Bazı insanlar vardır, hayatınıza girdikleri günü hatırlarsınız ama hayatınızdan çıkıp gittiklerinde sanki yıllardır tanıdığınız bir dostunuzu kaybetmiş gibi olursunuz.
Arzu Kurnaz benim için tam da böyle bir insandı.
Uluslararası Kafkas Derneği dönemde tanıdım Arzu'yu. Aslında geçmişe dönüp baktığımda, "Ne kadar uzun zamandır tanıyorduk?" diye düşündüğümde, takvimlerin söylediği ile gönlün söylediği aynı değil.
Çünkü bazı dostlukların ölçüsü zaman değildir.
Hukuktur, samimiyettir, güvenmektir.
Arzu ile de böyle bir hukukumuz oldu.
Siyaset konuştuğumuz günler oldu, ticareti konuştuğumuz günler oldu. Hayata, insanlara, memlekete dair sohbetler ettik. Bazen bir işin heyecanını, bazen siyasetin sıkıntılarını paylaştık.
O, hayatın bir köşesinde oturup bekleyenlerden değildi.
Mücadele edenlerdendi.
Hem siyaset yaptı hem ticaretle uğraştı.
Milliyetçi Hareket Partisi'nden milletvekili adayı oldu.
2024 seçimlerinde Kütahya'da kapı kapı dolaştı, insanlarla buluştu, kendisini ve inandığı değerleri anlattı.
Siyaseti masa başından değil, sahadan yaşamayı tercih etti.
Kapıların çalındığı, insanların dinlendiği, bazen bir bardak çayın etrafında uzun sohbetlerin yapıldığı seçim günlerinde yoruldu belki ama vazgeçmedi.
Çünkü Arzu'nun karakterinde mücadele vardı.
Bir tarafta siyaset…
Diğer tarafta ticaret…
Çukurambar'da hizmet sektöründe faaliyet gösteren lokantası vardı.
Orada da insanlarla iç içeydi.
Ticaretin sadece kazançtan ibaret olmadığını bilen, insan ilişkilerini önemseyen bir yapısı vardı.
Sonra…
Hayatın hiç beklemediğimiz bir yerinden başka bir imtihan geldi.
Hastalık…
İnsanın sevdiği bir dostunu hastalıkla mücadele ederken görmek çok ağır.
Hele onu hep güçlü, hareketli, mücadele eden haliyle tanımışsanız…
Bir süre sonra telefonlar farklı anlam taşımaya başlıyor.
"Nasıl?"
"Durumu nasıl?"
"İnşallah daha iyidir."
Ve insan her defasında güzel bir haber bekliyor.
Çünkü ölümün adını insanın zihni bilse de, gönlü kabullenmek istemiyor.
Biz de belki Arzu'nun yeniden ayağa kalkacağına, yeniden sohbet edeceğimize, yeniden hayatın içinde koşuşturacağına inanmak istedik.
Ama Rabbimizin takdiri başka oldu.
Arzu Kurnaz, çok fazla acı çekmeden Rabbine ruhunu teslim etti.
Belki de geride kalan bizler için en büyük teselli bu.
Şimdi onun ardından bakarken insan hayatın ne kadar kısa olduğunu bir kez daha anlıyor.
Siyaset…
Ticaret…
Makam…
Mevki…
Koşturmaca…
Hepsi bir gün geride kalıyor.
Geriye ise insanın bıraktığı iz kalıyor.
Arzu'nun da bıraktığı iz, benim hafızamda güzel bir izdir.
Birlikte edilen sohbetler, paylaşılan düşünceler, siyaset üzerine konuşmalar, ticaret üzerine değerlendirmeler…
Ve bütün bunların üzerinde, yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissettiren o samimi dostluk…
Belki insanın ardından söylenebilecek en güzel sözlerden biri şudur:
"İyi ki tanımışım."
Ben de Arzu için bunu söylüyorum.
İyi ki tanımışım.
İyi ki yollarımız kesişmiş.
İyi ki hayatın bir döneminde aynı meselelerin etrafında konuşmuş, aynı heyecanları paylaşmışız.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, insanın aslında ne kadar az zamanının olduğunu düşünüyorum.
Daha çok konuşabilirdik.
Daha çok görüşebilirdik.
Daha çok hatıra biriktirebilirdik.
Ama hayat böyle…
İnsan her zaman son görüşmesinin gerçekten son görüşme olduğunu bilmiyor.
İşte bu yüzden bazı insanlar gittikten sonra değil, yanımızdayken kıymetini bilmek gerekiyor.
Arzu Kurnaz artık aramızda değil.
Ama adı bir sohbetin içinde geçtiğinde onu hatırlayacağız.
Bir seçim dönemi konuşulduğunda Kütahya'da kapı kapı dolaşan Arzu'yu hatırlayacağız.
Çukurambar'daki lokantasından söz edildiğinde, ticaret hayatındaki mücadelesini hatırlayacağız.
Kafkas Derneği'nin çalışmalarından bahsedildiğinde, onun emeklerini hatırlayacağız.
Ve belki bir gün, hiç beklemediğimiz bir anda bir anımız aklımıza gelecek.
İşte o zaman anlayacağız ki…
İnsan bazen bedenen gider ama hatıralarıyla yaşamaya devam eder.
Arzu Kurnaz da bizim hafızamızda yaşamaya devam edecek.
Rabbim onu rahmetiyle kuşatsın.
Mekânı cennet olsun.
Ailesine, sevenlerine ve dostlarına sabır versin.
Bizlere de geride güzel hatıralar, güzel dostluklar ve güzel sözler bırakabileceğimiz bir ömür nasip etsin.
Bazı vedalar vardır, insan "güle güle" diyemez.
Sadece başını öne eğer, içinden bir dua eder.
Ben de bugün Arzu'nun ardından öyle yapıyorum:
Allah rahmet eylesin Arzu…
Ruhun şad, mekânın cennet olsun.
Sen gittin ama bıraktığın güzel izler bizde kalacak.