Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin Miraç Roket Takımı, üniversite takımlarının da yer aldığı A2 Orta İrtifa kategorisinde Türkiye ikinciliği elde etti. Takım aynı zamanda En İyi Özgün Tasarım Ödülü’nün sahibi oldu. Miraç’ın üç yıllık hikâyesini anlatan Teknoloji Takımları Koordinatörü Yasemin Polat, ilk yıl yaşanan roket kazasından öğrencilerin geliştirdiği özgün uçuş bilgisayarına, bilimsel görev yükünden takımın “Miraç” ve roketin “Burak” adını almasına kadar başarıya giden süreci Ankara Net Haber’e anlattı.
Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi bünyesinde yürütülen teknoloji çalışmaları, öğrencilerin roket alanındaki başarısıyla dikkat çekti. Okulun 14 öğrenciden oluşan Miraç Roket Takımı, üniversite takımlarının da yarıştığı A2 Orta İrtifa kategorisinde Türkiye ikinciliğine ulaşırken, En İyi Özgün Tasarım Ödülünü de kazandı.
Miraç Roket Takımı’nın başarısının arkasında ise yalnızca bir yıllık hazırlık değil, üç yıllık bir çalışma ve deneyim birikimi bulunuyor. Takımın çalışmalarını ve başarıya uzanan süreci Ankara Net Haber’e anlatan Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen Bilimleri Öğretmeni ve Teknoloji Takımları Koordinatörü Yasemin Polat, okulda roketin yanı sıra İHA, dron, insansız sualtı sistemleri, elektrikli araç ve eğitim teknolojileri gibi farklı alanlarda teknoloji takımları ve projeleri bulunduğunu belirtti.
Öğrencilerin bu alanlarda üretim yapmalarına ve kendilerini geliştirmelerine rehberlik ettiğini ifade eden Polat, Teknofest tarafından Uzman Danışman olarak seçildiğini ve 2026 yılında danışmanlık kategorisinde Türkiye ikinciliği ödülüne layık görüldüğünü söyledi.

14 öğrenciden oluşan Miraç, üniversite takımlarıyla yarıştı
Miraç Roket Takımı’nın 14 öğrenciden oluştuğunu belirten Polat, takımda 7 kız ve 7 erkek öğrencinin bulunduğunu aktardı. Öğrencilerin 12’sinin 10. sınıf, 2’sinin ise 12. sınıf öğrencisi olduğunu ifade eden Polat, bu yıl üniversite takımlarının da yer aldığı A2 Orta İrtifa kategorisinde yarıştıklarını söyledi.
Polat, yarışmayı Türkiye ikinciliğiyle tamamladıklarını ve bunun yanı sıra En İyi Özgün Tasarım Ödülünü kazandıklarını belirtti.
Takımın geliştirdiği projenin temel amacının ise yalnızca roketi belirlenen irtifaya çıkarmak olmadığını ifade eden Polat, yarışmadaki temel görevleri anlattı.
“Yarışmadaki temel görevimiz, kendi hesaplamalarımızla belirlediğimiz hedef irtifaya yüzde 15'lik sınırlar içerisinde ulaşmak, roket apogee noktasına geldiğinde birinci ayrılmayı gerçekleştirmek, görev yükünü çıkarmak ve uçuş sonunda roketin bütün parçalarını güvenli şekilde kurtarmaktı” diyen Polat, ekip olarak zorunlu görevlerin yanı sıra ek puana tabi bilimsel görev yükünü de gerçekleştirdiklerini söyledi.
Roket atmosferik verileri ölçüyor
Bilimsel görev yükünün yarışmada zorunlu olmadığını, ancak ek puan sağladığını belirten Polat, öğrencilerin bu sistemi özellikle projeye dahil ettiğini ifade etti.
Polat, bilimsel görev yükünün roket apogee noktasına ulaştığında atmosferik veriler topladığını belirterek, “Sıcaklık, basınç ve hava yoğunluğu gibi verileri ölçüyor ve bu bilgileri yer istasyonuna başarıyla iletiyor” dedi.
Roketin uçuş ve kurtarma sistemlerinde de öğrencilerin geliştirdiği özgün elektronik sistemlerin bulunduğunu aktaran Polat, öğrencilerin tasarladığı özgün uçuş bilgisayarının kritik görevler üstlendiğini söyledi.
Polat, uçuş bilgisayarının roket hedef irtifaya ulaştığında birinci ayrılmayı tetiklediğini belirterek, bunun sonucunda görev yükünün ve sürükleme paraşütünün çıkmasını sağladığını ifade etti. Roketin yaklaşık 500 metre irtifaya gelmesinin ardından ikinci tetiklemenin gerçekleştiğini kaydeden Polat, bu aşamada ana paraşütün açılarak roketin güvenli şekilde yere inmesinin sağlandığını anlattı.
