Birlikte yönetim, güçlü temsil ve esnafın derdine dokunan çözümler… Mehmet Yiğiner liderliğindeki yeni TESK yönetimi, esnafın yıllardır beklediği konuları yeniden gündemin merkezine taşıyor.
Esnaf teşkilatında sadece bir bayrak değişimi değil, geçmişten gelen birikimin yeni hedeflerle buluştuğu bir dönem başlıyor. Gönüllerde iz bırakan hizmet anlayışı ve kurumsal tecrübesiyle TESK Genel Başkanlığına seçilen Mehmet Yiğiner'in liderliğinde şekillenen yeni yönetim, esnafın yıllardır çözüm beklediği sorunlara odaklanıyor. Genel Başkan Vekili Hayrettin Yıldırım'ın önemli açıklamaları ise bu yeni dönemin şifrelerini ortaya koyuyor. Krediye erişimde yıllardır esnafın önüne çıkan engeller, 7.200 prim günü beklentisi ve teşkilatın geleceğine ilişkin dikkat çeken mesajlar… Bir camianın umuduna, emeğine ve beklentilerine kulak veren bu yeni dönemde neler değişiyor?
Birlikte yönetim, güçlü temsil ve esnafın derdine dokunan çözümler… Mehmet Yiğiner liderliğindeki yeni TESK yönetimi, esnafın yıllardır beklediği konuları yeniden gündemin merkezine taşıyor.
Bazı görevler vardır; yalnızca bir unvanı değil, büyük bir camianın umudunu, beklentisini ve sorumluluğunu da beraberinde getirir. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanlığı da işte böyle önemli bir makam…
Türkiye'nin dört bir yanında alın teri döken, dükkânının ışığını sabahın ilk saatlerinde yakan, emeğiyle ailesini geçindiren ve ülke ekonomisinin temel taşlarından biri olan milyonlarca esnaf ve sanatkârın temsil edildiği bu büyük çatı kuruluşunda yeni bir dönem başladı.
Bu yeni dönemin başında ise esnaf teşkilatının yakından tanıdığı, yıllardır saha tecrübesiyle, teşkilatçılığıyla ve yönetim anlayışıyla öne çıkan bir isim var: Mehmet Yiğiner.
Yiğiner'in TESK Genel Başkanlığına seçilmesini yalnızca bir görev değişikliği olarak değerlendirmek, ortaya çıkan tablonun anlamını eksik okumak olur.
Çünkü bazı isimler görev aldıkları makamlarla değil, görev yaptıkları dönemlerde bıraktıkları izlerle anılır. Mehmet Yiğiner de esnaf teşkilatı içerisindeki geçmişi, temsil kabiliyeti, kurumsal yönetim anlayışı ve insan ilişkilerindeki güçlü yönüyle geniş bir kesimin takdirini kazanmış isimlerden biri.
Özellikle Ankara esnaf teşkilatında ve Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanlığı döneminde ortaya koyduğu birikim, teşkilatçılık tecrübesi ve esnafın sorunlarına yakın duruşu, bugün üstlendiği sorumluluğun arka planını oluşturuyor.
Onu bu göreve taşıyan en önemli unsurlardan biri de yıllar içerisinde oluşturduğu güven ve esnaf camiasında kazandığı saygınlık olsa gerek.
TESK'in 40 yıl aradan sonra yaşadığı yönetim değişikliğiyle birlikte Mehmet Yiğiner'in genel başkanlığa seçilmesi, teşkilat açısından yeni bir sayfanın açılması anlamını taşıyor. Genel kurulda aldığı güçlü destek de bu değişimin önemli göstergelerinden biri.
Üstelik bu yeni dönem, yalnızca isimlerin değiştiği bir dönem olmamalı. Beklentimiz; daha güçlü istişare, daha etkin temsil, daha hızlı çözüm ve esnafın gerçek gündemini önceleyen bir yönetim anlayışının kurumsallaşmasıdır
Mehmet Yiğiner'in geçmişten gelen tecrübesi ve yönetim anlayışı, bu beklentiyi güçlendiren önemli bir avantaj.
Çünkü esnafın artık güzel sözlerden çok, hayatına dokunan sonuçlara ihtiyacı var.
YENİ YÖNETİMDE TECRÜBE, İSTİŞARE VE SORUMLULUK
Yeni yönetimin şekillenmesiyle birlikte dikkat çeken isimlerden biri de TESK Genel Başkan Vekili Hayrettin Yıldırım oldu.
