Türkiye, tarihi bir dönemeçten geçiyor.
Yıllardır ülkemizin enerjisini tüketen, canlarımızı alan, ekonomimize ağır bedeller ödeten ve kardeşliğimizi hedef alan terör meselesinde yeni bir sayfa açılıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamada 467 milletvekilinin “evet” oyu vermesi, sıradan bir Meclis kararı değildir.
Bu tablo, Türkiye’nin terör belasından kurtulması konusunda ortaya çıkan büyük siyasi mutabakatın göstergesidir.
Ben bu kararı sadece bugünün değil, gelecek nesillerin kararı olarak görüyorum.
Çünkü mesele bir yasa maddesinden çok daha büyüktür.
Mesele Türkiye’nin geleceğidir.
467 EL HUZUR İÇİN KALKTI
Meclis Genel Kurulu’nda 467 milletvekilinin kabul oyu vermesi, Türk siyasetinde kolay kolay oluşmayacak bir fotoğraf ortaya çıkardı.
Farklı siyasi partilere mensup milletvekilleri aynı hedef doğrultusunda buluştu:
Terörsüz Türkiye.
Bu görüntünün kıymetini bilmek zorundayız.
Çünkü Türkiye yıllarca terör meselesini konuştu.
Şehitlerimizi konuştuk.
Dağları konuştuk.
Operasyonları konuştuk.
Bombaları, saldırıları, hendekleri konuştuk.
Artık başka bir Türkiye'yi konuşmanın zamanı geldi.
Terörün olmadığı, silahın siyasetin üzerinde tehdit olmadığı, çocuklarımızın terör korkusuyla büyümediği bir Türkiye'yi...
İşte Meclis’teki 467 oy, bu umudun siyasi karşılığıdır.
ERDOĞAN VE BAHÇELİ'NİN TARİHİ İRADESİ
Bu noktaya bir günde gelinmedi.
Türkiye'nin terör sorununu çözmeye yönelik ortaya koyduğu siyasi iradenin arkasında güçlü bir devlet aklı bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin terör belasından tamamen kurtulması yönündeki kararlı duruşu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yıllardır ortaya koyduğu siyasi irade, bu sürecin önemli kilometre taşlarından oldu.
Bahçeli'nin yaptığı çağrılarla başlayan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlet iradesiyle sahip çıktığı süreç, bugün Meclis'teki büyük mutabakatla yeni bir aşamaya taşınmıştır.
Burada özellikle altını çizmek gerekiyor:
Bu bir teslimiyet projesi değildir.
Bu bir taviz projesi değildir.
Bu, terör örgütleriyle pazarlık yaparak Türkiye'nin geleceğini şekillendirme arayışı hiç değildir.
Tam tersine...
Bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücüyle terörü Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarma iradesidir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE, GÜÇLÜ TÜRKİYE'DİR
Bir ülkenin en büyük gücü sadece ordusu veya ekonomisi değildir.
Bir ülkenin en büyük gücü, içeride huzur ve güven ortamını sağlayabilmesidir.
Terörün olmadığı Türkiye;
daha fazla yatırım demektir.
Daha fazla üretim demektir.
Daha fazla turizm demektir.
Daha fazla istihdam demektir.
Gençlerin geleceğe umutla bakması demektir.
Devletin kaynaklarının terörle mücadele yerine kalkınmaya aktarılması demektir.
Türkiye'nin enerjisini kendi geleceğine harcaması demektir.
İşte bu yüzden “Terörsüz Türkiye” sadece bir güvenlik projesi değildir.
Aynı zamanda büyük bir kalkınma projesidir.
BARIŞ DEMEK GÜVENLİKTEN VAZGEÇMEK DEĞİLDİR
Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye'nin güvenlik politikalarından taviz vermesi anlamına gelmez.
Tam aksine...
Devletin güvenlik gücü daha güçlü olacaktır.
Terör örgütlerinin silah bırakması sağlanmalıdır.
Silahın yeniden ortaya çıkmasına izin verilmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, milli egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışmaya açılmamalıdır.
Devletin kırmızı çizgileri bellidir.
Bu çizgilerden taviz verilmeden, terörün kaynağı kurutulmalı ve Türkiye'nin önündeki güvenlik tehdidi tamamen ortadan kaldırılmalıdır.
Çünkü gerçek barış, devletin zayıflamasıyla değil, devletin gücüyle tesis edilir.
ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİNE SAHİP ÇIKMAK
Terörsüz Türkiye'yi konuşurken şehitlerimizi unutmak mümkün değildir.
Tam tersine...
Bugün bu meseleye daha büyük bir hassasiyetle yaklaşmamızın sebebi, yıllar boyunca bu ülke için can veren kahramanlarımızdır.
Onların aileleri yıllarca evlat acısıyla yaşadı.
Anneler evlatlarını bekledi.
Çocuklar babasız büyüdü.
Eşler eşsiz kaldı.
Şimdi yapılması gereken, bu acıların bir daha yaşanmaması için Türkiye'nin önündeki terör meselesini kalıcı biçimde çözmektir.
Şehitlerimizin emaneti olan bu ülkeye karşı en büyük sorumluluğumuz budur.
Bir daha tek bir annenin daha terör yüzünden ağlamaması...
Bundan daha büyük bir hedef olabilir mi?
MUHALEFETE DE TARİHİ SORUMLULUK DÜŞÜYOR
Meclis'teki 467 “evet” oyu, aslında Türk siyasetine de bir mesaj verdi.
Terör meselesi günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.
Muhalefet elbette eleştirecek.
İktidar elbette kendisini savunacak.
Bu demokrasinin gereğidir.
Ama Türkiye'nin güvenliği ve milletin huzuru söz konusu olduğunda ortak bir zeminin korunması gerekir.
Çünkü terörün siyasi kazananı olmaz.
Terörün kazananı sadece Türkiye'nin düşmanlarıdır.
Bugün 467 milletvekili “evet” diyerek tarihi bir sorumluluk üstlenmiştir.
Şimdi bu sorumluluğun Meclis'in duvarları arasında kalmaması gerekiyor.
Topluma yansıması gerekiyor.
Sahaya yansıması gerekiyor.
Geleceğe yansıması gerekiyor.
ARTIK YENİ BİR TÜRKİYE HİKÂYESİ YAZILMALI
Türkiye artık terörle mücadele eden ülke olarak değil, terörü geride bırakmış ülke olarak anılmalıdır.
Anadolu'nun her köşesinde huzur olmalıdır.
Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den Güney'e vatandaşlarımız aynı güven duygusuyla yaşamalıdır.
Bir çocuğun doğduğu şehir, onun geleceğini belirlememelidir.
Bir insanın kimliği, dili, kökeni veya doğduğu bölge üzerinden korkular üretilmemelidir.
Herkes bu büyük Cumhuriyetin eşit ve özgür vatandaşı olduğunu hissetmelidir.
Ama bütün bunların temelinde tek bir gerçek vardır:
Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü devlet yapısı.
İşte “Terörsüz Türkiye” hedefi, bu güçlü devlet anlayışıyla toplumsal huzuru buluşturmalıdır.
TARİH BU OYLAMAYI YAZACAK
Bugün geriye dönüp baktığımızda Türkiye'nin terörle mücadelesinde çok önemli dönemeçler olduğunu görüyoruz.
Fakat TBMM'de 467 milletvekilinin aynı hedef için “evet” demesi, siyasi tarihimiz açısından farklı bir anlam taşıyor.
Çünkü bu rakam bize şunu söylüyor:
Türkiye artık terörün geleceğini değil, terörsüz Türkiye'nin geleceğini konuşmak istiyor.
Şimdi önümüzde büyük bir fırsat var.
Bu fırsat siyasi polemiklere kurban edilmemeli.
Günlük hesaplara sıkıştırılmamalı.
Türkiye'nin ortak geleceği için değerlendirilmelidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlet iradesi, Devlet Bahçeli'nin siyasi kararlılığı ve Meclis'te ortaya çıkan geniş mutabakat, Türkiye'ye tarihi bir sorumluluk yüklemiştir.
Bu sorumluluğun adı bellidir:
Terörsüz Türkiye.
Ve bugün Meclis'te yükselen 467 “evet”...
Sadece bir oylamanın sonucu değildir.
Türkiye'nin huzura, kardeşliğe ve güvenli bir geleceğe verdiği güçlü bir mesajdır.
Tarih belki yıllar sonra bugünleri şöyle yazacak:
“Türkiye, terörün gölgesinden çıkıp kendi geleceğini yeniden inşa etme iradesini gösterdi.”
İşte asrın mutabakatının gerçek anlamı budur.