İsrail yakıp yıkarken, en büyük direnişimiz; Coca Colayı boykot etmek oldu. Yahudi malıymış güya. Sap yiyip, saman defetmelerimizin neticesinde, geğirmelerimizi bir süre erteledik o kadar.

Oysa diplomasi kanallarımız o kadar tıkalı ki, Dünya alem biliyor, biz kendi kendimizden saklıyoruz. Coca Cola boykotumuz, zurnanın son deliği. Hepsi balon.

“Van Münit” ler le geldik buralara. “Köprünün altından çok sular aktı” sansak ta, oysa değişen hiçbir şey yoktu. İsrail geçmişte de giydirdi, yedirdi, içirdi, hala kaldığı yerden devam ediyor.

“Van Münit”ten sonra neleri vermedik. Türkiye’nin 1961 yılındaki OECD vetosundan dolayı Ekonomik işbirliğine üye olamayan İsrail’i, 2010 yılında vetoyu bizzat biz kaldırarak üye yaptık. O zaman HAS partinin Genel Başkanı Numan KURTULMUŞ; zehir zemberek eleştirmişti. Şimdi duvardan ses var, ondan yok. Ceylan derisi koltuk nelere kadir.

Yine 2010 yılından bu yana, 11 milyon dolarlık silah ve mühimmat İsrail’e satılmış. Ölen çocukların balistiğinde bizim de parmak izlerimiz çıkıyorsa, varsın Cola içip geğirmeyelim bir süre.

Yine 2002’den, 2013 yılına kadarki sürede, İsrail ile ticari ciromuz tam 3 katı artmış ise, Netanyahu’ya mı sormak lazım? Yoksa ticaret bakanımıza mı? “Neden yahu?” diye. Hala Coca Cola’nın kekremsi tadını bir süreliğine de olsa reddetmek, Vatan millet meselesi olurken.

İsrail bu süreçte Güneydoğudan 450 bin dönüm mayınlı arazi aldı. Yetmedi Konya Askeri Üssümüzün burnunun dibinden 40 bin dönüm arazi alıp, “Konya Ovası Projesi” başlattı. Şimdi sormak lazım, Güneydoğuda, hem de sınırda neden her şey sütliman? Acaba; açılım sürecinden mi? Yoksa oradaki Yahudi işletmecilerin rahatı kaçmasın diye mi?

Konya Ovası neden milyonlarca yıldır su sıkıntısı çekmezken, şimdilerde yer altı sularının bitmesiyle obruklar oluşuyor, toprak altımızdan göçüyor? “Kahrolsun İsrail mi? Varolsun İsrail mi?” Yoksa Konya’da ve Güneydoğudaki fazla Coca Cola tüketiminden mi?

Tohumlarımızın hemen hepsi dışarıdan ithal, ağırlık İsrail’den ve de hemen hemen hepsi GDO’lu. Yani; yediğimiz, içtiğimiz, ektiğimiz hep bu “Van münit”çilerin elinde. O zaman; kahrolması gereken İsrail mi? Yoksa biz miyiz. Ya da bir boykot olacaksa Coca Cola içmemek mi? Yoksa yerli tohuma yönelmek mi? Burada durun bir dakika… Ya da ”Van münit”; Ektiğimiz ithal tohumların hepsi bir yıllık ve ertesi yıl ektiğinizde meyve, sebze yerine babayı alıyorsunuz. Anlaşıldı mı mesele? “O zaman Coca Cola diet olsun lütfen.”

Biz dış diplomasi de horozlandık hep ama, yumurta kadar değer kazanamadık aslında. Ermeni soykırımı meselesinde, Fransa’ya Horozlandık. Fransız mallarını boykot ettik falan… Sonuç; “Bu son valla başka almayacağım” ile kapattık Fransa ile sepet sepet alışverişi. Bir ara Danimarka ile zıtlaştık. “Nokia telefon falan kullanmayalım” dedik. Tüm memleketin iletişimi alt-üst oldu. İş dumanla haberleşmeye kadar dayanınca; “Biz bu Danimarkalıları abimiz’e yakalatırız oğlum” la kaldı, boykot işimiz.

Sonuçta birçok dış münasebetlerdeki fason çıkışlarımız, süklüm püklüm geri dönüşlerle son buldu. Hatta dayılandıkça daha çok daldık ithalata. Diplomatik acemiliğimiz, tüm Ortadoğu, Avrupa ve dış dünyaya göbekten bağlılığımızı fark etmemizle; “Yan ülkeden ikram” şeklinde geri dönüşlerle tatlıya bağlandı.

Para her yerde ve her dilde “Para”ydı, işte. Ve her zaman yüzü tatlıydı meretin. Bizim tüm sermayemiz onların elinde. Büyük şirketler, ekonomimize yön veren kuruluşlar hep onların elinde. O zaman “Çamlıca Gazoz içmek en temizi arkadaş” diyemeden, her eve bir Coca Cola kampanyasına tam gaz devam edeceğiz. Başka çıkar yol yok.

Para ve de İsrail sekeli borsalarda işlem görmese de, karanlık dünyamızda en geçerli akçe hâla. Ölen çocukların bedeni kaç para eder? Sonra bakarız, İsrail’e akıtılan mazottan kaç para kazandık ona bakalım hele. Ver bir buz gibi Coca Cola ordan, yüreğimiz soğusun. Boykot falan da hikaye. “Van münit” dedik ya, bekleyin hele... Ne demiş Lidyalılar; “Biz parayı bulduk, sonra insanlar paranın sahtesini yaptı, sonra da para sahte insanlar yaptı” işte tüm mesele burada...

SAYGILARIMLA.