Siyaset bazen kürsülerde yapılan konuşmalarla değil, kulislerde verilen mesajlarla şekillenir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde son günlerde yaşanan cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmaları da tam olarak böyle bir sürecin işaretlerini veriyor.

Görünen o ki CHP’de yalnızca bir aday arayışı yok; aynı zamanda çok katmanlı bir siyasi satranç oynanıyor.

Mansur Yavaş’ın zaman zaman vurguladığı çizgide bu konuşması da ;

“Kim suç işlediyse, partisine bakılmadan yargılansın.”

Bu söylem özellikle “CHP’li belediyeler de dahil” vurgusu yapıldığında siyasi açıdan dikkat çekiyor, çünkü parti savunusu yerine hukuk devleti pozisyonu alıyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın kulislere yansıyan “Aday gösterseniz de göstermeseniz de adayım” mesajı, sıradan bir çıkış olarak okunamaz.

Bu, doğrudan bir meydan okuma değil; daha çok siyasi ağırlığını hissettirme ve sürecin dışında kalmayacağını ilan etme hamlesidir.

Yavaş’ın bugüne kadar izlediği temkinli çizgi düşünüldüğünde, bu mesajın dozunun bilinçli ayarlandığı açık.

Ancak siyasette her güçlü çıkışın karşısında bir denge unsuru vardır.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Yavaş ile yaptığı uzun görüşme ve sonrasında sergilediği temkinli tutum, partinin bu süreci kontrollü götürmek istediğini gösteriyor.

Özel’in en büyük sınavı, aday belirlemekten çok, adaylık sürecini yönetmek olacak gibi görünüyor.

Bu denklemin en kritik parçası ise hiç şüphesiz Ekrem İmamoğlu.

Hakkındaki yargı süreci netleşmeden CHP içinde yeni tartışmalar oradan umut kesildiğini gösteriyor.

Bu yüzden “bekle ve gör” stratejisi, yerine hareketlilik stratejisi makul yol olarak tercih ediliyor.

İmamoğlu’nun sahada olup olmayacağı, kanaati güçlendikçe bir ismin tüm stratejinin yönünü belirleyecek.

Bu da Sayın Özel değil , Sayın Yavaş gibi görünüyor.

Yavaş’ın son dönemde belediye başkanlarına yönelik “gerekirse toplu istifa” çağrısı ise siyasetin dozunu yükselten bir başka başlık.

Bu çıkış, sadece bir tepki değil; aynı zamanda sistem içinde yeni bir baskı mekanizması kurma arayışı olarak da okunabilir. Böylesi radikal hamleler Sn.Yavaş” a özgü alıştığımız bir durum değil.

Tüm bu gelişmeler bize şunu gösteriyor:

CHP’de adaylık meselesi bir isimden ibaret değil.

Bu süreç; güç dengeleri, zamanlama, kamuoyu desteği ve parti içi uyumun aynı anda gözetildiği bir denklem.

Herkes pozisyonunu alıyor, hamleler dikkatle yapılıyor ve kimse erken açığa çıkmak istemiyor.

Son söz şu:

CHP’de henüz aday belli değil ama yarış çoktan başladı.

Ve ABB Başkanı Sayın Mansur Yavaş bana göre son çıkışı ile “Her şartta adayım” mesajı verdi.

Ancak durum onu gösteriyor ki sandıktan önce parti içinde verilecek bir mücadele ve kazanılacak bir seçim var.