Bir belediyenin başarısı yalnızca yaptığı yollarla, kaldırımlarla ve binalarla ölçülmez. Asıl mesele, insanın hayatına ne kadar dokunduğudur. Sincan’da 156 çocuğun yüzünü güldüren toplu sünnet şöleni, ekonomik yükü hafifletmenin ötesinde; çocukların sevincini toplumun ortak mutluluğuna dönüştüren bir sosyal belediyecilik anlayışını ortaya koyuyor. Başkan Murat Ercan’ın miniklerle tek tek ilgilenmesi ise hizmetin ötesinde, insana dokunan belediyeciliğin en güzel fotoğrafını veriyor.

Şimdi bir an durup düşünelim…
Bir belediyenin yaptığı hizmeti neyle ölçeriz?
Kaç kilometre yol yaptı?
Kaç park kazandırdı?
Kaç bina inşa etti?
Kaç ton asfalt döktü?
Elbette bunların hepsi önemli.
Ama ben başka bir ölçüden söz etmek istiyorum.
Bir belediye kaç çocuğun yüzünü güldürdü?
Çünkü belediyecilik, sadece şehrin taşına toprağına dokunmak değildir.
Belediyecilik, insana dokunma sanatıdır.
Ve bazen bir çocuğun yüzündeki tebessüm, kilometrelerce asfaltın anlatamayacağı kadar çok şey anlatır.
Sincan Belediyesi’nin bu yıl beşincisini düzenlediği Geleneksel Toplu Sünnet Şöleni’ne biraz da bu gözle bakmak gerekiyor.
156 çocuk…
İlk bakışta yalnızca bir rakam.
Ama rakamların arkasındaki hikâyeyi görünce mesele değişiyor.
156 çocuk.
156 aile.
156 ayrı heyecan.
156 ayrı mutluluk.
Ve belki de ekonomik imkânları nedeniyle çocuklarının sünnet masrafını düşünmek zorunda kalan 156 ailenin omuzlarından alınan bir yük…
İşte sosyal belediyecilik tam da burada başlıyor.
“Biz Varız” Diyebilmek
Bugün ekonomik şartların aileleri ne kadar zorladığını anlatmaya gerek yok.
Çocuk büyütmek zaten başlı başına büyük bir sorumluluk.
Giyim, eğitim, sağlık, beslenme…
Liste uzayıp gidiyor.
Böyle bir ortamda bir ailenin çocuğunun sağlık hizmetini ücretsiz karşılamak, sadece bir organizasyon yapmak değildir.
O aileye,
“Yalnız değilsin.”
demektir.
Daha da önemlisi,
“Çocuğunun mutluluğu bizim için de önemli.”
demektir.
Bence bunun kıymeti, yapılan harcamanın çok ötesindedir.
Çünkü sosyal belediyecilik, ihtiyaç sahibine yalnızca yardım eli uzatmak değildir.
Onun onurunu koruyarak yanında durabilmektir.
Çocuğun yüzünü yere baktırmadan, aksine başını gururla kaldırabileceği bir gün yaşatabilmektir.
Sünnet Bir Merasimdir, Çocukluk Bir Hatıradır
156 çocuk modern cerrahi yöntemlerle, özel hastane koşullarında sünnet ettiriliyor.
Sonra?
“İşimiz bitti” denilmiyor.
Çocukların özel günü bir şölene dönüştürülüyor.
Arasta Sincan çocukların kahkahalarıyla doluyor.
Animasyonlar…
Kukla gösterileri…
Yerel sanatçılar…
Pamuk şeker…
Mısır…
Ve sahneye çıkan çocuklar…
Bütün bunların içinde bana göre en değerli şey şu:
Çocuklara kendilerini özel hissettirmek.
Çünkü çocukluk, insan hayatının en kısa ama en unutulmaz dönemlerinden biridir.
Bugün yaşanan bir mutluluk, yıllar sonra bir hatıraya dönüşür.
Belki bugün sünnet kıyafetiyle sahneye çıkan o çocuk, yıllar sonra büyüyecek.
Hayatın başka telaşlarına dalacak.
Ama bir gün eski fotoğraflara bakacak.
Ve diyecek ki:
“Benim sünnetimde de böyle bir şölen yapılmıştı.”
İşte belediyeciliğin görünmeyen eseri budur.
Bir çocuğun hafızasına güzel bir an bırakmak.
Başkanın Çocuklarla Tek Tek İlgilenmesi Neden Önemli?
Şimdi gelelim asıl üzerinde durulması gereken noktaya.
Başkan Murat Ercan’ın çocuklarla tek tek ilgilenmesine…
Birileri bunu protokol gereği yapılmış sıradan bir ziyaret olarak görebilir.
Ben öyle görmüyorum.
Çünkü yöneticilikte insanla aradaki mesafe büyüdükçe, makam büyür ama gönül küçülür.
Oysa bir belediye başkanının çocukların arasına karışması, onlarla sohbet etmesi, fotoğraf çektirmesi, onların heyecanını paylaşması başka bir şeydir.
Bu, “Ben sizin yanınızdayım” demenin davranışa dönüşmüş halidir.
Çocuk için makamın anlamı yoktur.
Başkanın unvanı da…
Çocuk için önemli olan, karşısındaki insanın kendisine nasıl davrandığıdır.
