Kültür Sanat Muhabirleri Derneği, Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti vizyonuyla başlattığı çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türk dünyasına yönelik ilk çalıştayın ardından hayata geçirilen Türk Dünyası Medya ve Kültür Akademisi, bugün gerçekleştirilen ilk dersiyle kapılarını açarken; gazeteciler ve STK temsilcilerini ortak bir kültürel iletişim ve iş birliği zemini etrafında buluşturdu.
Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti seçilmesiyle birlikte başkentte Türk dünyasına yönelik çalışmalar da yeni bir ivme kazandı.
Ancak bu sürecin yalnızca takvimlerde yer alan bir unvan olarak kalmaması, Ankara’nın sahip olduğu tarihi, kültürel ve turizm değerlerinin Türk dünyasıyla daha güçlü bir iletişim içerisinde anlatılması gerekiyor.
İşte tam da bu noktada Kültür Sanat Muhabirleri Derneği önemli bir sorumluluk üstlenerek, Ankara’nın Türk dünyasıyla kültürel bağlarını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını birbiri ardına hayata geçirmeye başladı.
Ben de bu çalışmaların yürütüldüğü Kültür Sanat Muhabirleri Derneği çatısı altında, bu anlamlı yolculuğun bir parçası ve önemli sorumluluklar üstlenen biri olarak, sürecin içerisinde yer almaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum.
Derneğimizin başkanlığını ise mesleğimde en önemli rol modellerimden biri, değerli meslek büyüğüm, rehberim ve birlikte yol yürümekten büyük kıymet duyduğum İbrahim Gökdemir yapıyor.
İbrahim Gökdemir’i bu yolculukta asiste etmek, onun tecrübesinden, bakış açısından ve mesleki birikiminden faydalanarak aynı hedef doğrultusunda birlikte çalışmak benim için son derece kıymetli.
Belki de bu nedenle, derneğimizin attığı her yeni adımı yalnızca bir proje olarak değil, aynı zamanda birlikte yürüdüğümüz mesleki ve kültürel yolculuğun yeni bir durağı olarak görüyorum.
Aslında bugün başlayan hikâyenin temelleri daha önce atılmıştı.
Derneğin Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti sürecinde gerçekleştirdiği ilk önemli çalışma, “Türk Dünyasında Ankara’nın Tarihi ve Kültürel Değerlerinin Anlamı Çalıştayı” olmuştu.
Türk dünyasının farklı ülkelerinden gazetecilerin, akademisyenlerin, sanatçıların ve kültür insanlarının Ankara’da buluştuğu çalıştay, yalnızca bir toplantı olmanın ötesine geçerek Ankara’nın Türk dünyasındaki kültürel karşılığını farklı pencerelerden ortaya koymuştu. Çalışmanın ülke sınırlarını aşan ilgisi de bu buluşmanın ne kadar anlamlı bir zemine oturduğunu göstermişti.
Ve şimdi...
O ilk adımın ardından ikinci önemli proje geldi:
Türk Dünyası Medya ve Kültür Akademisi Eğitim ve Danışmanlık Programı.
Ankara Kalkınma Ajansı’nın 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti Ankara Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen akademi, bu kez gazeteciler ile sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı çatı altında buluşturuyor.
1-14 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek programın hedefi ise yalnızca eğitim vermek değil.
Gazetecilerin ve STK temsilcilerinin; Türk dünyası, kültür, turizm, medya, dijital iletişim ve uluslararası iş birlikleri alanlarında kendilerini geliştirmeleri, yeni nesil medya araçlarını daha etkin kullanmaları ve öğrendiklerini somut projelere dönüştürebilmeleri amaçlanıyor.
Programın içeriğine baktığımızda da aslında nasıl kapsamlı bir çalışma ortaya konulduğunu görmek mümkün.
