Roma İmparatorluğu’nun yaklaşık 300 bin kilometrelik kara yolu ağı üzerine yapılan yeni araştırma, Ankara’nın antik dönemdeki ulaşım konumunu yeniden gündeme taşıdı. Ancyra adıyla bilinen Ankara’nın, kara yolu bağlantıları açısından Roma’dan daha merkezi noktalardan biri olduğu belirlendi. Araştırma, Ankara’nın ulaşım merkezi olma özelliğinin binlerce yıl öncesine uzandığını ortaya koydu.
Ankara’nın Roma’dan daha merkezi olduğu ortaya çıktı
“Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözüyle hafızalara yerleşen Roma İmparatorluğu’nun ulaşım ağı, bu kez Ankara detayıyla gündeme geldi. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada, Roma İmparatorluğu’nun Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya yayılan kara yolu ağı ayrıntılı biçimde incelendi. Araştırmacılar, yaklaşık 300 bin kilometrelik Roma yolu üzerinde kentlerin ağ içerisindeki konumlarını ve ulaşılabilirliklerini analiz etti.
Çalışmada kullanılan Itiner-e veri seti, Roma İmparatorluğu'nun en geniş sınırlarına ulaştığı döneme ilişkin yaklaşık 299 bin kilometrelik kara yolunu içeriyor. Araştırmacılar bu yolları yalnızca harita üzerindeki çizgiler olarak değil, farklı kentleri birbirine bağlayan büyük bir ulaşım ağı olarak değerlendirdi. Sonuçlar ise Roma merkezli bilinen anlatının kara yolu ulaşımı açısından yeniden değerlendirilmesini gerektiren bir tablo ortaya koydu. Araştırmaya göre Ankara’nın antik adı Ancyra, bugünkü Antakya’nın bulunduğu Antiokheia ve İstanbul’un antik dönemdeki adı Byzantion gibi kentler, kara yolu ağı içerisinde Roma’dan daha merkezi konumdaydı.
Ankara neden bu kadar önemliydi?
Araştırmanın Ankara açısından en dikkat çekici sonucu, kentin yalnızca bir güzergâh üzerinde bulunması değil, Anadolu’daki farklı yolların birbirine bağlandığı önemli bir ulaşım düğümü olmasıydı.
Ancyra, Roma döneminde Galatia eyaletinin başkentiydi. Ankara Üniversitesi tarafından yayımlanan akademik bir çalışmada da Ancyra’nın MÖ 25'ten itibaren Galatia eyaletinin önemli kentlerinden biri olduğu ve Roma döneminde kentleri birbirine bağlayan yol ağının geliştiği belirtiliyor.Başka tarihsel kaynaklarda da Ancyra’nın doğu-batı ve kuzey-güney yönündeki yolların kesiştiği önemli bir merkez olduğu aktarılıyor. Kent, Anadolu içindeki ulaşım bağlantıları sayesinde askeri hareketlilik, idari faaliyetler ve ticaret açısından önem taşıyordu. Bu nedenle bugünkü Ankara’nın Türkiye’nin farklı bölgelerine ulaşımı sağlayan önemli karayolu bağlantılarının merkezinde bulunması, kentin coğrafi konumuyla birlikte düşünüldüğünde yeni bir anlam kazanıyor.
Roma’ya gitmeyen en önemli güzergâhlardan biri Ankara’dan geçiyordu
Araştırmada ortaya çıkan bir başka dikkat çekici ayrıntı ise Roma İmparatorluğu içerisindeki en önemli kara yolu bağlantılarından birinin Roma’dan geçmemesi oldu.
Araştırmacıların analizine göre önemli güzergâhlardan biri Kuzey Afrika ve Levant kıyılarından ilerleyerek Antakya çevresine ulaşıyor, buradan Anadolu'ya geçerek Ankara yakınlarından devam ediyor ve İstanbul üzerinden Avrupa’ya uzanıyordu. Güzergâh daha sonra İtalya’nın kuzeyindeki Po Ovası ve Milano çevresinden geçerek Fransa’ya kadar ulaşıyordu. Böylece Akdeniz’in doğusundan Avrupa’nın batısına uzanan geniş kara yolu bağlantısında Ankara önemli bir ara merkez olarak öne çıkıyordu. Bu rota, Roma İmparatorluğu’nun kara yolu ağının yalnızca Roma merkezli düşünülmemesi gerektiğini de gösterdi.
Ankara’nın yol hikâyesi Roma’dan da eski
Ankara’nın ulaşım açısından öneminin Roma döneminde başlamadığına ilişkin tarihsel bulgular da bulunuyor. Ancyra’nın daha eski dönemlerde de Anadolu’daki önemli güzergâhlardan biri üzerinde yer aldığı aktarılıyor. Tarihsel kaynaklarda Ankara’nın Kral Yolu ile bağlantılı bir merkez olduğu ve doğu ile batı arasındaki ulaşım ağında yer aldığı belirtiliyor.