Bir çocuğun göz hizasına inmek, onunla konuşmak, elini tutmak, gülümsemek…
Bunlar küçük hareketler gibi görünür.
Ama çocukların dünyasında küçücük bir davranış, kocaman bir hatıraya dönüşebilir.
İşte bu yüzden Başkan Ercan’ın çocuklarla tek tek ilgilenmesini, yapılan hizmetin insani tamamlayıcısı olarak görüyorum.
Çünkü hizmetin bir bütçesi vardır.
Ama merhametin bütçesi yoktur.
Hizmetin bir projesi vardır.
Ama samimiyetin projesi olmaz.
Belediyecilik Sadece Beton Değildir
Uzun zamandır belediyeciliği yalnızca fiziki yatırımlarla konuşmaya alıştık.
Yol.
Kaldırım.
Park.
Bina.
Altyapı.
Üstyapı…
Bunlar şehrin gövdesidir.
Ama sosyal hizmetler, o gövdenin ruhudur.
Bir şehri şehir yapan sadece binaları değildir.
O şehirde yaşayan insanların kendisini nasıl hissettiğidir.
Bir anne çocuğunun sünnet masrafını düşünürken biraz olsun rahatlıyorsa…
Bir baba “Çocuğum güzel bir gün yaşadı” diyebiliyorsa…
Bir çocuk ailesiyle birlikte gülerek eve dönüyorsa…
İşte orada belediyecilik gerçek anlamına kavuşur.
Çünkü şehrin en değerli yatırımı insandır.
156 Çocuğun Gülüşü, Bir Şehrin Aynasıdır
Ben olaya biraz da buradan bakıyorum.
Sincan’da düzenlenen bu şölenin en önemli çıktısı belki de herhangi bir raporda yazmayacak.
Çünkü raporlara “156 çocuk sünnet edildi” yazılır.
Ama raporlar şunu yazamaz:
Kaç çocuk o gün ilk kez sahneye çıkmanın heyecanını yaşadı?
Kaç anne-baba çocuğunun mutluluğuna bakıp gururlandı?
Kaç çocuk pamuk şeker yerken kahkaha attı?
Kaç aile ekonomik bir yükün hafiflemesiyle içinden “İyi ki” dedi?
İşte gerçek hikâye burada.
Sayıların arkasındaki insanlarda.
Bir Şehrin Geleceğine Dokunmak
Çocuklara yapılan her güzel şey aslında geleceğe yapılmış bir yatırımdır.
Çünkü bugün sevgi gören çocuk, yarın sevgiyi bilen yetişkin olur.
Bugün kendisine sahip çıkıldığını hisseden çocuk, yarın başkasının elinden tutmayı öğrenir.
Bugün toplumun dayanışmasını gören çocuk, yarın o dayanışmanın parçası olur.
Bu yüzden çocuklara yönelik sosyal belediyecilik faaliyetlerini küçümsememek gerekir.
Bunlar “yan hizmet” değildir.
Bunlar belediyeciliğin tam merkezinde olması gereken işlerdir.
Ve belki de bir belediye başkanının en büyük başarısı, yaptığı binalardan çok, insanların gönlünde bıraktığı izdir.
Son Söz
Bir belediyenin karnesini sadece kaç kilometre yol yaptığıyla değerlendirmeyelim.
Bir de şunu soralım:
Kaç insanın hayatına dokundu?
Kaç ailenin yükünü hafifletti?
Kaç çocuğun yüzünü güldürdü?
Kaç insan kendisini yalnız hissetmedi?
Sincan’daki 156 çocuk üzerinden bakınca, sosyal belediyeciliğin aslında ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Çünkü bazen büyük hizmetler büyük binalarda değil, küçük bir çocuğun gülümsemesinde saklıdır.
Bazen en anlamlı yatırım, bir çocuğun geleceğine bırakılan güzel bir hatıradır.
Bazen de bir belediye başkanının yapabileceği en değerli şey, makamının bütün ağırlığını bir kenara bırakıp çocukların arasına karışmaktır.
Murat Ercan’ın o gün yaptığı da tam olarak buydu.
Çocukların yanına gitmek…
Onlarla ilgilenmek…
Fotoğraf çektirmek…
Sevinçlerine ortak olmak…
Ve aslında çok basit görünen bir şey söylemek:
“Sizin mutluluğunuz bizim için önemli.”
Bence sosyal belediyeciliğin özeti bundan daha güzel anlatılamaz.
Çünkü yol eskir.
Bina eskir.
Kaldırım yenilenir.
Park değişir.
Ama bir çocuğun kalbine bırakılan güzel hatıra…
Ömür boyu kalır.
Ve belki de bir belediyenin yaptığı en güzel eser, işte o hatıradır:
Bir çocuğun gülüşü.

Mukadder Ben, çocukların mutluluğu için düzenlenen böylesine kıymetli bir organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan olmak üzere tüm belediye çalışanlarına ve katkı sunan herkese, gösterdikleri özveri ve duyarlılık için gönülden teşekkür eden. Bir çocuğun yüzünü güldürmenin yalnızca bugüne değil, geleceğe de bırakılmış en güzel iz olduğuna inanan...
Sevgilerimle...