Öğrenciler kendi tracker kartlarını geliştirdi
Miraç ekibinin roketin bulunmasını sağlayan sistem üzerinde de kendi çalışmalarını yaptığını belirten Polat, öğrencilerin kendi bulucu/tracker kartlarını geliştirdiklerini söyledi.
Bu sistemin roket içerisindeki aviyonik sistemle haberleştiğini ve GPS üzerinden roketin konumunu ekibe ilettiğini aktaran Polat, tracker sisteminin kurtarma aşamasında yön bulmaya yardımcı olduğunu ifade etti.
Polat, “Rokete yaklaştıkça sesli uyarı veriyor, yön bulmamıza yardımcı oluyor ve roketle aramızdaki mesafeyi takip edebilmemizi sağlıyor” dedi.
Projenin en önemli özelliklerinden birinin birçok sistemin öğrenciler tarafından özgün şekilde tasarlanması olduğunu vurgulayan Polat, burun konisi, roket gövdesi, kanatçıklar, özgün uçuş bilgisayarı, tracker kartı ve bilimsel görev yükünün elektronik sisteminin öğrencilerin çalışmalarıyla geliştirildiğini söyledi.
“Hazır sistemleri bir araya getirip bir roket oluşturmak yerine, karşılaştığımız problemlere kendi çözümlerimizi üretmeye çalıştık” diyen Polat, En İyi Özgün Tasarım Ödülü’nü de bu açıdan anlamlı bulduklarını ifade etti.
Miraç’ın hikâyesi bu yıl başlamadı
Miraç Roket Takımı’nın elde ettiği başarının üç yıllık birikimin sonucu olduğunu vurgulayan Polat, roket çalışmalarının Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde üç yıl önce başladığını ve üç yıldır finalist olduklarını belirtti.
Polat, Miraç’ın bu üç yıllık çalışmanın sonucunda ortaya çıktığını ifade ederek ilk yıl Alfraganus Roket Takımı ile yola çıktıklarını anlattı.
Öğrencilerin yaklaşık bir yıl boyunca roketi tasarladığını, ürettiğini ve yarışmaya hazırlandığını belirten Polat, ancak fırlatma sırasında yaşanan teknik arıza nedeniyle roketin havalanırken patladığını söyledi.
Bir yıl boyunca verilen emeğin birkaç saniye içinde öğrencilerin gözleri önünde yok olmasının onlar için çok zor bir an olduğunu ifade eden Polat, buna rağmen o gün vazgeçmediklerini vurguladı.
Polat, “Tam tersine, yaşadığımız başarısızlığı bir sonraki yılın tecrübesine dönüştürdük” dedi.
İkinci yıl iki roket takımıyla yarıştılar
İkinci yıl Alfraganus çalışmalarını sürdürürken 9. sınıf öğrencilerinden Aybar Roket Takımı’nı oluşturduklarını belirten Polat, böylece yalnızca yarışan değil, kendisinden sonra gelecek öğrencileri yetiştiren bir takım kültürü oluşturmaya başladıklarını ifade etti.
İkinci yıl iki roket takımıyla yarıştıklarını söyleyen Polat, bu süreçte dereceler elde ettiklerini, finalist olduklarını ve önemli deneyimler kazandıklarını aktardı.
Üçüncü yıl Miraç Roket Takımı’nın Alfraganus ve Aybar takımlarında yetişen öğrencilerin birikimlerinin birleşmesiyle ortaya çıktığını belirten Polat, “Bugün elde ettiğimiz başarının arkasında aslında üç yıllık bir altyapı var” dedi.
IREC deneyimi Miraç’a aktarıldı
Bu süreçte Aybar takımından bazı öğrencilerin Amerika’da gerçekleştirilen IREC yarışmasına katıldığını belirten Polat, bunun da ekip açısından önemli bir deneyim olduğunu söyledi.
Özellikle kurtarma sistemleri konusunda IREC’te edinilen bilgilerin bu yıl Miraç’ın çalışmalarına aktarıldığını ifade eden Polat, öğrencilerin bu deneyimleri sahada uyguladığını belirtti.
Miraç’ın geliştirilme sürecinde öğrencilerin artık çok daha ileri düzey mühendislik problemleriyle karşı karşıya kaldığını anlatan Polat, takımın 14 öğrencisinin büyük bölümünün 10. sınıf öğrencisi olduğunu hatırlattı.
