İŞKUR'dan okullara temizlik görevlisi alınacak. Eskiden "Önce Sümerbank'a sonra okula" kampanyası vardı. Şimdi “Önce partiye üye ol, sonra okula olabilirsen temizlikçi ol” kampanyası yürürlükte. Önce Sümerbank'ın içi boşaltıldı, zarar ettirildi ve en sonunda kapatıldı. Oysa Sümerbank o zamanın en ucuz ve kaliteli malını satardı. Şimdilerin pek moda lafı “Milli ve Yerli” sanki o günlerin Sümerbank’ı için söylenmişti. Sümerbank ile birlikte önce yün, sonra pamuğun cenaze naması kılındı. Çiftçiye dolaylı bir darbe de böyle vuruldu. Hatırlayanlar bilir, o zaman ki Sümerbank mallarının kalitesini. Peki kapatanların kalitesini kim sorgulayacak?

Sümerbank’ın ardından aynı orası gibi Milli Eğitim ve benzeri kurumların içi boşaltılıyor. Daha önce de yazdığım gibi bu işin asıl eğitimini almış öğretmenler yerine sırf 3 kuruş daha az maaş vermek için ya da birilerine kıyak geçmek için ücretli öğretmenlerle Avrupa'ya kendimizi kıskandırıyoruz.

Meseleye tekrar dönersek; İŞKUR okullara temizlik görevlisi alacak. Ama işin içinde köy okullarının da olduğu ya söylenmiyor, ya da es geçiliyor.

İŞKUR'a kayıt yaptıranlar kendi isimlerinin işe alınanlar listesinde görünce o gün çocuklar gibi şenler elbette. Ama Haymana merkezde oturanlara 40-50 km ötedeki köylerin okullarında çalışılacağı söyleniyor. Çocukluğumuzdaki oyunlarda “Çanak çömlek patladı” o zaman ortaya çıkıyor. Özellikle kadınlar o köylere nasıl gider, nasıl gelir bu hiç kimsenin umurunda değil.

Madem köy okullarına temizlikçi alınacak, o köydeki insanlara söylenir, her köyün kendi insanı kendi okulunda işe girer. Bu kadar basit. O köyde 5-6 başvuru varsa adil bir kura ile 1 veya 2 kişi belirlenir kimse de birşey demezdi.

Şimdi ne oldu peki? 8 aylığına asgari ücretle de olsa evine katkı yapacağını düşünüp sevinen kadının tüm hayalleri yıkıldı. Bir devlet kurumu olan İŞKUR'a, dolayısı ile devlete olan güven bir kez daha sarsıldı. Siyasiler "Valla biz elimizden geleni yaptık ama durum bu" diye kendilerini kurtardılar. Olan yine garibana oldu.

Bunu yapan A partisi veya B partisi hiç önemli değil. İşin içine siyasetin girdiği hiçbirşeyden hayır gelmez. Nitekim iki yakamızın bir araya gelmemesi de bundan ya.

Halbuki o Sümerbank'ın ne güzel gömlekleri vardı değil mi. Giyince iki yakamız bir araya gelirdi. Metre metre basma alınır, yıllarca mis gibi giyilirdi. Gün gelip 2 metrelik basma kefene gireceğini unutanlar, bunca dalavereye rağmen cennet hayalleri kuruyor, gariban evlerinin bir tas çorba hayallerini yıka yıka hemde. Allah'a havale etsen, havale ücreti isterler.

Eskiden "Efendime söyleyim" diye bir deyim vardı. Şimdi o deyim bizzat gerçek oldu. Efendilerine söyleyecekler, efendileri de ne buyurursa o. Aganın pokunun üstüne pok, sözünün üstüne söz olmaz.

HAFTANIN SÖZÜ; "Bir kişi EKMEK çalarken yakalanırsa, o cemaatin, toplumun, devletin tüm insanları utanmalıdır."