Yönetim değişikliğinin ardından gerçekleştirilen görev dağılımı ve yönetim kurulu değerlendirmeleriyle şekillenen yeni yapılanmada Yıldırım'ın genel başkan vekilliği görevini üstlenmesi, yeni dönemin yönetim kadrosu içerisindeki önemli gelişmelerden biri.
Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Kurumsal yönetim, yalnızca görev dağılımı yapmak değildir. Her ismin bilgi birikiminden, saha deneyiminden ve temsil gücünden yararlanabilmek; ortak aklı çalıştırmak ve sorumluluğu paylaşabilmektir.
Yeni dönemin başarısını da bu anlayış belirleyecektir.
Kıymetli rehberim, meslek büyüğüm ve meslektaşım, deneyimli gazeteci İbrahim Gökdemir'in Hayrettin Yıldırım ile gerçekleştirdiği söyleşide aktardığı önemli bilgilerden hareketle bu satırları kaleme alıyorum.
Yıldırım'ın değerlendirmeleri, yeni yönetimin esnafın gündemini hangi başlıklar üzerinden ele aldığını göstermesi bakımından oldukça kıymetli.
Ve bu başlıkların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz esnafın finansmana erişim meselesi…
ESNAFIN KREDİYE ULAŞMASININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER AZALIYOR
Şimdi bir düşünelim…
Bir esnafımız var. Yıllardır aynı dükkânda emek veriyor. Kirasını, elektrik ve su faturasını, çalışanının maaşını, vergisini, primini ödemeye çalışıyor. Ekonomik şartların ağırlığı altında ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Tam işini büyütmek, dükkânını yenilemek, mal almak veya günlük nakit akışını sağlamak için krediye ihtiyaç duyuyor. Ancak karşısına Bağ-Kur prim borcu ya da vergi borcu engeli çıkıyor.
İşte tam da burada şu soruyu sormak gerekiyor:
Borcu olduğu için finansmana ulaşamayan esnaf, işini nasıl büyütecek, borcunu nasıl ödeyecek, ekonomiye nasıl daha fazla katkı sağlayacak?
Esnafın krediye erişiminde yaşanan bu sıkıntının çözümü için atılan adımlar bu nedenle son derece önemli.
Hayrettin Yıldırım, TESKOM ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde Bağ-Kur ve vergi borcu nedeniyle kredi başvurularının geri çevrilmesine yol açan engeller konusunda sonuç alındığını ifade ediyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte vergi veya sosyal güvenlik prim borcu bulunan esnaf ve sanatkârların da belirli koşullar ve farklı faiz indirim oranları çerçevesinde Hazine faiz destekli kredilerden yararlanabilmesinin önü açıldı.
Burada önemli bir ayrıntıyı da doğru ifade etmek gerekiyor: Düzenleme, borçlu esnafın hiçbir koşula bağlı olmaksızın bütün kredi şartlarından muaf tutulması anlamına gelmiyor. Borç durumuna göre farklılaştırılmış faiz desteği uygulanarak esnafın kredi sisteminin tamamen dışında kalmasının önüne geçiliyor.
Hayrettin Yıldırım'ın açıklamalarında öne çıkan mesaj ise oldukça net:
Esnafın finansmana ulaşabilmesi kolaylaştırılmalı, ekonomik darboğazda işletmelerin nefes alabileceği imkânlar oluşturulmalı.
İşte yönetim anlayışının başarısı da tam burada ortaya çıkıyor. Sorunu tespit etmek, ilgili kurumlarla masaya oturmak, çözüm için takipçi olmak ve alınan sonuçları esnafa ulaştırmak…
Bunlar, teşkilatçılığın yalnızca makamdan ibaret olmadığını gösteren önemli adımlar.
7.200 PRİM GÜNÜ BEKLENTİSİ: ESNAFIN GÖZÜ YENİ DÖNEMDE
Söyleşide dikkat çeken bir diğer başlık ise esnafın uzun zamandır beklediği 7.200 prim günüyle emeklilik düzenlemesi.
Hayrettin Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2023 yılında bu konuda verdiği sözü hatırlatarak, yeni yönetimin göreve gelir gelmez konuyu yeniden gündeme taşıdığını belirtiyor.
