Siyaset bazen bir insanın yıllarca yaptığı hizmetleri konuşur, bazen de tek bir dava bütün yapılanların önüne geçer. Bugün Kırıkkale'nin Keskin ilçesinde yaşanan süreç de tam olarak budur.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de yaptığı konuşmada Keskin Belediye Başkanı Ekmel Cönger hakkında yürütülen soruşturmaya dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulunmuştu.
Özel konuşmasında; "Keskin Belediye Başkanı hakkında rüşvet iddiasıyla yürütülen soruşturmada tutuksuz yargılama uygulanıyor. Kaçma şüphesi yok, delil karartma şüphesi yok, tutuksuz yargılama esas deniyor. İşte ikili hukuk dediğimiz tam olarak budur" ifadelerini kullanmıştı.
Ardından da;
"Ben Keskin Belediye Başkanı'nı niye tutuklamıyorsun demiyorum. Bu kadar kanıt onda varken o tutuksuz yargılanıyor. Muhalefete gelince ise tek bir kanıt olmaksızın 'duydum', 'gördüm' ile tutuklama yoluna gidiyorsunuz" değerlendirmesinde bulunmuştu.
Ancak hukuk kendi mecrasında işlemeye devam etti.
Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Keskin Belediye Başkanı Ekmel Cönger, "rüşvet alma" suçundan 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Aynı davada yargılanan müteahhit Mustafa Y.'ye de "rüşvet verme" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
Mahkeme ayrıca Ekmel Cönger hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmasına hükmetti.
Kararın ardından İçişleri Bakanlığı da vakit kaybetmeden harekete geçti. Anayasa'nın 127'nci maddesi ile Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi kapsamında Ekmel Cönger geçici tedbir olarak görevinden uzaklaştırıldı.
Kararın ilk günlerinde bazı muhalif medya kuruluşlarında ve sosyal medyada, rüşvet suçundan ceza alan bir belediye başkanının neden halen görevde bulunduğu yönünde eleştiriler yapıldı.
Ancak kısa süre sonra İçişleri Bakanlığı'nın görevden uzaklaştırma kararı yayımlandı ve süreç hukuki çerçevede işletildi.
Burada önemli olan nokta şudur: Verilen karar henüz kesinleşmiş değildir.
Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 8 Haziran 2026 tarihinde verdiği karar ilk derece mahkemesi kararıdır. Türk hukuk sistemine göre Ekmel Cönger ve avukatlarının Bölge Adliye Mahkemesi'ne yani İstinaf'a, ardından da Yargıtay'a başvurma hakkı bulunmaktadır.
Bu nedenle karar kesinleşinceye kadar Cönger cezaevine girmeyecek, hukuki mücadelesini sürdürecektir.
Önümüzdeki günlerde Kırıkkale Valiliği'nin çağrısıyla Keskin Belediye Meclisi toplanacak ve üyeler kendi aralarından gizli oylama ile bir Belediye Başkan Vekili seçecektir.
Seçilecek başkan vekili, Ekmel Cönger hakkındaki hukuki süreç tamamlanıncaya kadar belediye yönetimini sürdürecektir. Eğer üst mahkemeler kararı onar ve hüküm kesinleşirse süreç farklı işleyecek, aksi halde Cönger'in göreve dönmesinin yolu açılacaktır.
Tam da bu noktada Kırıkkaleli gazeteci dostum Keskin”i iyi bilen ve Cönger’i de iyi tanıyan Cihat Mençet'in değerlendirmeleri dikkat çekiyor.
Mençet, "Keskin bir başkanını değil, bir hizmet dönemini kaybediyor" diyerek aslında ilçede birçok vatandaşın duygularına tercüman oluyor.
Tarih boyunca nice komutanlar savaş meydanlarında değil, küçük ihmaller nedeniyle kaybetmiştir. Nice devlet adamları büyük projeleriyle değil, etraflarında oluşan eksiklikler nedeniyle görevlerinden uzaklaşmıştır. Çünkü başarıya giden yolda niyet kadar usul de önemlidir. Ekmel Cönger'in yaşadığı süreç de tam olarak böyle bir tabloyu ortaya koyuyor.
Ortada kasası boşaltılmış bir belediye yoktur.
Tam tersine, geçmiş dönemlerden kalan yükleri azaltan, mali disiplini sağlayan ve bugün yaklaşık 100 milyon liraya yaklaşan bir mali yapı bıraktığı ifade edilen bir belediye yönetimi vardır.
