Siyasette bazen bir kişinin söylediği değil, nerede olmadığı daha çok konuşulur. Ankara’da 9 Eylül öncesi dikkat çeken bir sessizlik var.

Mansur Yavaş’ın CHP’nin kuruluş yıl dönümü etkinliklerine ve Genel Merkez’deki resepsiyona katılmayacak olması, “Bu yalnızca bir programa katılmama kararı mı?” sorusunu gündeme getirdi. Yavaş’ın “taraf olmama” çizgisi, CHP’de yaşanan gelişmeler ve Ankara’daki son siyasi tabloyla birlikte okunduğunda, dikkatle değerlendirilmesi gereken bir fotoğraf ortaya çıkıyor.

Siyasette bazen söylenen sözlerden çok, atılan ya da atılmayan adımlar konuşulur.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 103’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Ankara’da düzenlenecek 9 Eylül programı öncesinde gündeme gelen gelişme de tam olarak böyle bir tablo ortaya koyuyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, CHP’nin kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenecek etkinliklere ve CHP Genel Merkezi’ndeki 9 Eylül Resepsiyonu’na katılmayacağının öğrenilmesi, doğal olarak siyasi kulislerin dikkatini çekti.
Ancak bu kararı değerlendirirken yalnızca “katılacak” ya da “katılmayacak” üzerinden bir siyasi pozisyon okumak yerine, Yavaş’ın son dönemdeki tutumuna ve CHP’de yaşanan gelişmelere birlikte bakmak gerekiyor.
Siyasette Mesafe De Bir Tutumdur
Mansur Yavaş’ın son dönemde CHP içerisinde yaşanan tartışmalara ilişkin tutumu, doğrudan bir taraflaşmadan uzak durma şeklinde değerlendiriliyor.
Belediye kaynaklarının Yavaş için “Mevcut pozisyonunu muhafaza ediyor. Taraf olamayacak” ifadelerini kullanması da bu yaklaşımın sürdüğünü gösteriyor.
Burada önemli olan nokta şu:
Bir siyasi aktörün herhangi bir tartışmada açık biçimde taraf olmaması, siyasetin dışında kaldığı anlamına gelmez.
Tam tersine, bazı durumlarda mesafeli durmak da başlı başına bir siyasi tercihtir.
Yavaş’ın 9 Eylül programına katılmama kararını da bu çerçevede okumak daha sağlıklı olabilir.

CHP’nin Kuruluş Yıl Dönümünde Dikkatler Ankara’da

CHP açısından 9 Eylül yalnızca bir kuruluş yıl dönümü değil, aynı zamanda partinin siyasi hafızasını ve parti bütünlüğünü hatırladığı önemli günlerden biri.
Bu nedenle Genel Merkez’de düzenlenecek resepsiyonda kimlerin bulunacağı, kimlerin bulunmayacağı da ister istemez siyasi anlam taşıyor.
Mansur Yavaş gibi CHP içerisinde önemli bir siyasi ağırlığı bulunan bir ismin programda yer almaması, bu nedenle sıradan bir protokol ayrıntısı olarak görülmüyor.
Fakat buradan doğrudan kesin bir siyasi sonuç çıkarmak da doğru olmayacaktır.
Çünkü bir etkinliğe katılmamak ile bir siyasi tercihi ilan etmek aynı şey değildir.

'Mutlak Butlan' Tartışması Sürecin Önemli Başlıklarından Biri

Yavaş’ın kararını anlamak açısından CHP’ye ilişkin 'mutlak butlan' tartışması da önemli bir başlık olarak karşımıza çıkıyor.
Yavaş daha önce söz konusu karara yönelik eleştirilerini ortaya koymuş, Özgür Özel’in tepki gösterdiği Güvenpark’taki bayramlaşma programına da katılmıştı.
Buna karşın devam eden süreçte Yavaş’ın CHP ile Yeni Parti arasında açık bir siyasi tercih ortaya koymaması dikkat çekti.
Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada Yavaş’ın tutumunu tek bir gelişmeyle açıklamak yerine, son dönemdeki bütün tabloyla birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki Tablo

Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde başkan vekili seçimi sırasında CHP ve Yeni Parti gruplarının birlikte hareket etmesi de siyasi açıdan dikkat çeken gelişmelerden biri oldu.
Yerel siyasette meclis aritmetiği, grup kararları ve siyasi iş birlikleri her zaman daha geniş siyasi tartışmaların bir parçası haline gelebiliyor.
Ancak burada da dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı var:
Meclisteki bir oylamada ortak hareket etmek ile daha geniş kapsamlı bir siyasi ittifak veya tercih arasında otomatik olarak eşitlik kurmak mümkün değil.
Bu nedenle gelişmeleri kesin hükümlere bağlamak yerine, siyasi aktörlerin bundan sonraki adımlarını izlemek daha doğru olacaktır.

Yavaş’ın Önündeki Asıl Sınav

Mansur Yavaş açısından asıl dikkat çekici konu belki de 9 Eylül Resepsiyonu değil, bundan sonraki süreçte nasıl bir siyasi çizgi izleyeceği.
Yavaş’ın bugüne kadar sergilediği siyasi profil, geniş bir seçmen kitlesine ulaşabilen ve farklı siyasi kesimlerle iletişim kurabilen bir isim olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle attığı her adım, yalnızca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı kimliğiyle değil, Türkiye siyasetindeki konumu üzerinden de değerlendiriliyor.
Tam da bu nedenle Yavaş’ın katılmadığı bir resepsiyon bile siyasi gündemde kendisine geniş yer bulabiliyor.

Bir Fotoğraf Karesinden Fazlası

Siyasette bazen tek bir fotoğraf karesi çok şey anlatır.
Ancak o fotoğraf karesinde bir kişinin bulunmaması da tek başına bütün hikâyeyi anlatmaz.
Mansur Yavaş’ın 9 Eylül programında yer almama kararını da böyle değerlendirmek gerekiyor.
Bu karar, bir taraf seçiminin ilanı olabilir mi?
Bugün için bunu kesin olarak söylemek mümkün değil.
Bir mesaj içeriyor mu?
Elbette siyasi açıdan yorumlanabilecek bir tarafı var.
Fakat en doğru değerlendirme, Yavaş’ın bundan sonraki açıklamalarını ve siyasi adımlarını birlikte görmek olacaktır.

Siyasetin Cevabını Zaman Verecek

Türkiye siyasetinde son dönemde dengeler hızlı değişiyor. Partiler içerisindeki tartışmalar, yeni siyasi oluşumlar, yerel yönetimlerdeki gelişmeler ve genel siyasetteki pozisyon değişiklikleri, önümüzdeki dönemin daha hareketli geçebileceğini gösteriyor.
Bu tabloda Mansur Yavaş’ın 9 Eylül’de nerede olmadığı kadar, bundan sonra nerede duracağı da önemli.
Şimdilik görünen ise Yavaş’ın “taraf olmama” çizgisini koruduğu.
Bunun geçici bir mesafe mi, daha uzun vadeli bir siyasi stratejinin parçası mı olduğunu ise zaman gösterecek.
Belki de bugün için yapılabilecek en doğru şey, kesin hükümler vermek yerine gelişmeleri dikkatle izlemek.
Mukadder ben; siyasette bazı cevapların sözlerle değil, zamanla verildiğini düşünen...
Sevgilerimle...