Bu kapsamda kısa vadede yapılması gerekenleri içeren altı maddelik bir çalışma hazırlanmış ve talepler TESK Genel Başkanı Mehmet Yiğiner aracılığıyla ilgili makamlara iletilmiş.
Yıldırım'ın önümüzdeki döneme ilişkin umutlu değerlendirmeleri de dikkat çekici. Düzenlemenin belki kademeli biçimde hayata geçirilebileceğini ancak beklentinin karşılık bulacağına inandığını ifade ediyor.
Elbette bu konuda henüz tamamlanmış bir yasal düzenlemeden söz edemeyiz. Ancak yıllardır beklenti içerisinde olan esnafın talebinin yeni yönetim tarafından yeniden ve güçlü biçimde gündeme taşınması önemli.
Çünkü emeklilik, esnaf için yalnızca bir prim hesabı değildir. Yıllarca çalışmanın, üretmenin, alın teri dökmenin sonunda hak ettiği sosyal güvenceye kavuşma meselesidir.
ESNAF RAHATLARSA EKONOMİ DE NEFES ALIR
Pandemi, deprem felaketleri ve sonrasında yaşanan ekonomik sıkıntılar, küçük işletmelerin omuzlarına ağır yükler bindirdi.
Bugün mahalle bakkalından berberine, şoföründen tamircisine, küçük üreticisinden sanatkârına kadar pek çok kesim ayakta kalabilmek için mücadele ediyor.
Bu nedenle esnafın finansmana erişimi, yalnızca bir kredi meselesi olarak görülmemeli. Bu mesele üretimin, istihdamın, yerel ekonominin ve toplumsal dayanışmanın da meselesidir.
Kredi ve kefalet kooperatiflerinin kaynaklarının esnafa ait olduğuna dikkat çeken Hayrettin Yıldırım'ın bu konudaki değerlendirmeleri de ayrıca önem taşıyor. Bu kaynakların esnafın ihtiyacı doğrultusunda etkin biçimde kullandırılması, sistemin temel amacına hizmet etmesi bakımından büyük değer taşıyor.
Yeni yönetimden beklenti de tam olarak budur: Esnafın kaynağını esnafa ulaştıran, sorunları masada bırakmayan ve sahadan gelen sesi karar mekanizmalarına taşıyan bir anlayış…
ŞİMDİ SÖZÜN DEĞİL, SONUÇLARIN ZAMANI
Mehmet Yiğiner'in TESK Genel Başkanlığıyla başlayan yeni dönem, esnaf ve sanatkâr camiası için önemli bir fırsat.
Hayrettin Yıldırım'ın aktardığı gelişmeler ise bu dönemin önceliklerinin finansmana erişim, emeklilik beklentisi ve esnafın ekonomik koşullarının iyileştirilmesi olduğunu ortaya koyuyor.
Elbette atılan her adımın takip edilmesi, alınan kararların sahadaki karşılığının görülmesi ve verilen sözlerin sonuçlandırılması gerekiyor.
Bizim beklentimiz; TESK'in Türkiye'nin dört bir yanındaki esnafın sesi olmaya devam etmesi, küçük işletmelerin büyük sorunlarını güçlü bir kurumsal iradeyle gündeme taşımasıdır.
Mehmet Yiğiner'in geçmişten gelen teşkilat tecrübesi, Hayrettin Yıldırım'ın yeni yönetimde üstlendiği sorumluluk ve ortak akılla yürütülecek çalışmalar, bu hedef açısından umut verici bir başlangıç oluşturuyor.
Unutulmamalıdır ki esnaf, bu ülkenin yalnızca ekonomik hayatının değil, sosyal dokusunun da temel direğidir.
Bir dükkânın kepengi açıldığında yalnızca ticaret başlamaz; bir ailenin geçimi, bir çalışanın umudu, bir mahallenin hayatı da devam eder.
O nedenle esnafın önündeki her engelin kaldırılması, aslında ülkenin geleceğine yapılan bir yatırımdır.
Mukadder ben, TESK'te başlayan bu yeni dönemin, esnafın yıllardır beklediği müjdelerin hayata geçtiği, sorunların çözüme kavuştuğu ve teşkilatın gücünü yeniden hissettirdiği bir dönem olmasını yürekten dileyen...
Çünkü şu gerçeği de bilen:
Esnafın yüzü gülerse Türkiye'nin yüzü güler.
Ve unutmayalım, Esnaf güçlü olursa ekonomi güçlü olur...
Sevgilerimle...