Türk siyasetinde bazı isimler vardır; makamlarıyla değil, ortaya koydukları fikirlerle ve ülkeye dair geliştirdikleri perspektifle hatırlanırlar.

Metin Külünk de bu isimlerden biridir. Onu sadece üç dönem milletvekilliği yapmış bir siyasetçi olarak değerlendirmek, siyasi ve fikrî birikimini eksik okumak olur.

16 Aralık 1960 tarihinde Rize'nin Güneysu ilçesinde dünyaya gelen Metin Külünk, Karadeniz'in mücadeleci ruhunu ve Anadolu'nun köklü değerlerini genç yaşlardan itibaren hayatına taşıdı.

Whatsapp Image 2026 07 14 At 13.02.05

Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra mühendislik mesleğini icra etti. Ancak onun hayat yolculuğu yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmadı.

Gençlik yıllarında Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) bünyesinde yer alması, fikrî dünyasının şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.

O yıllarda edindiği medeniyet perspektifi, tarih şuuru ve millet bilinci, ilerleyen yıllarda hem siyasi duruşunu hem de toplumsal meseleleri ele alış biçimini belirleyen temel unsurlar hâline geldi.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluş sürecinde aktif görev üstlenen Külünk, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı'nın kurucu kadrolarında yer aldı.

Daha sonra Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyeliği gibi önemli sorumluluklar üstlendi. 2011 yılında başlayan milletvekilliği görevini 24, 25 ve 26. dönemlerde İstanbul Milletvekili olarak sürdürdü.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki çalışmaları boyunca sadece yasama faaliyetleriyle değil, toplumun farklı kesimleriyle kurduğu yakın diyalogla da dikkat çekti.

Kanal5 Televizyonunda programımda konuk oldu, İstanbul’a gittiğimde kendisini ziyaret etme ve sohbet etme imkanım oldu. Renkli keşiğinin yanı sıra enerjik yapısı ile bir şeyler yapmanın mücadelesini veren bir kişi,.

Metin Külünk'ün siyaset anlayışını farklı kılan yön ise, gündelik siyasi polemiklerden ziyade Türkiye'nin uzun vadeli geleceğine ilişkin başlıklar üzerinde yoğunlaşmasıdır.

Konuşmalarında ve değerlendirmelerinde milli egemenlik, yerli ve milli üretim, savunma sanayii, ekonomik bağımsızlık, dijital dönüşüm, küresel güç dengeleri ve güçlü devlet anlayışı sıkça yer bulmaktadır.

Son yıllarda özellikle aile kurumuna yönelik yaptığı değerlendirmeler, geniş çevrelerde dikkat çekmektedir. Bana gönderdiği Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği Çalıştay raporunda önemli konuya temas etmiş.

Külünk'e göre aile yalnızca sosyal hayatın temel birimi değildir; milletin hafızasını taşıyan, kültürünü yaşatan ve medeniyet iddiasını geleceğe aktaran en güçlü kurumdur. Bu nedenle ailede yaşanacak çözülmenin yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar doğuracağını vurgulamaktadır.

Dijital çağın sunduğu imkânları reddetmeyen, ancak bu çağın oluşturduğu kültürel ve sosyal risklere karşı dikkat çeken yaklaşımı da üzerinde durduğu önemli başlıklardan biridir.

Çocukların ve gençlerin kimlik inşa süreçlerinin artık yalnızca aile ve okul tarafından değil, dijital platformlar, algoritmalar ve küresel kültür endüstrisi tarafından da şekillendirildiğini ifade ederek, bu alanda yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Fff-1

Çok önemli ve üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu.

Okul ve aile dijital bağımlılığa kadar giden çocuklarımızın önüne geçecek bir tedbir alamamaktadır. İnternetsiz yaşam adeta hayatın sonu gibi görünmektedir. Anne ve babalar özel okullarda paranın gücü ile bu işin çözümünü aramakla en büyük hatayı yapmaktadır.

Bir süre sonra çocuk ergenliğin verdiği stres ile dijital bağımlı olmaktadır. Sorunu kimse çözmek yerine geçiştirmekle yetirmektedir.

İşte bu düşünce iklimi içerisinde Külünkoğlu Eğitim ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen "Aile, Kuşaklar Arası Bağ, Kimlik İnşası ve Dijital Çağda Koruyucu Ekosistem Çalıştayı", yalnızca akademik bir toplantı olmanın ötesinde, Türkiye'nin geleceğine dair önemli bir fikir platformu niteliği taşımaktadır.

Çalıştayda akademisyenler, hukukçular, eğitimciler, psikologlar ve sivil toplum temsilcileri aile kurumunu çok yönlü ele alırken, ortaya çıkan ortak kanaat dikkat çekiciydi: Güçlü Türkiye hedefinin en sağlam temeli güçlü aile yapısıdır.

Bugün savunma sanayiinde elde edilen başarılar, ulaştırma yatırımları, teknoloji hamleleri ve ekonomik projeler elbette büyük önem taşımaktadır. Ancak bunların kalıcı olabilmesi; değerlerini bilen, kimliğine sahip çıkan, kültürel hafızasını koruyan ve sağlam aile ortamında yetişen nesillerle mümkündür.

Belki de Metin Külünk'ün yıllardır dikkat çekmeye çalıştığı en önemli mesele tam da budur. Türkiye'nin geleceği yalnızca ekonomik göstergelerle değil; aile yapısıyla, gençliğinin karakteriyle, kültürel direnciyle ve medeniyet iddiasıyla şekillenecektir.

Çünkü güçlü devletin yolu güçlü aileden, güçlü ailenin yolu ise değerlerine sahip çıkan güçlü bir toplumdan geçmektedir.

Bu gerçek değişmediği sürece, aile üzerine yapılan her çalışma sadece bugünü değil, Türkiye'nin yarınlarını da inşa edecektir.

Böyle bir alanda çalışma yapan çoğunluğu ailesi olan Metin Külünk ve ekibini tebrik ederim.

Saygılarımla.