Türk Dünyası ve Kültürel Diplomasi, Kültür ve Turizm Haberciliği, Haber ve Röportaj Teknikleri, Dijital Medya, Reels ve Yapay Zekâ Destekli İçerik Üretimi, Proje Geliştirme ve Proje Yazımı, STK Kapasitesi ve Uluslararası İşbirliği, Ortak Proje Geliştirme ve İletişim Planı...
Yani geleneksel habercilikten dijital dünyaya, kültürel diplomasiden proje geliştirmeye kadar uzanan geniş bir eğitim yelpazesi söz konusu.
Üstelik akademinin önemli bir başka ayağı daha var.
Eğitimlerin ardından gerçekleştirilecek üç günlük uygulamalı grup danışmanlığı ile katılımcıların öğrendiklerini somut proje fikirlerine dönüştürmeleri, ortak çalışma kültürünü geliştirmeleri ve Türk dünyasıyla bağlantılı yeni iş birliği modelleri geliştirmeleri hedefleniyor.
Bu yönüyle akademi, yalnızca “derslerin verildiği” bir eğitim programı değil; bilginin projeye, projenin iş birliğine, iş birliğinin de kalıcı bir iletişim ağına dönüşmesini hedefleyen bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor.
Ve bugün o akademinin ilk dersi yapıldı...
Dün bu sayfalarda başlangıcını duyurduğumuz Türk Dünyası Medya ve Kültür Akademisi, bugün ilk dersiyle gerçekten hayata geçti.
Eğitim başlamadan önce Dernek Başkanımız İbrahim Gökdemir, tüm katılımcıları ve eğitmenleri selamlayarak programa katılımları dolayısıyla teşekkür etti. Gökdemir, gazeteciler ile STK temsilcilerini aynı eğitim programında buluşturan bu çalışmanın, önümüzdeki süreçte çok kıymetli ve başarılı sonuçlar ortaya koyacağına inandığını ifade etti.
İbrahim Gökdemir’in ardından söz alan Kültür ve Turizm Bakanlığı Daire Başkanı Sanem Arıkan da akademide gerçekleştirilecek eğitimlerin Türk dünyası çalışmalarına önemli bir katkı sunacağını belirterek, bundan sonraki süreçte doğru ve sağlam adımlarla ilerlemenin önemine dikkat çekti. Arıkan, eğitimlerin yanı sıra kurumlar arasındaki etkileşim ve iş birliğinin geliştirilmesinin de önemli olduğunu vurgularken, programın bazı derslerinde katılımcılarla yeniden bir araya geleceğini ifade etti.
İlk dersin konusu, akademinin ruhuyla da son derece örtüşen bir başlıktı:
Türk Dünyası ve Kültürel Diplomasi.
Ve bugün benim için dersin içeriği kadar, o dersin nasıl anlatıldığı da ayrıca kıymetliydi.
Konusunda uzman kıymetli eğitmenimiz, Türk Dünyası Dostluk ve İş Birliği Derneği Başkanı ve Stratejist Kader Demiralp Fariban, daha ilk andan itibaren sınıfa yansıttığı güler yüzlü ve sıcak enerjisiyle dikkat çekti.
Kader Hanım’ın belki de en güzel özelliklerinden biri, karşısındaki topluluğa uzaktan seslenen bir anlatıcı olmamasıydı. Her bir katılımcıyla tek tek göz teması kurmaya, onları dersin içerisine çekmeye ve anlattığı konunun bir parçası haline getirmeye özen gösterdi.
Son derece sıcak diyaloglar kurdu.
Soruları önemseyerek dinledi.
Katılımcıların görüşlerini aldı.
Anlattığı konuyu yalnızca bilgi aktarımı olarak bırakmayıp, karşılıklı iletişim ve uygulamalarla zenginleştirdi.
Bu samimi yaklaşım, eğitim ortamının atmosferini de doğrudan değiştirdi.
Kısa sürede herkesin kendisini daha rahat ifade edebildiği, soru sormaktan ve fikir paylaşmaktan çekinmediği sıcak bir ortam oluştu.
