Başarının Adresi Değişir, İzleri Kalır. Op. Dr. Osman Acar
Sağlık yönetimi, yalnızca binaları ayakta tutmak değildir. Asıl mesele; sistemi işler hâle getirmek, çalışanı motive etmek, hastaya güven vermek ve en zor anlarda bile kurumu ayakta tutabilmektir.
Bu zor dengeyi kurabilen idareciler ise sayılıdır. Dr. Osman Acar, bu isimlerin başında geliyor.
Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde sergilediği başarılı idarecilik, onun yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası alanda da dikkat çekmesine vesile oldu. Öyle ki bu başarı, Dr. Acar’ı yurt dışında, Türkî Cumhuriyetler ’de görev yapacak kadar güçlü bir referansa dönüştürdü. Bu durum, bir hekim ve yönetici için sıradan bir kariyer basamağı değil; liyakatin açık bir göstergesidir.
Ancak Dr. Osman Acar’ı yalnızca iyi bir yönetici olarak tanımlamak eksik olur. Kendisi aynı zamanda iyi bir göz doktoru. Sahadan kopmamış, hastayla temasını hiçbir zaman ikinci plana atmamış bir hekim. Afrika da kendi cebinden harcayarak gittiği ülkelerde binlerce insanın göz hastalıklarını tedavi etmiş, onları gün ışığına çıkarmış insani yönü olan gönüllü bir hekim.
İşte bu denge yönetici kimliği ile hekimlik vicdanını aynı çizgide buluşturabilmek onu farklı kılan en önemli özellik.
Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanlığı tarafından Afyonkarahisar Hastanesi’ne başhekim olarak görevlendirilmesi de tesadüf değil. Çünkü sağlıkta sorunlu ya da tıkanmış bir yapı varsa, çözüm için genellikle “işi bilen” isimlere gidilir. Dr. Acar’ın Afyonkarahisar’daki görevlendirmesi de tam olarak böyle okunmalı.
Göreve gelir gelmez hastanede hissedilen değişim, “makam” değil “vizyon” farkını ortaya koydu. Disiplinli ama ulaşılabilir bir yönetim anlayışı, çalışanlarla kurulan doğru iletişim ve hizmet kalitesine odaklanan yaklaşım, kısa sürede hastanenin yeniden ayağa kalkmasını sağladı. Bugün Afyonkarahisar’da hastane konuşuluyorsa, bu konuşmanın merkezinde artık sorunlar değil, çözümler var.
Türkiye’nin sağlık alanında en çok ihtiyaç duyduğu şey, koltuğu değil sorumluluğu önemseyen yöneticilerdir. Dr. Osman Acar, gittiği her yerde arkasında düzen, güven ve başarı bırakan bir isim olarak bu ihtiyaca güçlü bir cevap veriyor.
Bazen bir hastaneyi ayağa kaldırmak için dev bütçeler değil; doğru insan, doğru zamanda, doğru yerde yeterlidir. Afyonkarahisar’da yaşanan tam olarak budur.
Teşekkürler Sayın Acar….
………………………………
Hasta diyaloğunda başarılı isim , Doç. Dr. Emin Çakmakçı
Sağlık sistemi çoğu zaman rakamlarla, randevu süreleriyle, tetkik listeleriyle ve yoğunluk şikâyetleriyle anılıyor. Hastalar içinse bu tablo çoğu zaman “hızlı ama soğuk” bir süreç anlamına geliyor. Tam da bu noktada, bazı hekimler vardır ki yalnızca bilgileriyle değil, duruşlarıyla, hitaplarıyla ve hastasına verdiği değerle fark yaratır. İşte Doç. Dr. Emin Çakmakçı da bu isimlerden biri.
Bilimsel anlamda bakıldığında; girişimsel radyoloji gibi yüksek dikkat, ileri teknoloji ve ciddi sorumluluk gerektiren bir alanda çalışan Doç. Dr. Çakmakçı, akademik birikimini sahaya başarıyla yansıtan bir hekim. Radyolojik görüntüleme ve ameliyatsız tedavi yöntemleri konusunda güncel tıbbi yaklaşımları yakından takip etmesi, onu meslektaşları arasında saygın bir noktaya taşıyor.
Ancak onu asıl farklı kılan, bu bilimsel donanımı hastasına mesafe koymak için değil, hastasına daha iyi dokunabilmek için kullanması.
