Bir evden cenaze çıkması, o aile için yaşanabilecek en büyük acıdır. Kim, kaç yaşında ve ne sebeple ölürse ölsün. Her ölüm erken ve zamansızdır.
Bugünlerde cenazelerin acısı daha katmerli, daha büyük ve yarası derin oluyor.
Nasıl mı? Anlatayım.
Bu hafta amcamı kaybettim. Amcam 90 yaşında ve kronik rahatsızlığı vardı. Üstüne üstlük korona virüsten öldü. Her ölüm erken ölüm demiştim ya.. Yaşı kaç olursa olsun aileyi ayakta tutan kocaman bir çınardı ve klasik manada gölgesi yeterdi.
Bir ölüm birkaç kez acı verir mi? Bu şekilde olunca veriyor işte.
Bir defa korona virüsten ölmeyin. Bir ölüm nasıl itibarsızlaştırılır, gözlerimizle gördük, dibine kadar yaşadık.
Hastane morguna kaldırıldı cenaze. Asıl zulüm ondan sonra başlıyor. İnsanlar acısını yaşamaya hazırlanırken, üstüne birkaç tane daha acı travma yükleniyor ki, ölümü unutup dünyevi sorunlarla aynı anda mücadele etmeye başlıyorsunuz.
Hastane, koronadan öldüğünden dolayı topu İlçe Sağlık Müdürlüğüne atıyor. İlçe Sağlık Müdürlüğü hastaneye geri pas atıyor. Belediye bu top çevirmeye uzaktan bakıyor “Bizle alakası yok” diyor.
Her dini bütün aile gibi amcamın çocukları da sebep ne olursa olsun cenazeyi yıkatarak defnetmek istiyorlar. Ama ne hikmetse cenazeyi yıkayacak bir tane imam bulunamıyor. Kimi “izinliyim” diyor, bir diğeri “rahatsızım”, bir başkası “ben karışmıyorum” ile göğe bakarak ıslık çalıyor.
Sebep elbette virüs. Cenaze yıkamak imamların işi değilse daha önceleri neden yıkadılar. Yok onların işiyse bugün kaçış neden? Yine onların değilse bu görev, neden bu işler için bir gasil istihdam edilmez? Elbette virüs can sıkan konu. Ancak o zaman doktorlar “virüs var çalışmalayalım” desinler, ya da hemşireler covidden dolayı hastaneyi terk etsinler. Hastane personeli “aman bizede bulaşır” diye hiç işe gelmesinler. Tüm sağlık camiası canını dişine takıp mücadele ederken imamların bu kıvrak oyunları neden? Normal zamanda, hele varsıl bir cenaze ise üçerli beşerli koşturmak nasıl oluyor?
Bu defa selaya takılıyoruz. Köyde definse sela verilmezmiş.. çifte standartmış, talimatmış falanmış filanmış. Valla o çifte standart uygulamalarını bol bol gördük zamanında şükür.
Haymana Belediyesi cenaze aracı tahsis etti sağolsun. Daha sonra kendi imkanlarımızla Haymana dışından imam bularak, kendi imkanlarımızla yıkatarak, cenaze namazını kıldırarak, mezarın içine topyekün girerek defnettik.
Polis, jandarma kimseyi yanaştırmıyormuş, kimseye el sürdürmüyormuş, kimseyi mezarlığa almıyorlarmış, şöyle yapılıyormuş, böyle defnediliyormuş… valla hiçbirisi olmadı. Kimseler ortalarda yoktu. Eğer ölen kimsesiz veya imkanları kısıtlı biri ise ve virüsten ölmüşse vay haline. Kalksın bunları görüp bir kez daha ölsün. Ya da dirilerek zombi olsun daha hayırlı.
Virüsün itibarı hâla bolken, virüsten ölenin itibarı yerle yeksan. Yaşarken çektiği zulüm, ölünce tam bir kâbusa dönüyor. Ne yapalım, virüsten öleni meydan ateşinde yakalım mı? Valla bu kimsenin üstüne almadığı sorumsuzluğu görünce aklımdan geçmedi değil, öte yanda hepimiz yanmayacağız mı sonuçta. Erkene almış oluruz.
HAFTANIN HABERİ: 12 Bin TL’ye aldığı telefonu çocuğu tarafından kırılınca babası satış ilanı verdi; “İlgilenen varsa ucuza vereceğim. 7 yaşında ve zeki bir çocuk”