapılır ama liderlik iradeyle kazanılır.
Uyanık olmak; sadece gözleri açık tutmak değil, milletle aynı anda harekete geçebilmektir.

Bugün dünya siyasetinde yaşanan her ani müdahale, her lider tasfiyesi, Türkiye açısından bir hatırlatmadır. Eğer o gece Cumhurbaşkanı uyusaydı, belki de bugün bambaşka bir Türkiye konuşuyor olacaktık. Ama o gece uyunmadı. Devlet uyumadı. Millet uyumadı.

Bu yüzden cümle nettir ve tarihe not düşülmüştür:

Maduro uyudu.

Erdoğan ise 15 Temmuz’da uyumadı.