Günümüzde birçok hasta, derdini anlatamadan muayeneden çıkmaktan yakınıyor. Doç. Dr. Çakmakçı’nın muayene odasında ise tablo farklı.
Dinleyen, anlayan, tıbbi terimleri hastanın anlayacağı dile indiren, “önce insan” diyebilen bir yaklaşım söz konusu. Hastaları, yalnızca bir MR sonucu ya da bir rapor numarası değil; kaygıları, korkuları ve umutları olan bireyler olarak görüyor.
Belki de bu yüzden, kendisine başvuran hastaların ortak cümlesi şu oluyor:
“Hocam sadece tedavi etmedi, bize insan gibi davrandı ve bizi rahatlattı.”
Tıpta başarı yalnızca doğru teşhis koymakla ölçülmemeli. Hastanın gözünün içine bakabilmek, ona güven verebilmek, sürecin her aşamasını şeffaflıkla anlatabilmek de en az bilim kadar kıymetlidir. Doç. Dr. Emin Çakmakçı, bu iki alanı –bilimi ve vicdanı– aynı çizgide buluşturabilen hekimlerden biri.
Bugün sağlık alanında en çok ihtiyaç duyduğumuz şey belki de tam olarak budur:
Bilgili ama kibirsiz, donanımlı ama ulaşılmaz olmayan, akademik ama insani…
Doç. Dr. Emin Çakmakçı’nın hekimlik anlayışı, meslektaşlarına örnek, hastalarına ise güven olmaya devam ediyor.
Teşekkürler Sayın Çakmakçı…

……………………
Acilde Şifanın Adı: Dr. Şifa Hüseyinova
Gece olur…
Şehir susar ama acil servisler susmaz.
Kaygı vardır, korku vardır, çaresizlik vardır. İnsanlar kapıdan girerken önce ağrısını değil, endişesini taşır. İşte tam da bu anlarda, bir doktorun bakışı, sesi ve yaklaşımı ilaçtan daha etkili olabilir.
Ankara A Life Pursaklar Hastanesi Acil Servisi’nde akşamları görev yapan Dr. Şifa Hüseyinova, hastalar için tam olarak bu duygunun karşılığıdır.
Acil servise yolu düşen birçok hasta aynı cümleyi kuruyor:
“Beni gerçekten dinledi.”
Bu cümle, sağlıkta en zor bulunan şeydir belki de…
Dr. Hüseyinova, şikâyeti geçiştiren değil; nedenini anlamaya çalışan bir hekim. Gerekli tetkikleri titizlikle ister, sonuçları yakından takip eder ve hastasını asla belirsizlikte bırakmaz. Acil servisin yoğunluğunda bile, hastaya “yalnız değilsiniz” hissini verebilen nadir hekimlerden biridir.
Azerbaycanlıdır…
Azerbaycan Tıp Fakültesi mezunudur…
Ama onun hekimliği yalnızca bir diplomanın sınırlarında değildir. Ortak bir kültürün, ortak bir vicdanın ve insanı önceleyen bir anlayışın izlerini taşır. Hastasına yaklaşımında mesafe değil, samimiyet vardır; telaş değil, sükûnet vardır.
Bazı doktorlar vardır; hastaya sadece tedavi uygular.
Bazıları ise hastaya umut verir.
Dr. Şifa Hüseyinova, acil serviste yalnızca tıbbi müdahale yapmaz; korkuyu azaltır, güven verir, insanı sakinleştirir. İşte bu yüzden akşam saatlerinde acile giden birçok kişi, hastaneden çıkarken yalnızca ağrısından değil, endişesinden de arınmış olur.
Bugün sağlık sisteminde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey belki de budur:
Hızlı ama duyarsız olmayan,
Bilgili ama mesafeli olmayan,
Yoğun ama insanı unutmayan hekimler…
Acilde şifa bazen bir serumda değil; bir cümlede, bir bakışta, bir anlayışta gizlidir.
Ve bazı isimler vardır ki, meslekleriyle kaderleri aynı kelimeyi taşır.
Onun adı Şifa. Teşekkürler Şifa hanım…..
Ülkemizde sağlık sektörü hep şikayetler ile anılır.
Bende bugün takdir müessesesini çalıştırıp 3 Sağlıkçıyı 3 aşamada başarılarından dolayı sizlerle buluşturmak istedim.
Rabbim bu sağlık hizmetkarlarının sayısını artırsın…..