Roma dönemine gelindiğinde ise bu konum daha geniş bir imparatorluk ulaşım sisteminin parçası haline geldi. MÖ 25 yılında Galatia eyaletinin kurulmasıyla Ancyra’nın idari önemi de arttı. Kentte Roma dönemine ait şehir dokusu ve yol bağlantıları üzerine yapılan arkeolojik çalışmalar, Ankara’nın bu dönemdeki gelişimine ilişkin önemli veriler ortaya koydu. Dolayısıyla yeni araştırmanın Ankara açısından dikkat çekici tarafı yalnızca kentin Roma’dan daha merkezi çıkması değil. Ankara’nın Anadolu’daki ulaşım merkezi olma özelliğinin çok daha eski bir tarihsel arka plana sahip olması da araştırmanın sonuçlarıyla birlikte yeniden gündeme geldi.
Roma yolları bugünkü ulaşım ağını da etkiledi
Araştırma yalnızca antik kentlerin bağlantılarını incelemekle kalmadı. Çalışmada Roma yollarının modern ulaşım sistemleri üzerindeki uzun vadeli etkisi de ele alındı. Araştırmacılar, Roma dönemindeki yol yoğunluğu ile günümüzdeki önemli kara yolları arasında bazı bölgelerde ilişki bulunduğunu ortaya koydu. Ancak araştırmacılar, modern yolların tamamının Roma dönemindeki güzergâhları takip ettiğini söylemenin mümkün olmadığını da vurguladı.
Bu durum, Ankara açısından da dikkat çekici bir tarihsel sürekliliğe işaret ediyor. Binlerce yıl önce Anadolu içindeki ulaşım ağında önemli bir konuma sahip olan kent, bugün de Türkiye’nin doğu-batı ve kuzey-güney yönündeki ulaşım bağlantılarının kesiştiği şehirlerden biri olmayı sürdürüyor.
Roma yolları sanıldığı kadar dümdüz değildi
Araştırmanın bir diğer bulgusu da Roma yollarıyla ilgili yaygın kabullerden birini değiştirdi. Roma yollarının her koşulda dümdüz yapıldığı yönündeki yaygın anlayışın aksine araştırmacılar, yolların arazinin izin verdiği ölçüde düz ilerlediğini, ancak topoğrafyanın güzergâhları önemli ölçüde etkilediğini belirledi.
Özellikle düz ve alçak arazilerde daha doğrusal yollar görülürken dağlık ve engebeli bölgelerde güzergâhların araziye uyum sağladığı tespit edildi. Roma yollarının modern yollara kıyasla genel olarak daha az düz olduğu sonucuna da ulaşıldı. Bu açıdan Anadolu gibi dağlık ve farklı yükseltilere sahip geniş bir coğrafyada yer alan Ankara’nın tarih boyunca farklı güzergâhların kesiştiği bir merkez haline gelmesi, coğrafi koşullarla da bağlantılıydı.
Yaklaşık 300 bin kilometrelik yol ağı incelendi
Araştırmada kullanılan Itiner-e veri seti, Roma İmparatorluğu'nun en geniş dönemine ilişkin 299 bin kilometreden fazla yolu içeriyor. Veri setinde ana yolların yanı sıra ikincil yollar da bulunuyor. Araştırmacılar, veri setindeki yolların önemli bir bölümünün kesin olarak tespit edilmiş güzergâhlardan oluşmadığını, bazı yolların tarihsel ve arkeolojik kanıtlara dayanılarak tahmin edildiğini belirtiyor. Bu nedenle araştırma, Roma yol ağının bugüne kadar oluşturulan en kapsamlı dijital modellerinden biri olsa da tüm güzergâhların kesin konumlarının bilindiği anlamına gelmiyor. Bu ayrıntı, araştırmanın sonuçlarının nasıl okunması gerektiği açısından önem taşıyor.
“Bütün yollar Roma’ya çıkar” sözüne bilimsel bir düzeltme
Araştırmacıların ulaştığı sonuç, Roma’nın ulaşım sistemindeki önemini ortadan kaldırmıyor. Roma, özellikle Akdeniz'deki deniz ulaşımı açısından son derece önemli bir merkezdi. Ancak araştırma yalnızca kara yollarına odaklandığı için deniz ve nehir ulaşımı hesaba katılmadı. Araştırmacılar, bu ulaşım türlerinin de dahil edilmesi halinde Roma’nın genel ulaşım ağındaki konumunun farklı değerlendirilebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle araştırmanın ortaya koyduğu temel sonuç, Roma’nın önemsiz olduğu değil; Roma İmparatorluğu’nun kara yolu ağına bakıldığında Ankara, Antakya ve Byzantion gibi kentlerin bazı ulaşım ölçütlerinde Roma’dan daha merkezi konumda bulunduğu oldu. Ankara açısından ise araştırma, bugün Türkiye’nin başkenti olan kentin ulaşım merkezi kimliğinin yaklaşık 2 bin yıl öncesine uzanan tarihsel bir geçmişe sahip olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.








