Türkiye son günlerde çok önemli bir süreci takip ediyor. Kamuoyunda fon meselesi olarak bilinen ve sermaye piyasalarındaki işlemler üzerinden yürütülen soruşturma, artık sıradan bir borsa manipülasyonu iddiasının çok ötesine geçmiş durumda.

Başlangıçta finans piyasalarındaki bazı işlemler üzerinden gündeme gelen soruşturmada bugün eski bakanlardan üst düzey finans bürokratlarına, SPK ve BDDK yöneticilerine kadar uzanan bir tabloyla karşı karşıyayız.

Peki, gelinen son durum ne?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 3 Kasım’da yaptığı açıklamada soruşturma kapsamında 433 şüpheli bulunduğunu, 112 kişinin tutuklandığını, 186 kişi hakkında adli kontrol uygulandığını ve 38 kişi hakkında yakalama kararı bulunduğunu açıkladı.

Dahası, 359 gerçek kişi ile 111 tüzel kişinin mal varlıklarına tedbir konulduğunu, banka hesaplarına bloke uygulandığını ifade etti.

Ancak gelişmeler bununla da sınırlı kalmadı.

Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı. Eşi İlyas Kaya ve eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

Ardından eski SPK Başkanvekili Enver Usca, eski SPK yöneticisi Ercan Urkan, BDDK yöneticisi Mustafa Alper Taş ve TERA Holding yöneticisi Ümit Sincanlı tutuklandı.

8 Kasım’da ise BDDK Uygulama 3. Daire Başkanı Bilal Soysal’ın da tutuklandığı açıklandı.

Bütün bu gelişmeler, soruşturmanın finans bürokrasisinin üst kademelerine kadar uzandığını gösteriyor.

ERDOĞAN’IN MESAJI NET: KİMSEYE AYRICALIK YOK!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fon meselesine ilişkin açıklamalarını özellikle önemsiyorum.

Erdoğan’ın verdiği mesajın özü açık: Kim haksız kazanç elde ettiyse, kim milletin parasına zarar verdiyse bunun hesabı sorulmalı.

Burada önemli olan isimlerin kim olduğu, hangi makamda bulunduğu veya hangi siyasi çevreyle ilişkili olduğundan ziyade, ortaya konulacak delillerdir.

Hiç kimse makamına, geçmişte üstlendiği göreve veya siyasi kimliğine güvenerek hukukun üzerinde olduğunu düşünmemelidir.

AKIN GÜRLEK’İN AÇIKLAMASI ÖNEMLİ

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, bu dosyanın organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapılanması boyutuna ulaştığı yönündeki açıklaması, soruşturmanın kapsamını ortaya koyuyor.

Benim burada özellikle üzerinde durduğum nokta şu:

Daha ne yapılmasını bekliyoruz?

Soruşturma derinleşiyor, yeni isimler gündeme geliyor, tutuklamalar gerçekleşiyor. İfadeler doğrultusunda yeni bağlantılar araştırılıyor.

Elbette tutuklama bir mahkûmiyet değildir. Her şüphelinin masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı vardır. Nihai kararı bağımsız mahkemeler verecektir.

Ancak soruşturmanın sonuna kadar götürülmesi ve hiçbir bağlantının karanlıkta bırakılmaması da milletin en doğal beklentisidir.

ASLİ MESELE VATANDAŞIN PARASININ GERİ ALINMASI

Unutulmaması gereken en önemli konu ise mağdur vatandaşlarımızdır.

İnsanlar yıllarca çalışarak biriktirdikleri paraları fonlara emanet etti. Bugün onların tek beklentisi haklarının korunması ve kayıplarının giderilmesidir.

Adalet Bakanı Gürlek, yaklaşık 30 milyar liralık para, taşınmaz ve hisse senedinin gönüllü iade hesabı kapsamında iade edildiğini, tasfiye işlemlerinin sürdüğünü açıklamıştı.

Şimdi asıl beklenti, mağduriyet yaşayan vatandaşların paralarına en kısa sürede kavuşmasıdır.

Devletin görevi yalnızca suç iddialarını soruşturmak değil, mağduriyetlerin giderilmesi için de gereken adımları atmaktır.

SON SÖZ: BU DOSYA KAPANMAMALI!

Ben Cihan Saraç olarak bu meselenin siyasi tartışmaların gölgesinde kalmasını doğru bulmuyorum.

Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, eğer bir suç işlemişse hukuk önünde hesabını vermelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda ortaya koyduğu iradenin en önemli karşılığı, soruşturmanın hiçbir ayrım yapılmadan sürdürülmesidir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in de ifade ettiği gibi, dosyanın ucu nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilmelidir.

Ne siyasi kimlikler koruma kalkanı olmalı ne de kimse peşinen suçlu ilan edilmelidir.

Bu ülkenin vatandaşları şunu görmek istiyor:

Milletin parasına kim dokunduysa ortaya çıkarılsın. Haksız kazanç elde edenlerden hesap sorulsun. Mağdurların paraları iade edilsin.

Çünkü bu mesele sadece bir fon meselesi değil, devletin adaletine ve finans sistemine duyulan güven meselesidir.