Ankara yine yağmura teslim oldu.

Her kuvvetli yağışın ardından aynı manzaraları izliyoruz.

Su altında kalan caddeler, iş yerlerini basan sel suları, mahsur kalan araçlar, çaresizce dükkânını kurtarmaya çalışan esnaf ve "Bu şehir neden her yağmurda aynı kaderi yaşıyor?" diye soran vatandaşlar…

Doğa olaylarını engellemek mümkün değildir.

Ancak altyapısı güçlü olan şehirlerde yağmur felakete dönüşmez. Asıl sorgulanması gereken de budur.

Son yaşanan sel felaketinin ardından Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın yaptığı açıklamalar yalnızca bir eleştiri değil, aynı zamanda önemli bir tartışmanın da kapısını araladı.

Özarslan, altyapının sorumluluğunun ASKİ'de olduğunu hatırlattı ve geçen yıl başlatılan çalışmalar için teşekkür ettiklerini, ancak aradan geçen bir yılda vatandaşın beklediği sonucun ortaya çıkmadığını dile getirdi.

Aslında üzerinde durulması gereken nokta da tam burasıdır.

Geçen yıl başlatılan çalışmalar gerçekten yeterli olsaydı, bugün Ankara'nın sokakları yine göle döner miydi?

Rögarlar neden taşar?

Yağmur suyu hatları neden yetersiz kalır?
Vatandaş neden her sağanakta aynı korkuyu yaşar?

Bu soruların cevabı siyaset değil, hizmettir.
Ne yazık ki yaşananların ardından çözüm konuşmak yerine karşılıklı açıklamalar, sosyal medya polemikleri ve medya üzerinden yürüyen tartışmalar öne çıkıyor.

Oysa Ankaralı'nın beklentisi kimin haklı olduğu değil, bir sonraki yağmurda aynı görüntülerin yaşanmamasıdır.

Mesut Özarslan'ın "Dün teşekkür ettik, bugün eleştiriyoruz" sözleri, aslında kamu yöneticilerinin taşıması gereken anlayışı özetliyor.

Doğru yapılan iş alkışlanır, eksik kalan iş ise eleştirilir. Bunun adına siyaset değil, hesap verebilirlik denir.
Özarslan'ın dikkat çektiği "liyakatsiz kadrolaşma" iddiası ise kamuoyu açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken ciddi bir eleştiridir.

Eğer gerçekten sorun teknik yetersizlikten, plansızlıktan veya yanlış yönetim anlayışından kaynaklanıyorsa, bunun cevabını vermesi gereken de ilgili kurumlardır.

Çünkü Ankara gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir başkentte her yağmurun afete dönüşmesi artık olağan kabul edilemez.
Vatandaş siyasi tartışmaları değil, çalışan altyapıyı görmek istiyor.

Esnaf açıklama değil, dükkânını su basmamasını istiyor.
Sürücüler mazeret değil, güvenli yollar istiyor.

Sonuç olarak mesele yalnızca bir belediye başkanının açıklaması ya da bir gazetenin haberi değildir.

Asıl mesele, Ankara'nın yıllardır çözülemeyen altyapı sorunudur. Kim yönetiyorsa, kim sorumluysa, vatandaş adına hesap vermek ve kalıcı çözüm üretmek zorundadır.
Çünkü yağmur yağmaya devam edecek…

Önemli olan, Ankara'nın artık her yağmurda aynı manzaraları yaşamamasıdır.