Kader Hanım’ın enerjisi ve anlatımındaki içtenlik, “Türk Dünyası ve Kültürel Diplomasi” gibi kapsamlı bir konunun çok daha anlaşılır ve keyifli bir şekilde ele alınmasını sağladı.
Katılımcıların aktif şekilde sürece dahil olduğu derste, Türk dünyası ve kültürel diplomasi farklı yönleriyle ele alınırken, konu üzerine yapılan değerlendirmeler ve karşılıklı fikir alışverişleri eğitimi daha da zenginleştirdi.
Kısacası bugün sınıfta sadece bir ders işlenmedi.
Birbirini tanıyan, birbirinden öğrenen ve birlikte üretmenin yollarını arayan bir grup insanın ilk buluşması gerçekleşti.
Ve belki de akademinin en güzel tarafı tam olarak buydu.
Bilginin tek yönlü aktarılmadığı, katılımcının da söz aldığı, düşündüğü, sorguladığı ve uygulamanın bir parçası olduğu keyifli bir eğitim ortamı oluştu.
Bugünkü ilk ders, Türk Dünyası Medya ve Kültür Akademisi’nin neden yalnızca bir eğitim programı olmadığını da aslında bize gösterdi.
Çünkü burada hedef yalnızca daha iyi haber yapmak değil.
Ankara’nın Türk dünyasıyla olan tarihi ve kültürel bağlarını daha doğru anlatabilmek, bu bağları medya ve kültür diplomasisi aracılığıyla güçlendirebilmek, yeni iletişim kanalları oluşturabilmek ve geleceğin ortak projelerine zemin hazırlayabilmek.
İlk çalıştayda Ankara, Türk dünyasının farklı temsilcileriyle aynı masada buluştu.
Bugün başlayan akademide ise o buluşmanın iletişim ve insan kaynağı ayağı güçlendiriliyor.
İki çalışma arasında kurulan bu bağ bence asıl hikâyeyi anlatıyor.
Çünkü bazı projeler bir gün yapılır ve biter.
Bazı projeler ise kendisinden sonra gelecek çalışmaların kapısını açar.
Kültür Sanat Muhabirleri Derneği’nin Türk dünyasına yönelik çalışmalarında bugün gelinen nokta, biraz da böyle bir yolculuğu gösteriyor.
Bir çalıştayla başlayan fikir, bugün bir akademiye dönüşmüş durumda.
Bugün ilk ders yapıldı.
Önümüzde ise yeni dersler, yeni fikirler, uygulamalı çalışmalar, yeni projeler ve kurulacak yeni iş birlikleri var.
Akademiyi tamamlayan katılımcılara eğitim sonunda katılım sertifikalarının da verileceği bu süreçte asıl kazanımın ise bir sertifikadan çok daha fazlası olacağı şimdiden belli.
Çünkü Ankara’dan Türk dünyasına uzanan bu yolun en güçlü tarafı, insanları bir araya getirmek, bilgiyi paylaşmak ve birlikte üretmek.
Bugün ilk ders tamamlandı.
Ama aslında daha büyük bir hikâye yeni başladı.
Mukadder ben, Kültür Sanat Muhabirleri Derneği olarak çıktığımız bu anlamlı yolda, bundan sonra da Türk dünyası ile Ankara arasındaki kültürel bağları güçlendiren, yeni iş birliklerine kapı aralayan ve birlikte üretmenin gücünü ortaya koyan nice güzel çalışmaya imza atacağımıza inan...
Ankara’dan Türk Dünyası’na uzanan bu akademik ve kültürel yolculuğun daha nice güzel çalışmaya vesile olması dileyen... Birbirinden değerli tüm katılımcılarımıza, bilgi ve deneyimlerini paylaşmak için emek veren kıymetli eğitmenlerimize gönülden teşekkür eden...
Sevgilerimle...