Geçmişin borçlarını ödeyen, kaynak oluşturan ve hizmet üretmeye çalışan bir belediye başkanının bugün hizmetleriyle değil, hukuki süreçlerle gündeme gelmesi düşündürücüdür.
Siyasette bazen yapılan işin doğruluğu yetmez. O işin yapılma şekli de en az sonucu kadar önemlidir.
Mimar Sinan'a atfedilen meşhur sözde olduğu gibi: "Bir eserin sağlamlığı sadece görünen taşlarında değil, görünmeyen temelindedir."
Belediyecilik de böyledir. Yollar, parklar, sosyal tesisler ve projeler görünen kısımdır.
Evrak düzeni, ihale süreçleri, bürokratik prosedürler ve mevzuata uygunluk ise görünmeyen temelidir. Temelde oluşan en küçük çatlak bile en görkemli yapının sorgulanmasına neden olabilir.
Bugün Keskin'de birçok vatandaşın ortak kanaati şudur: Ekmel Cönger ilçesine hizmet etmek isteyen, yatırım yapmak isteyen ve belediyeyi mali açıdan toparlamak için çalışan bir isimdi.
Fakat siyaset sadece iyi niyetle yürümüyor.
Atalarımızın dediği gibi; "Kılıç yarası geçer, usul yarası geçmez."
Bugün Keskin'de yollar da konuşuluyor, yapılan hizmetler de konuşuluyor, geçmiş dönem borçlarının ödenmesi de konuşuluyor. Ama bütün bunların önüne geçen bir dava süreci bulunuyor.
Yaşananlardan çıkarılması gereken ders açıktır. Kamu yönetiminde sadece dürüst olmak yetmez. Her adımın mevzuata uygun olması gerekir. Çünkü kamu görevi iyi niyet kadar titizlik de ister.
Ekmel Cönger ise görevden uzaklaştırılmasının ardından yayımladığı mesajda hemşehrilerine seslenerek oldukça duygusal ifadeler kullandı.
Kendisine ilçe tarihinde görülmüş en yüksek oy oranlarından biriyle destek veren Keskin halkına teşekkür etti.
Eksikleri ve hataları varsa affedilmesini istedi. Hakkında verilen kararın ardından tedbiren görevden uzaklaştırıldığını belirten Cönger, sürecin hem kendisi hem ailesi hem de ilçesi açısından kolay olmadığını ifade etti.
Kamuoyunda konuşulan rakamın 1 milyon 3 bin lira olduğunu belirten Cönger, böyle bir meblağ için ne ticari hayatını ne de yılların emeğini riske atacak bir insan olmadığını söyledi.
Dosyada adı geçen ve bugün hayatta olmayan Balışeyh Belediye Başkanı'nın bilgisine başvurulamamış olmasının da sürecin en üzücü taraflarından biri olduğunu dile getirdi.
Adalete güvendiğini vurgulayan Cönger, istinaf sürecinde gerçeklerin daha net ortaya çıkacağına inandığını ifade ederek bir gün yeniden Keskin halkının karşısına alnı açık ve başı dik çıkacağına olan inancını paylaştı.
Ben de yıllar öncesinden tanıdığım bir isim olarak Ekmel Cönger'in bu tür iddialarla anılmasının kendisini derinden yaraladığına inanıyorum.
Ekonomik olarak böyle bir şeye ihtiyaç duyacak bir insan olmadığını düşünenlerdenim.
Ticaret hayatında bugüne kadar kimseyi mağdur ettiği ya da dolandırdığı yönünde bir iddiayla karşılaşmadım.
Üstelik yaşadığı sağlık sorunları ve geçirdiği kalp krizleri de bu süreçlerin insan üzerinde nasıl ağır bir yük oluşturduğunu göstermektedir.
Elbette son sözü mahkemeler söyleyecektir. Hiç kimse mahkeme kararlarının yerine geçemez.
Ancak hukuk devletlerinde bir başka gerçek daha vardır: Bazen insanlar haklı olduklarını hemen ispatlayamazlar. Bazen doğruların ortaya çıkması zaman alır.
Ama adalet er ya da geç tecelli eder.
Şimdi gözler İstinaf ve Yargıtay sürecindedir.
Eğer üst mahkemeler farklı bir değerlendirme yaparsa Ekmel Cönger yeniden görevine dönebilir.
Saygılarımla.