Yarışmanın gerektirdiği hesaplamaları yapabilmek için yaz döneminden itibaren ileri düzey matematik çalıştıklarını belirten Polat, öğrencilerin çevrim içi eğitimlerle kendilerini geliştirdiklerini, fizik, matematik, elektronik, yazılım ve mekanik alanlarında sürekli araştırma yaptıklarını söyledi.
Üniversite takımlarından destek aldılar
Bu süreçte üniversite takımlarıyla da iletişim halinde olduklarını belirten Polat, diğer üniversitelerin takımlarındaki öğrencilerden ve mezun öğrencilerden destek aldıklarını ifade etti.
Anlamadıkları konularda sorular sorduklarını ve onların tecrübelerinden yararlandıklarını aktaran Polat, üniversite takımlarının yaklaşımının kendileri açısından önemli olduğunu vurguladı.
“Üniversite takımları bizi rakip olarak görmenin ötesinde, yetişen öğrenciler olarak desteklediler” diyen Polat, öğrencilerin bu bilgilerden yararlanarak kendi çözümlerini geliştirdiklerini söyledi.
Öğrencilerin kendi uçuş bilgisayarlarını, tracker kartlarını ve bilimsel görev yükünün elektronik sistemini tasarladıklarını belirten Polat, roketin gövdesinden burun konisine ve kanatçıklara kadar birçok yapının da öğrenciler tarafından geliştirildiğini ifade etti.
Polat, yarışma günü geldiklerinde aslında üç yıllık bir hikâyenin son noktasında olduklarını belirterek, “İlk yıl bir roketimiz patladı. İkinci yıl iki takımla yeniden ayağa kalktık. Üçüncü yıl ise o iki takımda yetişen öğrencilerin oluşturduğu Miraç ile üniversite takımlarının arasında Türkiye ikinciliğine ulaştık” dedi.
Bu sürecin kendileri açısından en değerli tarafının öğrencilerin yalnızca roket yapmamaları olduğunu vurgulayan Polat, öğrencilerin başarısızlıktan öğrenmeyi, bilgiyi birbirlerine aktarmayı ve her yıl bir önceki yılın üzerine yeni bir şey koymayı öğrendiklerini ifade etti.
“Derece alan ilk lise takımı olduk”
Üniversite takımlarının bulunduğu bir kategoride Türkiye ikinciliği elde etmelerinin öğrenciler açısından önemli bir deneyim olduğunu belirten Polat, A2 Orta İrtifa kategorisinde daha önce bir lise takımının finalist olduğunu hatırlattı.
Polat, “Miraç olarak bu kategoride finale kalan ikinci lise takımı ve derece alan ilk lise takımı olduk” dedi.
ODTÜ ve Bilkent gibi Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin takımları ile mühendislik eğitimi alan üniversite öğrencileriyle aynı kategoride yarışarak Türkiye ikinciliği elde etmenin öğrenciler açısından önemli bir deneyim olduğunu ifade eden Polat, yarışma sürecindeki bilgi paylaşımına da dikkat çekti.
Üniversite takımlarının kendilerini yalnızca rakip olarak görmediğini belirten Polat, teknik konularda soru sorduklarında deneyim ve bilgilerini paylaştıklarını söyledi.
Özgün Tasarım Ödülü’nün arkasında öğrencilerin mühendislik çözümleri var
En İyi Özgün Tasarım Ödülü’nün kendileri açısından ayrıca anlamlı olduğunu vurgulayan Polat, ödülün öğrencilerin hazır sistemleri kullanmak yerine karşılaştıkları problemlere kendi mühendislik çözümlerini geliştirmelerinin bir karşılığı olduğunu belirtti.
Özgün uçuş bilgisayarının bu çalışmalardan biri olduğunu aktaran Polat, bilgisayarın roket hedef irtifaya yani apogee noktasına ulaştığında birinci ayrılmayı gerçekleştirdiğini, bilimsel görev yükünün ve sürükleme paraşütünün roketten ayrılmasını sağladığını söyledi.
Roket yaklaşık 500 metre irtifaya geldiğinde ikinci tetiklemenin gerçekleştiğini ifade eden Polat, ana paraşütün açılmasıyla roketin güvenli şekilde kurtarılmasının sağlandığını belirtti.
Tracker kartının da öğrenciler tarafından geliştirildiğini yineleyen Polat, sistemin GPS üzerinden roketin konumunu ilettiğini, kurtarma sırasında yön bulmaya ve roketle ekip arasındaki mesafeyi takip etmeye yardımcı olduğunu söyledi.
Bilimsel görev yükünün de özgün çalışmalar arasında bulunduğunu belirten Polat, yarışmada zorunlu olmayan ve ek puana tabi bu görevi özellikle projeye dahil ettiklerini ifade etti.
