Ankara’nın kalbi Ulus… Burası sadece tarihi binalardan, meydanlardan ve sokaklardan ibaret değil. Burası aynı zamanda Ankara’nın manevi hafızasının yaşadığı bir bölge.

Hemen yanı başında Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin manevi mirası var.

Hacı Bayram Camii’nin avlusunda, Anadolu’nun irfan geleneğinin izlerini taşıyan o farklı atmosferi hissedersiniz. İnsan burada sadece bir caminin önünden geçmez; yüzyıllardır devam eden bir manevi yolculuğun izlerine şahit olur.

Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin Ankara’ya bıraktığı en büyük miraslardan biri de gönül insanı olmanın, tevazunun, ahlakın ve insanı merkeze alan bir anlayışın temsilidir.

Böyle bir manevi iklimin hemen çevresinde, Ankara’nın başkent kimliğiyle bağdaşmayan görüntülerin ve kamu düzenini ilgilendiren sorunların yıllarca tartışılmış olması elbette düşündürücüdü.

Ankara Valiliği’nin Ulus ve çevresindeki eğlence mekanlarına yönelik gerçekleştirdiği denetimler sonucunda 20 işletmenin ruhsatının süresiz olarak iptal edilmesi, bana göre sadece bir idari işlem değildir.

Bu karar aynı zamanda “Ankara’nın merkezinde kamu düzeni ve şehir kültürü korunacaktır” mesajıdır.

Ulus’un geleceğini düşünürken Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin manevi mirasını da hatırlamak zorundayız.

Çünkü bu topraklarda yüzyıllardır insanlara;
“Gönül kırmamak, insanı incitmemek, helalinden kazanmak, komşusunun hakkını gözetmek ve bulunduğu şehre değer katmak”
gibi değerler öğretiliyor.

Hacı Bayram’ın manevi ikliminin hâkim olduğu bir Ankara merkezinin geleceğini de bu anlayış üzerinden düşünmek gerekir.

Ulus;
gece hayatının taşkınlıklarıyla değil,
Hacı Bayram’ın gönül diliyle,
Ankara Kalesi’nin tarihi dokusuyla,
Roma döneminden Cumhuriyet’e uzanan mirasıyla,
tarihi hanları, çarşıları, müzeleri ve kültür merkezleriyle anılmalıdır.

Bana göre Ankara’nın önünde çok önemli bir fırsat var.

Ulus’u yalnızca fiziki olarak değil, kültürel ve manevi anlamda da yeniden ayağa kaldırmak.

Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin manevi mirasıyla Ankara’nın Cumhuriyet değerlerini aynı tarihi dokuda buluşturmak…

Burasını ailelerin huzur içinde gezebildiği, turistlerin güvenle dolaşabildiği, esnafın kazandığı, kültür ve sanatın öne çıktığı bir merkez haline getirmek…

İşte asıl dönüşüm budur.

Bu nedenle Ankara Valiliği’nin attığı adımı önemsiyorum.

Vali Yakup Canbolat’ı, kamu düzeni ve Ankara’nın şehir kimliği konusunda gösterdiği kararlı tutum nedeniyle tebrik ediyorum.

Ancak bu sürecin burada kalmaması gerektiğini de düşünüyorum.

Denetimler kararlılıkla devam etmeli; hukuka ve mevzuata uygun çalışan işletmeler korunurken, kamu düzenini bozan ve kurallara aykırı faaliyet gösterenlere de taviz verilmemelidir.

Ulus’un geleceği yeniden şekillenirken Hacı Bayram’ın manevi ikliminden de ilham alınmalıdır.

Çünkü bazı şehirlerin sadece binaları değil, ruhları da vardır.

Ankara’nın ruhunu anlamak için ise Ulus’a, Hacı Bayram’a ve bu kadim şehrin manevi hafızasına bakmak yeterlidir.

Ulus yeniden Ankara’nın tarihi, kültürel ve manevi vitrini olmalıdır.
Ve belki de bugün yapılması gereken en önemli şey şudur:
Ankara’nın kalbini sadece fiziki olarak değil, manevi olarak da yeniden ayağa kaldırmak.