Geçtiğimiz hafta muhalefetin en az iktidar kadar önemli olduğunu ve bu nedenle Kasım Koç’un bu görevi tek başına sırtlandığını belirtmiştim.
Peki bu muhalefet yükünü başka kimler yüklenmek zorunda? İlk akla gelen isim elbette İyi Parti Haymana İlçe Başkanı Mustafa Demir.
Demir’i uzun yıllardır tanırım. Hatta kendisine siyaset hariç konuşmalarımda “Dayı” diye hitap ederim.
Uzun yıllar biçercilik yapmış ve bizim de tarlalarımızı 3-5 yıl işlemişti. Biçerciliğine hiç lafım yok. Ama siyasetine birkaç kelam ederim..
Mustafa Demir’i şahsen sever, saygıda kusur etmem. Özünde gerçekten çok iyi, yardımsever ve hatırşinas bir büyüğümüzdür.
Ancak ceketini çıkarıp biçercilikten siyasete soyununca elbette benimde söyleyeceklerim var.
En başta Millet İttifakı ortağı olarak CHP ile birlikte muhalefet etme görevi kendisine verilmiştir.
Peki Demir bunu layıkıyle yerine getirdi mi? Bana sorarsanız koskocaman bir hayır.
Kendisine sorarsanız ise “Benim kimseyle sorunum yok. Ben ne konuşacağım arkadaş” deyip işin içinden sıyrılıyor.
Sayın Demir, sayın dayım; bu siyaset işi böyle yürümüyor. Belki senin kimseyle sorunun yok.. eyvallah olmasında.
Ama vatandaşın, ilçenin, halkın sorunu varsa, bu aynı zamanda senin sorunundur. Bu konuda kaçak güreşmek, susmak, karışmamak gibi bir lüksün yok, olamazda.
İYİ Parti bir muhalafet partisidir ve sen onun ilçe başkanısın. Ve muhalefet olarak yeri geldiğinde konuşmak, masaya yumruk vurmak, halkın dertleri ile dertlenip onlara sözcülük, öncülük etmek zorundasın.
İlçe Başkanlığı; partili 3-5 kişiyi ağırlamakla, virüs için malzeme dağıtmakla ve makamda partililerle çay-kahve içmekle olmuyor.
İlçemizdeki sorunları, eksikleri, aksayan yönleri, belediyenin çalışmalarını veya kamusal alandaki tüm herşeyi dile getirmek senin görevin. Ankara Büyükşehir ile ilgili koordinasyonu sağlayacak, yerine göre koparıp alacak kişilerden birisi de sensin.
Seninle aramızdaki sevgi saygı bambaşka biliyorsun. Dayı-yeğen olarak aramız çok iyi. Ama siyasetin için maalesef aynı sevimli cümleleri kuramayacağım.
Eğer sen kendi siyasi çizginden memnunsan birşey demem. Ama bana sorarsan, bundan sonra da böyle devam edeceksen, gel sen “biçerciliğe geri dön” derim. Siyaseti ve muhalefeti de hakikaten zıpkın gibi bir gence bırak.
Darılmaca gücenmece yok. Dayımsın ellerinden öperim, ama bu yeğenin iş yazı yazmaya gelince biraz vitesten atar, hatta biçerci deyimiyle “levyeler”...