9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü…
Takvimde bir gün daha. Ama sokakta, kafede, durakta, toplu taşımada değişen hiçbir şey yok. Çünkü Türkiye’de sigara meselesi artık bir alışkanlık değil; denetimsizliğin, ihmalkârlığın ve göz yummanın sonucudur.

Yeşil Yıldız Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Yahya Öger’in açıkladığı veriler bir gerçeği tokat gibi yüzümüze vuruyor: Türkiye’de sigara kullanımı hâlâ kontrol altına alınabilmiş değil. Yasal düzenlemeler var, cezalar var, tabelalar var… Ama irade yok.

Bugün bu ülkede 20 milyonu aşkın yetişkin sigara kullanıyor. Her yıl yaklaşık 100 bin insan, sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle toprağa veriliyor. Kalp krizi, akciğer kanseri, solunum yetmezliği… Hepsinin ortak paydası belli. Buna rağmen sigara hâlâ “kişisel tercih” diyerek geçiştiriliyor. Oysa başkasının ciğerine üflediğiniz duman, sizin tercihiniz olmaktan çıkar, kamu hakkı ihlaline dönüşür.

Asıl skandal ise gençler cephesinde. 13-15 yaş grubundaki her beş çocuktan biri tütün ürünü kullanıyor. Okul çağındaki çocukların yarısından fazlası kapalı alanlarda sigara dumanına maruz kalıyor. Üstelik herkes biliyor ki sigaraya başlama yaşı 18’in çok altına düştü. Peki soralım:
Bu çocuklara sigarayı kim satıyor? Kim göz yumuyor? Kim denetlemiyor?

Okullara birkaç adım mesafedeki büfelerde açık sigara satışı iddiaları, kapalı alanlarda sigaraya bilerek izin veren işletmeler, kurallara uymayan nargile kafeler… Bunların hiçbiri “bilmiyorduk” bahanesiyle açıklanamaz. Bu tablo, açık bir şekilde denetim zaafıdır.

Kadınlar arasında sigara kullanımındaki artış da tesadüf değil. Sigara artık her alanda normalleştiriliyor; dizilerde, filmlerde, sosyal medyada. Gençler ekranda gördüğünü taklit ediyor, toplum ise susuyor. Erkeklerle kadınlar arasındaki fark kapanırken, bu alışkanlık “özgürlük” ambalajıyla pazarlanıyor. Gerçekte olan ise bağımlılığın yaygınlaşması.

Özellikle bir kurum veya işyerinin dışında birlikte sigara içen kadın erkek bir topluluğu görünce sini katsayım artıyor.

Sanki onlara sigara içme işini işyeri “kabala” vermiş de işi bitirmek için bu soğuk kışı günü halk tabiri ile “kırımın iti” gibi titreyerek sağlıklarını hiçe sayarak tüttürüyorlar.

Kaçak ve bandrolsüz tütün ürünleri meselesi ise ayrı bir utanç tablosu. Bazı bölgelerde bu ürünler neredeyse açıkça satılıyor. Devletin vergi kaybı bir yana, halk sağlığı tamamen hiçe sayılıyor. Denetim yapılmadığında, yapılan da göstermelik olduğunda sonuç değişmiyor.

Toplu taşıma araçlarında sigara içenlere bile göz yumulduğu bir ülkede, “dumansız hava sahası” lafı kulağa hoş gelen bir temenniden öteye geçemiyor. Vatandaş uyardığında kavga çıkıyor, görevli sustuğunda ihlal devam ediyor. Herkes sorumluluğu başkasına atıyor.

Yeşil Yıldız’ın çağrısı bu yüzden son derece yerinde:
Denetimler kampanya dönemlerinde değil, yılın 365 günü yapılmalı. Zabıtası, polisi, belediyesi, ilgili tüm kurumlarıyla bu iş ciddiye alınmalı. Siyasi hesaplar, esnaf baskıları, “aman tepki olur” kaygıları bir kenara bırakılmalı.

Çünkü mesele sigara değil.
Mesele, bu ülkede insan sağlığının ne kadar ciddiye alındığıdır.

Dumansız hava sahası bir ayrıcalık değil, anayasal bir haktır. Bu hak korunmadıkça, her 9 Şubat’ta aynı rakamları konuşur, aynı ölümleri sayar, aynı ihmali izlemeye devam ederiz.

Saygılarımla….