Gazetenin dediği gibi ateş almaya gelen Melih GÖKÇEK, muhtemelen yaktığı sigara daha sönmeden kepekliye varmıştır. Millet daha tatlısını yemeden, bu defa milletin ağzına bir parmak bal bile çalmadan gitti. Pardon “Kavuzlu Arpa”yı unutuyoruz.
Melih GÖKÇEK’in geldiği gibi gitmesinden ziyade, yaptığı konuşmada öyle bir cümle etti ki, üzerine ne söylense boş kalır.
“Hizmet etmeye en çok oy veren yerden başlayacağız, az oy verenlere de bir şans daha veriyorum, o da Cumhurbaşkanlığı seçimi” dedi.
Bu sözü demokrasinin neresine koyarsınız?
Herkes size oy vermek zorunda mı? Herkes sizinle aynı görüş, aynı düşünce de olmak zorunda mı? Herkes sizi ölesiye sevmek zorunda mı? Ya taraf olursunuz, ya bertaraf olursunuz derken, ne denilmek istendiği NET ortaya kondu.
Bundan önceki seçimlerde yüzde 70’ler, yüzde 80’leri alırken her şey ne kadar güzeldi. Alnımızdan öpülmeyi beklerken, yanağımızdan makas alıp gidiyorlar.
Madem her şey o kadar güzeldi de, Haymana’yı yekpare düşünerek hizmet etmek varken, neden oy veren köy, vermeyen köy diye ayırmak ta neyin nesi? Hangi demokrasi kitabında; sadece oy verenlere hizmet edileceği yazıyor. Hangi insan haklarında; sizden bizden ayırımı var? Hangi dinde insanları sınıf sınıf ayırmak ve çıkara göre hizmet etmek yazılı? Hangi Anayasada “oyun menşeine göre hizmet etmek” maddesi var?
Bir defa Haymana her seçimde Türkiye rekorları kırarak Melih GÖKÇEK’e ve AKP’ye oy verdi. Karşılığında aldığı ne? Bilmem kaç ton asfalt. O asfalt, Gölbaşının en kıytırık köylerine bile döküldü. Hani bize kıyak’tı? Saat kulesini atlamayalım bak, kollarımızdaki ağırlıkları attık sayesinde(!). Haa.. bir de çocuklara dağıtılan toplar var, bak vicdansızlık etmeyelim. Ama keşke onlara top dağıtmadan önce, top oynayacak yerler yapılsaydı.
Peki… Her AKP mitinginde, otobüsün üzerine çıkan her AKP’linin dediği; “Türkiye’nin her tarafını duble yollarla donattık” derken ve hiçbirinde istimlak sorunu yokken, neden bizim istimlak sorunumuz var? Diyelim istimlak sorunu var, o zaman alt yapısı hazırlanan ve sadece asfalt atılması gereken yerler neden yapılmıyor? Yine istimlaktan devam edersek, yerel seçime 15 gün kala, istimlak sorunu; “Neşe’nin kepek sorunu” kadar basitleşerek, onlarca dozer ve kamyonlarla çalışma başlayıverdi ve seçim günü tekrar garajlarına döndü? Sorun çok, ancak ne soran var ne de cevaplayan. Zannediliyor ki Haymana keyfinden her gün şimşir kaşıklarla oynuyor.
Asıl önemli mesele ise, bizzat Melih GÖKÇEK tarafından yerel seçim öncesi termal tesis yapılacak yerler açıklanırken, bir damla sıcak suyu olmayan, abdest alırken bile ıbrıkla su kaynatan yerlere bile Termal Tesis yapılacağı söylenirken, kaplıcada dünya ikincisi Haymana’nın adı hiç geçmedi. Keşke Haymana Myanmar’ın bir ilçesi olsaydı, bari halimize bir ağlayan bulunurdu.
Tüm bu havada kalan ve yapılmayanların ışığında yola devam edersek, “Büyükşehir Belediyesinden ne istedikse aldık” demenin içi nasıl dolacak?
O zaman şu denilebilir mi? “Biz duble yolu istemiyoruz, isteseydik alırdık”
O zaman şuna gelinir mi? “Biz Haymana’ya Termal Tesis istemiyoruz, yoksa isteseydik şak diye olurdu”
O zaman işin özeti şu olur mu? “Biz küçük şeylerle mutlu oluyoruz, büyük yatırımları istemiyoruz, yoksa ne istersek alırız evelallah”
İstenen alınamıyor da, aldık mı deniyor? Alınanlar gerçekten istenenler mi, yoksa ne verilirse onu’mu alıyoruz? Yoksa istekler şahsi istekler de, alınan da onlar mı? Kamuoyuna bir açıklansa da herkes bilse, “Ne istenmişse, alınmışları”
Başa dönersek, ilk önce en çok oy veren yerlerden hizmete başlanacakmış ya, benim köyüm oy vermedi, ne genel, ne yerel, ne de Cumhurbaşkanlığı seçiminde, hizmette gelmeyecek se gelmesin köyüme. Büyükşehir verdiği, iki çöp tenekesiyle, iki bank var, isterse onları da alabilir. Şefaatinden vazgeçtik, gölge istemiyoruz şimdilik...
SAYGILARIMLA.