Sakaryaspor'un küme düşmesi sadece bir futbol takımının başarısızlığı değildir. Bu, bir şehrin ortak değerlerinden birinin yara almasıdır. Çünkü Sakaryaspor sıradan bir kulüp değildir; Sakarya'nın markasıdır, hafızasıdır, ortak heyecanıdır.
2025-2026 sezonunda alınan sonuçlar ortadadır. Sakaryaspor bitime haftalar kala küme düşmüştür. Sezon boyunca yaşanan yönetim değişiklikleri, teknik direktör istikrarsızlığı, transfer hataları ve kulüpteki belirsizlikler takımın saha içindeki performansına da yansımıştır. Sezon içerisinde iki farklı yönetim, dört teknik direktör ve çok sayıda transfer değişikliği yaşanması, istikrarın ne kadar bozulduğunu göstermektedir.
Peki sorumlular kim?
Öncelikle kulübü yönetenler. Sakaryaspor'u yöneten başkanlar ve yönetimler, bu tablonun en büyük sorumluluğunu taşımaktadır. Bir sezon içerisinde sürekli değişen planlar, teknik kadrolar ve transfer politikaları başarı getirmemiştir. Süper Lig hedefiyle başlayan bir sezonun küme düşmeyle sonuçlanması tesadüf değildir.
Ancak mesele sadece kulüp yönetimiyle sınırlı değildir.
Sakarya geçmişte farklıydı. Bu şehir Sakaryaspor etrafında birleşmesini bilirdi. İş insanları, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve taraftarlar ortak hedefte buluşurdu. Bugün ise o birlik ruhunun zayıfladığı görülmektedir.
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar açısından da değerlendirme yapmak gerekir. Elbette belediyelerin görevi futbol kulübü yönetmek değildir. Ancak Sakaryaspor gibi bir şehir markasının etrafında daha güçlü bir birliktelik oluşturulabilir miydi? Şehrin ekonomik ve sosyal dinamikleri daha fazla harekete geçirilebilir miydi? Bu soruların cevabını kamuoyu sorgulamaktadır.
Benzer şekilde Sakarya Valisi Rahmi Doğan için de aynı değerlendirme yapılabilir. Valilik makamı kulübün günlük işleyişinden sorumlu değildir. Ancak Sakaryaspor gibi şehrin en önemli markalarından biri zor günlerden geçerken, şehirdeki tüm aktörlerin daha güçlü bir koordinasyon içerisinde olması beklentisi vardır.
Burada asıl kaybeden Sakaryaspor'dan çok Sakarya olmuştur.
Bugün Kocaeli, Bursa, Samsun ve diğer şehirler takımları etrafında daha güçlü bir birlik görüntüsü verirken, Sakarya'nın kendi markasına yeterince sahip çıkamadığı yönündeki eleştiriler görmezden gelinemez.
Sakaryaspor'un yeniden ayağa kalkması mümkündür. Bu kulüp daha önce de düştü, daha önce de ayağa kalktı. Ancak bunun yolu suçlu aramaktan çok, doğru bir yönetim modeli kurmaktan geçmektedir.
Şimdi yapılması gereken; kişisel hesapları, siyasi çekişmeleri ve kulüp üzerindeki güç mücadelelerini bir kenara bırakmaktır. Sakaryaspor siyasetin değil, Sakarya'nın ortak değeridir.
Çünkü Sakaryaspor düştüğünde sadece bir takım düşmez; şehrin morali, heyecanı ve marka değeri de yara alır.
Artık herkesin kendisine şu soruyu sorma zamanı gelmiştir:
"Sakaryaspor küme düştü, peki ben bu kulüp için ne yaptım?"