Deveye “Boynun neden…..” diye soramadan, deve araya girmiş “Tamam bilader. Anladım ne soracağını. Boynumda eğri, oram buramda yamuk, kısacası neremi tutsanız elinizde kalır. Beni bırakıp herkes kendi acayipliğine baksın”
Bizde deveyi daha fazla rencide etmeyip aynada kendi sülietimizdeki ucubeliği görmeyelim mi?
Şehrimize bir asfalt geldi, daha gelmeden “ben getirdim, hayır ben getirdim, yok babam ben getirdim” diye doğmamış çocuğun donu için kavga başladı.
Allah muhafaza hani olmaz inşallah da, velev ki olursa ve bu asfalt yarım kalsa bu defa “Onun yüzünden yarım kaldı, yok o engelledi, şunun yüzünden olmadı” diye bu defa başka bir kavganın içine gireceğiz.
Bizim erkekler kahvede çay parası, evde kadınlarımız kazak örneği, sokakta çocuklarımız “top benim oynatmıyorum” diye kafa göz yaracak kadar kavgayı severiz. Koskoca asfalt için mi birbirimize düşmeyeceğiz?
Hele bir asfalt tamamlansın bu defa fotoğraf çekme kavgası başlar, “Benim sayemde oldu, kopardım aldım getirdim” ya da “ben olmasaydım nah alırdık” diye başlar her şey..
Asfaltı şimdilik geçtim. Ama ondan önce “boynun neden eğri?” denen deve meselesine geri dönüyorum. Yollar kazılmaya başlayınca meseleler ortaya bir bir çıkmaya başladı.
Kepçenin vurduğu yerden bir ayıp fışkırıyor. Doğalgaz gelince torun tombalak halay çekmiştik ya, işte o doğalgaz borularının foyası çıktı ilk. Boruların neredeyse elle eşelenerek gömülmüş olduğuna şahit olduk. Aynı şekilde yeni su boru hatları da öyle. Tam bunlara şaşırmaya hazırlanırken bu defa elektrik kabloları “Bizde buradayız. Bizi de unutmayın” diye poz verdiler. Meğer onlarda hemen toprağın üzerindeymişler.
Kısacası bizim için hayati olan yer altı şebekemiz, kedinin çişini yaptıktan sonra kıçını dönerek yaptığını örttüğü gibi örtülmüş. Tüm bu çalışmaları görünce biz halaya kaldığımız yerden daha bir coşkuyla devam etmişiz. “Su geldi, doğalgaz geldi, elektrik geldi, hele Hasikoyu’da vur usta”
Bizim yapılan işten çok kontrol sorunumuzun olduğu bir kez daha alnımızın çatısına vurularak anlaşıldı. Veriyoruz bir şirkete ondan sonra saldım çayıra mevlam kayıra. Kim neyi nasıl yaptı çokta tınn.. Yeter ki yapılsın. Bir an önce başında fotoğraf çektirelim yeter. Fotoğrafta güzel çıkmışsak yapılan işin kötü olması kimseyi ilgilendirmiyor.
Yapılan iş bize, giden paralar da zaten bizim, on kere yapılsın, olmadı bir kez daha sökülüp yıkılıp yapılsın, yırtılan Hacı Bekir’in yakası nasıl olsa. Söküldüğünde alkış, yapıldığında alkış, bir kez daha yıkıldığında alkış. Bizde bu alkış sevdası onlarda bu sahne sevdası oldukça.. bizde filmler bitmez bilader.
Deveye tam boynunun eğriliğini soracaklarmış, araya korumalar girmiş. Herkes dışarı çıkarılmış, kendi adamları ve kendi sorucuları kalmış bir tek. Sonra onlara bir açıklama yapılmış. Kendi televizyonları bunu öyle güzel anlatmış ki, izleyen “Lan kalem gibi deveymiş. Meğer orası burası yamuk olan bizlermişiz” demiş. Konu da böylece kapanmış.
HAFTANIN HABERİ: “Yakarsa bu dünyayı garipler yakar” diyen 20 garip, aralarında topladıkları para 5 litre benzin etmeyince bu işten vazgeçtiler.