Türkiye siyaseti yeniden hareketli bir döneme giriyor.
Ankara’da siyaset kulisleri hızlanırken, siyasi partilerin söylemleri kadar toplumun beklentileri de değişiyor. Artık seçmen yalnızca “Kim kazanacak?” sorusuna değil, “Kim çözüm üretecek?” sorusuna da cevap arıyor.
Önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri şüphesiz yeni anayasa tartışmaları olacak.
Sivil, demokratik ve toplumun geniş kesimlerinin üzerinde uzlaşabileceği bir anayasa ihtiyacı uzun süredir konuşuluyor. Ancak burada kritik nokta şu:
Anayasa tartışması, siyasi partilerin birbirleriyle güç mücadelesine dönüşmemeli.
Çünkü vatandaşın gündemi çok daha somut.
Geçim derdi var.
Emeklinin beklentisi var.
Gençlerin iş ve gelecek kaygısı var.
Esnafın ayakta kalma mücadelesi var.
Dolayısıyla siyasetin önümüzdeki dönemde en büyük sınavı, yüksek perdeden yapılan açıklamalar değil, vatandaşın günlük hayatına dokunan sorunlara çözüm üretmek olacaktır.
Bir diğer önemli başlık ise “Terörsüz Türkiye” süreci.
Bu süreç, Türkiye’nin geleceği açısından yalnızca güvenlik başlığı olarak görülmemeli. Başarılı olması halinde ekonomik, sosyal ve siyasi sonuçları da olacaktır. Ancak böylesine hassas bir süreçte toplumun tüm kesimlerinin kaygıları dikkate alınmalı, süreç şeffaf ve güçlü bir toplumsal mutabakat anlayışıyla yürütülmelidir.
Siyasette artık yeni bir dönem başlıyor.
Seçmen daha dikkatli.
Daha sorgulayıcı.
Ve siyasi partilerden yalnızca slogan değil, sonuç bekliyor.
Muhalefet açısından da iktidar açısından da mesele aynı:
Vatandaşın güvenini kazanmak.
Çünkü sandık günü geldiğinde seçmen yalnızca geçmişe bakmayacak.
“Bana ne söylediniz?” kadar,
“Benim hayatımı nasıl değiştirdiniz?” diye de soracak.
Türkiye’nin önümüzdeki siyasi dönemini belirleyecek olan da tam olarak bu soru olacak.
Siyaset artık sadece Ankara’daki koridorlarda değil, pazarda, sokakta, esnafın dükkânında, gençlerin gelecek planlarında ve emeklilerin sofrasında şekilleniyor.
Ve bence önümüzdeki dönemin en büyük siyasi gerçeği şu:
Seçmen artık kendisini dinleyen değil, kendisi için çalışan siyasetçiyi arıyor.
Sandık geldiğinde kazananı da büyük ölçüde bu anlayış belirleyecek.