Her seçim bir ülkenin kaderinde kilometre taşıdır. Bize kaldırım taşı olarak yansıyor. Bazen de kahve köşelerinde okey taşı ile çifte giderken memleket kurtarılıyor. Ne zaman sandık önümüze gelse afaganlar basıyor. Erkek karısından, evdeki çoluk çocuğundan daha çok politikacıyı görüyor. Desteksiz atmanın hududu yok seçimde. Gözünüzün içine baka baka uçuyorlar. “Politikacı uçmaz, seçmen uçurur” hikayesi de yabana atılmamalı hani. Koşa koşa gidip oy veriyoruz ki, o uçarken biz de eteğine yapışalım.

Oysa sandık; “Anayın çeyiz sandığı değil” dir. Hesap sorma, indira gandi yapanın hesap verme zamanıdır. Berber koltuğunda saçın önüne dökülme zamanıdır, anlayana ya da anlatana.

3 gün sonra bir seçim daha yaşayacağız hep beraber. Ancak öyle bir algı oluştu ki kamuoyunda, millet verdiği oyun gerçekten sandığa yansıdığına inanmamaya başladı. Hukuk patinaj yaparken, oyların görev yerleri değiştirilerek, alakasız sonuçlar çıkmaya başladı. Bu algı kırılmalı, yoksa ne kadar bağırırsan bağır vatandaş sandığa gitmez, oyunu vermez. Çünkü zannediliyor ki; Ali Cengiz oyunu var, haksız mı? Dibine kadar haklı yerine göre. İnsanlar kullandıkları oyların yerine gittiğine ikna edilmeli. Milletin iradesinin sandığa yansıdığı bilgisayar oyunu ile, anket algısı ile, trafoya giren haylaz kedilerle “Lan acaba” lar, olmadan, ortadan kaldırılmalı. Önümüzdeki seçimde ve sonrasında devlet yada hükümet olacaklar şunları yapmalı;

Bu seçimde bari: Kedileri sokaktan toplayıp önlerine bir yumak mı yuvarlanır, yoksa onları Mart ayında olduğuna ikna edip başka işlere mi yönlendirirsiniz bilemem? ama bu defa hiç olmazsa trafolara girmesinler. Komedi de bir yere kadar.

Bu seçimde hiç olmazsa; Taraflı anketlerde, millete oy oranınızı göstererek, algı oluşturarak, sandık sonrası anket sonuçlarının aynısını çıkarıp; “gördünüz ya zaten anketlerde oyumuz buydu” diyerek, “Yav he hee..” dedirtmeden, demokrasiye olan inancı yerle yeksan etmeyin.

Bu seçimlerden sonra bari; Kazanan kim olursa olsun, Hukuk ve demokrasi lafta kalmasın. Adalete olan güveni sarsmayın, bazıları paralel, diğerleri yamuk, geri kalanı yuvarlak denilerek, insanları “şu’cu, bu’cu..” gibi dayatmalarla, onları halkın önüne atmayın.

Bu seçimlerin ardından hiç olmazsa; Balkonda mı konuşursunuz, otobüs üzerinden mi seslenirsiniz; “ben herkesin başbakanıyım, herkese eşit olacağım, tarafsız olacağım” deyip, aradan 24 saat geçmeden; “ya taraf, ya da bertaraf olursunuz” demeyin.

Bu seçimden sonra kurban olayım; Kaybeden partilerin genel başkanları; “Ben oyumu arttırdım, ben başarılıyım, seçimi kazanamadım ama bir daha ki seçimlerde iktidar koltuğunu kimseye kaptırmam” diyerek seçmenini ve vatandaşı enayi yerine koyup ta koltuğa sımsıkı yapışmasın.

Bundan sonraki seçimlerde gadanızı alayım: Din gibi ulvi değerleri, dünyevi çıkarlarınıza, siyaset gibi yalanın kuyruklusuna alet etmeyin. Bırakın herkes kendine Müslüman olsun. Ya da “senin dinin sana benim dinim bana” deyin. Allah ile kul arasına girip’te, ceyran da kalmayın. Öbür tarafta sandık yok, amel defteri var, kul hakkı var, sırat var, Huri var..yerine göre de Nuri var icabında.

HAFTANIN SÖZÜ; Hayat öyle ucuzladı ki, Mercedesler bile çerez parasına indi hamdolsun.

HAFTANIN HABERİ; Haymana’nın ilk yerli kesesi, hamamda kullanılmak üzere sade bir törenle tellaklara teslim edildi.

SAYGILARIMLA