Atatürk 19 Mayıs’ı ve Vatanı gençlere emanet etti. Zamanla; “Atam izindeyiz, ama şimdilik yıllık izindeyiz’’ durumları çıktı ortaya. Türk gençliğinde eksen kayması ve profil sarsılması yaşandı. Mesela; Eskilerde daha dünyevi meselelerin ve ideolojilerin yazılıp çizildiği gazeteler okurdu gençlik. Cin gibi, her konuya hakim, görüşü olan idealist “gençler’’ di. Bakıyorum şimdi en çok okudukları gazete; magazinin, erotizmle harmanlandığı, memleket meselesini “eften püften’’ geçiştiren POSTA gazetesi. Günde 5 gazete okuyor TEKİN. Kim okuyor bu kadar? Ama sorsan TEKİN; deli, bizler akıllıyız. Haliyle memleketin gençleri birbirine POSTA koymada mahirleşmişler. Racon kesmek, Polat ALEMDAR olmak, yükselen trend olmuş. Dünya gençleri ile “beyin fırtınası’’nda İDDİA edeceğine, kolay yoldan para kazanmak için İDDAA oynamayı seçmişler. Ellerdeki kuponlar kadar “kağıttan kaplan” bir gençliğin, yeni neslin, kurtarıcı olmasını bekliyoruz, cümbür cemaat. Sporcunun; “Zeki, Çevik ve Ahlaklısını severim’’ diyen Atatürk’e nazire yaparcasına; Dünya şampiyonalarında derece alan birçok sporcumuz “Doping’’li çıkıyor. Zeki’yiz ya güya, kimse çakmaz sanıyoruz. Çevik bir çakallık derdindeyiz. Ama AHLAK dersen, TERBİYE dersen “evde uyuyor’’ mübarek. Yapalım doping’i, kapalım madalyayı, kimse uyanmaz. Uyanırsa da “komploya kurban gittim’’ diye ağlanmalar sızlanmalar. Sonra da “çakma vatandaş’’ Elvan ABEYLEGESSE’ler, Karin Melis MEY’ler, Colin KAZIM’lar gelsin bayrağımızı dalgalandırsın. Kitap okumayı sevmiyoruz ama, her şeyi “kitabına uydurma’’ da üstümüze yok maşallah. Avrupa’da kitap okuma oranı yüzde 21, bizde onbinde bir. İhtiyaç listemizde kitap; 235. sırada. Ama devletimiz bile eğitime yıllık kişi başı sadece 142 dolar ayırıyor. Bu dünya sıralamasında sondan beşinci sıra. Cin Ali Topu atıktan sonra kitapla ilişkimiz kesiliyor yani. Tarihiyle gurur duyan ama tarihini hiç bilmeyen bir gençlik profili var karşımızda. Tüm tarih bilgimizi; Sultan Sülüman ile Hürrem’in cilveleşmesinden ibaret sanıyoruz. Onu da TV’lerden izliyoruz, yalan yanlış. “FATİH’in İstanbul’u fethettiği yaştasın’’ ile gaza gelen gençlik, artık “ZUCKERBERGER’in FACEBOOK’u kurduğu yaştasın’’ ile gaza geliyor. Net bir tarih bilgisinden ziyade, interNET gençliği ile avunmak kaçınılmaz oluyor. Ayranı yok içmeye, ancak; kredi ile “babam sağolsun’’ ile, borçla, harçla alınan FERRARİ ile gidiyoruz su içmeye. Dokunmatik telefonu olmayana “dokunaklı’’ bakar olduk. Bizim olmayan bir parayı harcamak ne güzel. Sonra; İcralar, yıkılan yuvalar, tefecilere düşülen dramatik öyküler, “başucu’’ kitabımız oluyor. ATATÜRK; “Ey Türk Gençliği’’ dedi uyanmadık, “Her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir’’ dedi, tınmadık, “Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki kanındadır’’ dedi, ciddiye almadık. Ondan sonra “Emperyalizm aldı yürüdü’’ dedik, “memleket elden gidiyor, satılıyor’’ dedik, “Açlık sefalet aldı yürüdü’’ dedik, koştuk makarnaya, bulgura, kömüre. Zamanla “vurdumduymaz’’ olduk, “banane’’ci olduk. “adamsende”ci olduk. Eeee…19 Mayıslarda “Atam İzindeyiz’’ desek ne olacak. İzi kaybetmişiz zaten, onun bunun izinden yürümekten, yolu kaybetmişiz; “iz’’ neymiş. Pazar günü 19 Mayıs kutlamaları vardı Haymana’da. Protokolden başka kimse ciddiye bile almamış. Onlar bile eksik. Sadece atanmışlar var, seçilmişler hangi ÖZEL(!) günde ise’ler acaba? Ne bir anlamı kalmış, ne bir ciddiyeti. İçi boşaltılmış bir 19 Mayıs. “Adet yerini bulsun’’. O günün ruhunu anlamak lazım, ruh çağırmaktan öte. Gençliğin düştüğü boşlukta, gençler mi suçlu? yoksa onu bu boşluğa iten büyükler mi? Ya da çıkmasına el uzatmayanlar mı? Değerlerin altını oyduktan sonra, “saldım çayıra, mevlam kayıra’’ diyenler mi? Düşünüyorum da; Bugünkü gençlik Atatürk zamanında olsaydı, Atatürk; “Arkadaşlar, ben Samsun’a gidiyorum’’ deyince; “Ya boşver abicim yaa… Memleketi sen mi kurtaracan Allah aşkına’’ diyen bir gençlikle yüzyüze gelirdi, eminim... SAYGILARIMLA