Ramazan yaklaşırken yine aynı sahne kuruluyor.
Ekranlarda “ikramiye artıyor” yok şu kadar artacak, yok bu kadar başlıkları.
Henüz Meclis’ten geçmemiş düzenlemeler olmuş bitmiş gibi anlatılıyor.
Özellikle ATV ve benzeri iktidara yakın kanallarda adeta bir beklenti kampanyası yürütülüyor.
Üç ay Temmuz emekli zammını hesapladilar.
İş emekliye zamma gelince tablo değişiyor.
Emekliye maaş artışı gündeme geldiğinde ilk cümle hazır:
“Enflasyon artar.”
“Bütçe dengesi bozulur.”
“Ekonomi izin vermez.”
Ne zaman konu emekliye gelse ekonomi hatırlanıyor.
Ne zaman fedakârlık dense adres yine emekli oluyor.
Bu yaklaşım artık emeklinin tahammül sınırını zorluyor.
Tamam, enflasyon artmasın.
Tamam, mali disiplin korunsun.
Ama neden ekonomik bedelin faturası sürekli 25–30 yıl çalışmış, prim ödemiş, ömrünü vermiş insanlara kesiliyor?
Emekli şunu görüyor:
Kendi maaşına gelince “imkân yok.”
Ama siyasi iletişime gelince bol bol “müjde” var.
Üstelik henüz yasalaşmamış bir düzenlemeyi abartılı başlıklarla sunmak, beklentiyi şişirmek ve sonra rakam açıklandığında hayal kırıklığı üretmek…
İşte bu güven aşındırır.
Kimse emekliye lütuf dağıtmıyor.
Bu hak.
Bu yılların emeği.
Bu alın teri.
İkramiyeyi büyütüp ekranda alkışlatmak yerine, alım gücünü gerçekten artıracak kalıcı çözümler konuşulmalı.
Emekli artık şunu söylüyor:
“Beni seçim döneminde hatırlama, yıl boyu insanca yaşat.”
Ekonomi bahanesinin arkasına saklanıp, sıra siyasi iletişime geldiğinde büyük manşetler atmak ters teper.
Çünkü bu ülkenin emeklisi artık saf değil.
Hesap yapıyor.
Kıyaslıyor.
Ve gerektiğinde sandıkta cevap veriyor.
Bjrileri Emekliyle dalga geçmeyi bırakmalı.
Aksi halde bu dil, siyasi kazanç değil, ağır bir güven kaybı üretir