Mümkün mertebe programlara katılmaya özen gösteriyorum.

Ak Parti grup toplantısına milli maç sevinci damgasını vurdu.

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman ki gibi konuşmasına toplantıya gelenlerin coşkulu tezahüratları ile başladı.

İç politikadan savaş konusuna kadar önemli açıklamaları oldu.

Biz medya mensupları da bu fırsatları değerlendirdik.

Bazı temaslarımız sorularımız ve aldığımız cevaplar oldu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın TBMM’de yaptığı açıklamalar, yalnızca bir ekonomik değerlendirme değil; aynı zamanda içinde bulunduğumuz dönemin fotoğrafını çekti.

Dünya, bir kez daha jeopolitik gerilimlerin ekonomiye doğrudan etki ettiği bir süreçten geçiyor. ABD/İsrail-İran hattında yaşanan savaş, küresel enerji piyasalarını sarsarken, bunun yansıması da en hızlı şekilde akaryakıt fiyatlarında hissediliyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için bu tür gelişmelerin etkisiz kalması zaten mümkün değil.

Whatsapp Image 2026 04 02 At 11.49.14

Ancak Yılmaz’ın altını çizdiği bir nokta var ki, asıl tartışma da burada başlıyor: Devletin vergi yükünden feragat ederek bu artışları sınırlama çabası.

ÖTV ve KDV gibi kalemlerden vazgeçilerek akaryakıt fiyatlarındaki artışın vatandaş üzerindeki etkisinin azaltılmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Bu, kısa vadede enflasyonu kontrol altında tutmak adına önemli bir müdahale olarak görülebilir. Nitekim “eşel mobil” sistemiyle geçmişte de benzer bir yöntem uygulanmıştı. Ancak her müdahalenin bir sınırı olduğu gerçeği de ortada. Yılmaz’ın “marjımız neyse onu kullanıyoruz” sözleri, bu sınırın artık hissedilmeye başlandığını açıkça ortaya koyuyor.

Burada kritik soru şu: Bu yük daha ne kadar taşınabilir?

Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz benim bir sorum üzerine gıda fiyatlarındaki artışın fırsatçıların işi olduğunu söyledi.

Çünkü bütçeden karşılanan her destek, aslında dolaylı olarak yine toplumun tamamına yayılan bir maliyet anlamına geliyor. Kısa vadede pompaya yansımayan zam, uzun vadede başka kalemlerde karşımıza çıkabiliyor.

Öte yandan işin bir de gıda boyutu var. Savaşın etkisiyle stokçuluk yapılacağı yönündeki iddialara karşı Yılmaz’ın verdiği “gerek yok” mesajı önemli. Tarımda bu yılın daha verimli geçeceğine dair beklenti, en azından gıda fiyatları açısından bir nebze umut veriyor. Yağışların iyi gitmesi ve üretim beklentisinin yüksek olması, yaz aylarında fiyatlara olumlu yansıyabilir.

Ancak tüm bu olumlu tabloya rağmen değişmeyen bir gerçek var: Fırsatçılık.

Yılmaz’ın da açıkça ifade ettiği gibi, maliyetlerle ilgisi olmadığı halde fiyat artıran kesimler her dönemde varlığını sürdürüyor. Bu durum sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda ahlaki bir mesele. Çünkü kriz dönemlerini kazanca çevirmeye çalışan bu yaklaşım, toplumdaki adalet duygusunu zedeliyor.

Denetimlerin artırılması ve bu tür uygulamalara karşı net bir duruş sergilenmesi elbette önemli. Ancak asıl mesele, piyasa disiplininin kalıcı şekilde sağlanabilmesi.

Sonuç olarak; bir yanda küresel savaşın etkileri, diğer yanda iç piyasadaki dengesizlikler…

Türkiye ekonomisi çok katmanlı bir sınavdan geçiyor.

Devletin müdahaleleri kısa vadede rahatlatıcı olabilir, ancak kalıcı çözüm için hem uluslararası risklerin azalması hem de iç piyasada fırsatçılığın önüne geçilmesi gerekiyor.

Aksi halde vatandaş için değişen tek şey, etiketlerin yönü olmaya devam edecek.

TBMM deki Ak Parti Grup toplantısında yine medyanın ilgi odayı Adalet Bakanı Akın Gürlek oldu.

Kısa bir sohbet imkanı bulduğum halkın ”Cesur yürek” olarak gönlünde taht kuran bakan Bakan Gürlek’ten İmralı’daki ‘konut’ iddialarına yanıtı netti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İmralı F Tipi Cezaevi’nde özel konut yapıldığı yönündeki iddiaları yalanlayarak, “Özel olarak bir konut yapılma durumu yok” açıklamasında bulundu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, TBMM'de AK Parti grup toplantısı öncesi gazetecilerin sorularına yanıt verdi. Bakan Gürlek, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na konut yapıldığı iddiaları hakkında, "Orada öyle bir şey yok, orada bir idari yerleşke var, idari yerleşke olduğu için muhtemelen orada yeni binalar, ihtiyaç görülen yerler yapılabiliyor. Ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok" açıklamalarında bulundu.

Bakan Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, kendisinin mal varlığı hakkında ortaya atmış olduğu iddialara ilişkin olarak da "Onunla ilgili yargı süreci başladı. Hem manevi tazminat davası açtık hem suç duyurusunda bulunduk. Mahkeme elbette tapu kayıtlarını getirecektir. Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum" diye konuştu.

Bakan Gürlek, 12'nci Yargı Paketi’ne yönelik ise "Önce Cumhurbaşkanı Külliyesi'ne sunulur. Oraya sunduk, oradan geçtikten sonra da Adalet Komisyonu; inşallah o sırada da kamuoyuna bilgilendirme yapacağız. İçeriğinde infaz ile ilgili bir düzenleme yok. 145'inci madde ile ilgili düzenleme yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Meclis gurup toplantılarında haraketli saatler yaşıyor.