Bir yıl önce, 15 Haziran 2025 günü saat 15.50'de bir yoğun bakım odasında sadece babamı değil; çocukluğumu, sığındığım limanı ve gölgesinde huzur bulduğum koca çınarımı uğurladım. Ama o giderken bile beni bırakmadı; "Matmazel"ini güzel ve özel yüreklere emanet ederek sevgisini ve koruyuculuğunu bu dünyada bırakıp gitti.
Bugün 15 Haziran...
Takvimler bir yıl geçtiğini söylüyor.
Ama yüreğim, sanki dünmüş gibi hatırlıyor.
Geçen yıl tam da bir Babalar Günü'nde, hayatımın en ağır imtihanlarından birini yaşadım. Bir evlat için söylenmesi en zor cümlelerden birini kurdum; babamı ebediyete uğurladım.
Takvimler 15 Haziran 2025'i gösteriyordu...
Saat 15.50...
Bir hastanenin yoğun bakım odasında, hayatımın en uzun vedası yaşanıyordu.
O gün sadece bir insanı toprağa vermedim.
Çocukluğumu verdim.
Sırtımı yasladığım koca çınarımı verdim.
Her düştüğümde ayağa kalkacağımı bildiğim güven duygusunu verdim.
İnsan babasını kaybedince anlıyor; bazı yoklukların tarifi yokmuş.
Aradan geçen günler, aylar ve mevsimler acıyı bitirmiyor. Sadece onunla yaşamayı öğretiyor. Fakat bazı tarihler var ki, kalbin bütün yaralarını yeniden açıyor.
İşte bugün öyle bir gün...
Çünkü bazı günler vardır; takvimde sıradan görünür ama insanın içinde fırtınalar koparır.
Bugün de benim için öyle bir gün.
Babam...
Ben sana hiçbir zaman sadece "babam" diyemedim.
Çünkü sen benim için bundan çok daha fazlasıydın.
Sen benim Koca Çınarımdın.
Varlığıyla güven veren...
Gölgesinde huzur bulduğum...
Ne zaman yorulsam sırtımı yasladığım Koca Çınarım...
Bugün dönüp geçmişe baktığımda kulaklarımda en çok kalan seslerden biri yine senin sesin oluyor.
"Matmazelim..."
Bana böyle seslenirdin.
Belki tek bir kelimeydi ama içinde sevgi vardı.
Şefkat vardı.
Gurur vardı.
Ve her şeyden önemlisi, bana duyduğun sonsuz güven vardı.
Ben bazen kendimden şüphe ederken sen inanırdın bana...
Ben korkarken sen cesaret verirdin.
Ben yorulurken sen bana güç olurdun.
Çünkü sen yalnızca seven bir baba değildin.
Sen aynı zamanda evladına güvenen bir babaydın.
Bu yüzden bugün özlediğim sadece bir baba değil.
Bana inanan, bana güvenen, beni benden bile iyi tanıyan bir yürek...
Ve Koca Çınarım, şimdi dönüp baktığımda son günlerinde bile beni düşünmüş olduğunu görüyorum.
Sanki gideceğini anlamış gibiydin.
Sanki içinden yaklaşan vedayı hissediyordun.
Ve tam da o zaman, beni güzel yüreklere emanet ettin.
Seçkin insanlara...
Vefalı dostlara...
Kıymet bilen insanlara...
Yani yine bırakmadın beni.
Yine korudun.
Yine kolladın.
Yine baba oldun.
Bugün sana gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki;
Emanetin emin ellerde koca çınarım.
Matmazelin yalnız değil.
Senin sevgini bilen insanların arasında...
Senin dualarının gölgesinde...
Ve hâlâ senin öğrettiklerinle ayakta duruyor.
Çünkü biliyorum ki ölüm, seven yürekler için bir ayrılık değil; uzun bir özlemdir.
Aramızda kilometreler, şehirler ya da yıllar yok artık.
Aramızda sadece iki dünya var.
Ben bu dünyanın misafiriyim.
Sen öteki dünyanın...
Ve inanıyorum ki bir gün, vakit tamam olduğunda, yarım kalan bütün cümlelerimizi yeniden kuracağız.
Bugün mezarının başında değilsem bile hatıranın başındayım.
Sesin kulaklarımda...
Nasihatlerin zihnimde...
Duaların omuzlarımda...
İyi ki benim babam oldun.
İyi ki hayatıma iz bıraktın.
İyi ki bana sevmenin, emek vermenin ve dik durmanın ne demek olduğunu öğrettin.
İyi ki bana "Matmazelim" diye seslendin.
İyi ki hayatım boyunca arkamda duran koca çınarım oldun.
Bugün senin yokluğunun birinci yılı.
Ama sevgimizin ne ilk günü ne de son günü...
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Ruhun şâd olsun babam.
Seni dün özledim.
Bugün özledim.
Yarın da özleyeceğim.
Ve bir evlat olarak son nefesime kadar, adını kalbimde taşımaya devam edeceğim.
Mukadder ben; özlem ve sevgi ile hâla çınarının gölgesinde yaşayan...
Sevgilerimle...