CHP'nin önemli bir günde resepsiyona katılacağı yerde Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'ın davetini kabul eden Ankara büyükşehir Belediye başkanı Mansur Yavaş gündemi farklı bir boyuta çevirdi.

Sayın Erdoğan'la birlikte verdiği fotoğrafta devletimin emrindeyim mesajı bariz gözüküyor.

Görüşmeyi değil yeni parti ve chp'deki konumunu yorumlamak gerekirse şunları söylemek durumundayım.

Mansur Yavaş, bir süre daha mevcut siyasi pozisyonunu koruyarak yoluna devam edecek.

Ne iktidar cephesine doğrudan yaklaşacak ne de CHP içerisindeki tartışmaların açık biçimde tarafı olacak. “Sağduyu”, “denge” ve “Ankara’nın menfaatleri” üzerinden yürüttüğü siyaseti bir süre daha sürdürecek.

Çünkü bugün atacağı ani bir adımın, kendisini destekleyen geniş seçmen kitlesinde ciddi karşılıkları olabileceğinin farkında.

Ancak siyaset yalnızca bugünün değil, yarının da hesabını yapmaktır.

Benim öngörüm; zaman içerisinde Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa ederek bağımsız bir siyasi aktör olarak Cumhurbaşkanlığı adaylığı için toplumun nabzını yoklayabileceği yönünde.
Elbette bugün itibarıyla bunun verilmiş bir karar olduğunu söylemek mümkün değil.

Ancak mevcut siyasi tutumu, iki siyasi taban arasındaki gerilime ilişkin değerlendirmeleri ve kendisini herhangi bir siyasi cephenin içerisinde konumlandırmaktan özellikle kaçınması, bu ihtimalin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini düşündürüyor.

Üstelik böyle bir adım atacaksa bunun bugün ya da yarın gerçekleşmesini beklemiyorum.

Önce mevcut pozisyonunu koruyacaktır.

Toplumdaki karşılığını ölçecektir.

İktidar ile muhalefet arasındaki siyasi tablonun nereye evrileceğini izleyecektir.

CHP içerisindeki gelişmeleri takip edecektir.

Ve zamanı geldiğinde, önündeki siyasi tabloya göre kararını verecektir.

Siyasette bazen en önemli hamle, hamle yapmamaktır.

Mansur Yavaş’ın bugün yaptığı da biraz buna benziyor.

Bekliyor, izliyor, dengeleri gözetiyor ve kendi siyasi alanını daraltmıyor.

Eğer bu siyasi okumam doğru çıkarsa, önümüzdeki dönemde Mansur Yavaş’ı yalnızca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak değil, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı denklemindeki en önemli siyasi aktörlerden biri olarak çok daha fazla konuşacağız.

Bugün için ise Yavaş’ın mesajı son derece net:
“Benim adıma senaryo yazmayın. Ne düşündüğümü ve ne yapacağımı benim ağzımdan duyun.”

Ancak çok konuşmayan biri olduğu için bizim medya yine onu konuşmaya devam edecek.

Fakat siyasetin asıl sorusu bundan sonra başlayacak:
Mansur Yavaş bu yolu CHP çatısı altında mı sürdürecek, yoksa zamanı geldiğinde bağımsız bir Cumhurbaşkanlığı adaylığı için yeni bir yol mu açacak?
Bunun cevabını bugün televizyon ekranlarında üretilen kulisler değil, önümüzdeki süreçte Mansur Yavaş’ın atacağı siyasi adımlar verecek.
Benim kanaatim ise şu: Mansur Yavaş bir süre daha bu denge politikasını sürdürecek.

Ancak şartlar olgunlaştığında CHP’den ayrılıp bağımsız bir Cumhurbaşkanı adayı olarak toplumun karşısına çıkmanın hesabını yapacak ve bunun için kamuoyunun nabzını yoklayacaktır.

Siyasette hiçbir ihtimal tamamen imkânsız değildir.

Özellikle Ankara’da son dönemde yaşanan siyasi hareketlilik bize bir şeyi açıkça gösteriyor:
Taşlar henüz yerine oturmadı.

Ve Ankara siyasetinde asıl hikâye belki de daha yeni başlıyor…