Polat, görev yükünün apogee noktasında sıcaklık, basınç ve hava yoğunluğu gibi atmosferik verileri topladığını ve bunları yer istasyonuna ilettiğini belirterek elektronik sisteminin de öğrenciler tarafından geliştirildiğini aktardı.
Burun konisi, roket gövdesi ve kanatçıklar gibi mekanik yapıların da öğrencilerin tasarım ve üretim süreçlerinden geçtiğini söyleyen Polat, En İyi Özgün Tasarım Ödülü’nün yalnızca roketin dış görünüşüyle ilgili olmadığını vurguladı.
“Uçuş bilgisayarından tracker kartına, bilimsel görev yükünden mekanik tasarımlara kadar roketin birçok kritik sisteminde öğrencilerimizin özgün tasarım ve mühendislik çalışması bulunuyordu” diyen Polat, ödülün kendileri açısından bu nedenle önemli olduğunu ifade etti.
Takımın çoğu 10. sınıf öğrencilerinden oluşuyor
Takımın 14 öğrencisinin 12’sinin 10. sınıf öğrencisi olduğunu hatırlatan Polat, ödülün bu açıdan da kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.
Öğrencilerin lise eğitimlerinin başındayken üniversite düzeyinde mühendislik problemlerini çözmek için kendilerini geliştirdiklerini belirten Polat, öğrendiklerini çalışan sistemlere dönüştürdüklerini ifade etti.
Polat, Türkiye ikinciliğini üç yıllık emeğin sonucu olarak değerlendirdiklerini, En İyi Özgün Tasarım Ödülü’nü ise öğrencilerin kendi teknolojisini tasarlayan ve üreten gençler olduğunun bir göstergesi olarak gördüklerini söyledi.
Miraç ve Burak isimleri neden seçildi?
Takımın “Miraç”, roketin ise “Burak” olarak adlandırıldığını belirten Polat, bu iki ismin özellikle seçildiğini ifade etti.
Miraç isminin İslam inancında Peygamber Hazreti Muhammed’in göğe yükselişini ve kutlu yolculuğunu ifade ettiğini belirten Polat, Burak’ın ise bu yolculukta Peygamber Efendimize eşlik eden bineğin adı olduğunu söyledi.
Bu nedenle takım adının Miraç, roketin adının ise Burak olmasının bilinçli bir tercih olduğunu aktaran Polat, iki ismin kendileri için birbirini tamamlayan özel anlamlar taşıdığını ifade etti.
“Bilim ile inancın birbirinden uzak alanlar olduğunu düşünmüyoruz”
Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak öğrencilerin inançlarından, kültürlerinden ve medeniyetlerinden aldıkları ilhamla bilim ve teknoloji geliştirmelerini önemsediklerini belirten Polat, bilim ile inancın birbirinden uzak alanlar olmadığını düşündüklerini söyledi.
Polat, merak eden, araştıran, öğrenen ve üreten bir gençlik yetiştirmenin eğitim anlayışlarının önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Öğrencilerin bir yandan matematik, fizik, elektronik, yazılım ve mühendislik alanlarında eğitim aldığını, diğer yandan kendi medeniyetlerinin değerlerini taşıdığını belirten Polat, “Köklerimizden ilham alıyor, inancımızdan güç alıyor ve geleceğin teknolojilerini geliştirmeye çalışıyoruz” dedi.
“Miraç” isminin kendileri açısından yalnızca bir takım adı olmadığını vurgulayan Polat, bu ismin yükselişi ve hedefe doğru ilerlemeyi temsil ettiğini, Burak’ın ise bu yolculuğun sembolü olduğunu ifade etti.
Hedef, geleceğin mühendislerini ve bilim insanlarını yetiştirmek
Miraç Roket Takımı’nın başarısının yalnızca yarışma derecesiyle sınırlı olmadığını belirten Polat, asıl hedeflerinin öğrencilerin gelecekte Türkiye’nin kendi teknolojilerini geliştiren mühendisleri, bilim insanları, araştırmacıları ve teknoloji girişimcileri arasında yer alması olduğunu söyledi.
Polat, “Bizim asıl hedefimiz ise bugün roket tasarlayan bu öğrencilerimizin yarın Türkiye'nin kendi teknolojilerini geliştiren mühendisleri, bilim insanları, araştırmacıları ve teknoloji girişimcileri arasında yer alması” ifadelerini kullandı.
Miraç’ın kendileri için gökyüzüne bakmayı temsil ettiğini belirten Polat, hedeflerinin yalnızca bir roketi gökyüzüne göndermek olmadığını vurguladı.
Polat, “Hedefimiz öğrencilerimizin de bilgiyle, inançla, özgüvenle ve üretme kabiliyetiyle yükselmesini sağlamak” dedi.







