Atomu parçalayıp, uzayda cirit atmamızı sağlayacak ortaokul talebeleri bu hafta LGS yani liseye geçiş sınavına girdi. Elbette başta düzdüğüm methiyeler şaka. Bizim çocukları küçümsediğim falan yok elbette. Ama ortada hepimizin gördüğü bir gerçek var, o da bir sınıf üste çıkacaklar o kadar. Artık “liseli” diyeceğiz, bıyıkları terleyecek, biraz daha asi olacaklar hepsi bu.
Nuri Bektaş’ın nitelikli okul kategorisinden alınıp sıradan bir okul haline getirilmesi ile Haymana’nın eğitimine toptan bir El-Fatiha demiştik zaten. Bundan sonrası 3 yanlış kulhuvallah’ın bir doğru elham’ı götürüp götürmeyeceği...
Olayın ulusal boyutuna gelirsek; zaten özel veya paralı okulun olduğu bir sistemde, bizim sümüğü burnunda donmuş çocukların bu devasa yarışta hiç şansları yok.
Düşünsenize Çankaya da peri masalındaki şatolardan fırlamış bir özel okulun öğrencisi ile bizim Haymana’daki herhangi bir ortaokulun öğrencisi aynı yarış pistinde yarışacaklar. Her ikisinin de hedefi Türkiye’nin kalburüstü bir Anadolu Lisesi veya Fen Lisesi olacak. Aradaki kulvar farkını hayal edebiliyor musunuz? Hüseyin Bolt ile Survayvır’daki Nagihan’ın mücadelesi gibi komik ve adaletsiz.
Hakikaten eğitimde bile “Parayı verenin düdüğü çalacağı” bir düzende bizim gariban bebelerin ne kadar şansı var ki?
“Efendim okuyacak çocuk okur. Bakın dağda çobanlık yapan bilmem ne, şu okulu kazandı” gibi birkaç tane güdümlü haberler sadece bizlerin gazını almak içindir. Bizler de bunları görüp “Haa.. tamam o zaman. Eşeklik bizim çocuklarda” deyip geçiyoruz.
Paranın hüküm sürdüğü ve sonucu belirlediği hiçbir şey adil değildir. Nasıl siyasallaşmış din ahlak, siyasallaşmış hukuk adalet üretemezse, aynı şekilde maddiyatın birilerine baş tacı olduğu bir eğitim sistemine de eşit eğitim denemez.
Anayasal olarak hepimiz eşitiz. Ama gel gör ki, ekmek dilimini sulayıp şeker döken nesil ile jambonunu taze sıkılmış portakal suyu yiyen nesli bir arenada mücadele ettiriyoruz. Kokulu silgi alınınca sabaha kadar sevinçten uyuyamayan bir sabi ile silgi fabrikasının sahibin çocuğu aynı amacı hedef edinmiş.
Birisinin öğretmeni bile bazen derse gelmez, bir diğerinin özel öğretmenleri villanın önünde kuyruk bekler. Bizimki kıytırık bir dersane için Polatlı’ya ya da Gölbaşına karga pisliğini yemeden taşınırken, diğerinin tüm dersaneler emrindedir.
Aradaki uçurum o kadar büyük ki yüzlerce tezat ve fark var. Ama her ikisi de aynı gelecek için bir sınavla tüm hayatlarını etkileyecek karar için zorlanıyorlar. Ondan sonra birisini yurt içi bile kesmeyip Avrupa üniversitelerini aşındırırken, bizimkileri ancak kaldırım aşındırıp, it taşlıyor. Yine biz tarafından “serseri, işe yaramaz, bir baltaya sap olamaz” denilerek itilip kakılıyor.
Bu hafta LGS, hafta sonu üniversite.. Bizim garip çocuklar bir eli yağda, diğeri balda, özel öğretmenli, süper dershaneli, bol yabancı dilli, evdeki hizmetçisi zilli, kalemi çip’li, zekası pilli ve herşeyi cicili bebeleri ile sidik yarıştıracaklar. Ve hepimiz buna da “eğitimde eşitlik” diyeceğiz.
Herşeye rağmen fedakar ve idealist, işine aşık ve bizim çocuklarımız için kendini paralayan öğretmenlerin ellerinde öperim. Ama maddiyatın kurduğu eleme tesisinde bizim çocukların elek altı edilmesine vesile olanlardan da hepimiz bu dünyada daöte dünyada davacıyız. Hem de bebe belik.
HAFTANIN HABERİ; Evine kuma getiren A.S(56) ayılıp bayılan eski karısına açıklama yaptı; “Yav hayatım hani virüste söyledikleri ikinci dalga aha bu yanımdaki işte”