Bir memlekete neden gölet yapılır? Ya da biz bir zamanlar bir gölet yaptık. Peki bu göleti ne için yaptık?

Konuyu bir problemle çözmeye çalışalım. Haymana Göleti hangi amaçla yapılmıştır?

A)Şehrin içme suyunu sağlamak için

B)Tarımsal sulama için

C)Turizm amaçlı kullanmak için

D)Sosyal aktiviteler için

E)Hiçbiri

Peki biz hemen dibimizde yıllar önce yapılan göleti yukarıdaki şıklardan hangisinde kullandık?

Doğru cevap E, yani hiçbiri...

Haymana Belediyesi ile yapılan son söyleşide göletle ilgili bir proje okumadık. Diğer kurum veya kuruluşların da bir çabası girişimi yok. Hatta esamesi okunmuyor. Peki o zaman biz bu göleti neden yaptık? Bırakaydık su kendi halinde akaydı. Bari suya engel olmayaydık.

Birileri yapılmasına sebep veya aracı olmuş, devlet sağolsun yapmış.. ne güzel. İyi de tüm bu yapılanlar, göletin etrafında birileri bira içip kurbağa sesi dinlesin diye değildir herhalde.

Oysa sağlam ve dört başı bir mağmur bir proje ile Haymana'ya neler katabileceğini hesaplayın. Daha önce yazmıştım. Ciddi bir proje ile ilçeye katma değer katacak yerlerden birisidir gölet.

Hatta iddia ediyorum, dişe dokunur bir proje ile değerlendirilmesi halinde yapımı biten Yeni Halk Eğitim Merkezinden, yapılmakta olan 2. Etap TOKi'den ve yapılması düşünülen millet bahçesinden çok daha fazla Haymana'ya faydalı, gelir getirici, istihdam arttırıcı, turizme katkılı yatırım ve hizmettir. Ama bizim gölete su, gölet etrafına yatırım yapılana kadar herkesin gözü pörtleyecek.

1200'lü yıllarda yaşadığına inanılan Nasreddin Hoca bile boş boş duran Akşehir Gölü'ne maya çalarak en azından birşeyler yapmış. Biz onu bile yapmaktan imtina ediyoruz.

Valla hocam bizim işlerimiz o kadar ters ki, inmesekte zaten eşşekten düşecektik..

xxxxx

“O eski Türkiye var ya eski Türkiye... İMF'nin kapılarında para dileniyordu" diyorlardı ya..

Yeni Türkiye varya ya yeni Türkiye... şimdi de Arapların kapılarında para dileniyor” a dönüştü deniyor...

Hani meşhur hikaye vardı, bilen bilir.

Ağa ile marabası yola çıkarlar. Yolda gördükleri tezeği iddia ile yiyerek yer değiştirirler. Aga maraba, maraba da aga olur. Dönüşte yine aynı tezek ve yeniden girdikleri iddia ile aga agalığına kavuşur. Maraba da marabalığa geri döner. Can alıcı söz hikayenin sonundadır ve Maraba; "Agam giderken sen agaydın ben maraba. Dönüyoruz sen yine agasın ben yine maraba. Peki madem öyle kalacaktık biz bu tezeği niye yedik??"

Bu iktidarda hani uçtuk, coştuk, kaçtık, kıskandırdık, alayına dikildik ya... eee sonuçta agalar yine aga, marabalar yine maraba kaldı. Mevzuu bir yerlerden para dilenmekse yine aynı kapıya çıktı iş.

Madem öyle peki biz her seferinde bu b..ku niye yiyoruz o zaman????...

HAFTANIN HABERİ: Bu sabahta altını ıslatan E.T(9) annesinin durumu farketmesi üzerine “Ezanları susturamayacak, bayrağımızı indiremeyeceksiniz” dedi.