Çaldağ İlkokuluna bu aralar hiç uğradınız mı? Ya da yeni ismiyle Sakarya Meydan Muharebeleri Tanıtım Yeri’ne. İtiraf edeyim bende geçen hafta uğradım ve hem şaşırdım, hem duygulandım, hem de gurur duydum.
Haymana’nın tarihi ile ilgili çok fazla şey söylenir, anlatılır. Lakin bundan yaklaşık 100 yıl öncesine dair yakın zamana kadar bildiklerimiz o kadar azdı ki.
“Yunan gelmiş, bizde cümbür cemaat kovmuşuz”o kadardı. Ama işin ayrıntısını ne biz tam bilirdik ne de merak ederdik.
Ne zaman Sakarya Meydan Muharebeleri Milli Parkı ilan edildik ve hummalı bir çalışma başladı o zaman beynimizde kalan ufak tefek bilgi kırıntıları birleşmeye, olayı idrak etmeye başladık.
Haymana topraklarında 22 gün ve gece süren dünya tarihinin en uzun meydan savaşı yaşanmış. Binlerce subayımız ölmüş ki bu savaşın bir adı da “Subaylar Savaşı” olmuş.
Efendim “ayağımızda çarıklar varmış”. Hayır birçoğu çıplak ayaklıymış, üstünde başında neredeyse hiçbirşey yokmuş.
Gidin Çaldağ’a Yunan kuvvetleri ile o günkü Türk kuvvetlerinin mukayesesini görün. Popüler bir kıyaslama ile Barcelona ile Haymanaspor’un maçı gibi kadro dengesizliği var. O zamanlar kim diyebilir “Bu maçı Haymanaspor alır” diye.
İşte o günkü inanç, ruh, iman, kararlılık ve tüm bu dinamikleri harekete geçiren tek adam var. Elbette o kişi Mustafa Kemal Paşa.
Tek Adam diyorken abartmıyorum. Yeni açılan mecliste bile Musafa Kemal’e Başkomutanlık verilip “Haydi bu savaşı kazan” dendiğinde bile ona inanan belki birkaç kişi var. O kadar yalnız aslında o günlerde.
Ama Atatürk’e inanan halkı, kitleleri görünce etrafı kalabalıklaşmaya başlıyor. Yoksa gerçekten çıktığı yolda yapayalnız. 19 Mayıs’ta bile o na “Git Anadolu’ya, işgal kuvvetlerine neden isyan edip huzursuzluk yaratıyorlar öğren ve bastır o isyanları” deniyor. Yoksa padişahın “Git vatanı kurtar” dediği falan da yok.
İşte o mücadelenin kilit noktası Haymana. Çocukların oynadığı bilgisayar oyunlarındaki bölüm sonu canavarı bu topraklarda. Bu bölümde yenilirsen ne Ankara kalıyor ne de Türkiye. Ama dediğim gibi bir kez daha kararlı bir adam ve bu aşamada etrafında çember olan kahramanlar ile sadece Yunan’ı değil, ona kol kanat geren, destek veren neredeyse Avrupa’nın alayına vurulan bir şamar Haymana.
Bu ülkede bazılarının bir an önce Atatürk ile barışmaları, helalleşmeleri gerekiyor. Çünkü çok “Günahını aldılar”. Lozan’a çamur atmadan önce Sevr anlaşmasına bir bakın.
Ne kadar bu kişiye mesafeli ön yargılı olursanız olun. Gidin saf duygularla Çaldağ Müzesine Son Kale mücadelesini baştan sona bilen ağızlardan dinleyin ve kapayın gözlerinizi o günleri hayal edin, yaşayın. Bundan sonraki ilk durağınız kesin Anıtkabir olur.
“Efendim dindar değilmiş, içermiş...” Sana ne? Sen Allah’mısın? Onun dindarlığını bırak o sorgulasın.
Şapka getirmiş, fesi yasaklamış, şapka takmayan hocaları astırmış, camileri ahır yapmışlarmış... Bunları şapka değilde fes takan Fesli Kadir’den hem de okuyup araştırmadan kulaktan dolma ucundan kıyısından internetten öğrenirseniz böyle olur.
50 yıllık ömrünün 10 yılını savaşlarda geçirmiş bir adam bu. Sırf bugün bazı aymazlar rahat yaşasın “Cart curt” kendisi hakkında konuşsun diye mi savaşmış?
Neyse konu çok uzun. Siz bence bir an önce Çaldağ’a bir uğrayın. Dilek Hanım’dan en ince detayına kadar son savaşımızı bir öğrenin. Ve bir kez daha düşünün taşının.
Yakın tarihimizi bir kez daha bize öğreten, vesile olan, çabalayan herkesten Allah razı olsun. O zaman “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenleri veya “Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” diyenleri de daha iyi tanırsınız. 100 yıl sonra atıp tutmak ile kazanılmamış bu vatan, gidin önce şahit, sonra bir nokta da olsa tüm atalarımıza minnettar olun.