Türkiye’de bazı sermaye hikâyeleri vardır; büyüklüğü kadar, nasıl büyüdüğü de kamuoyunun dikkatini çeker.
Emre Tezmen’in yükselişi de bu açıdan sorgulanması gereken bir hikâyedir.
Ortada küçümsenemeyecek bir ekonomik başarı var. Finans sektöründen başlayan, yatırım bankacılığına, teknolojiye ve farklı sektörlere uzanan bir büyüme zinciri oluşturulmuş durumda.
Fakat tam da burada sorulması gereken soru şu:
Bir sermaye grubu ne kadar hızlı büyüyorsa, kamuoyu da o büyümenin nasıl gerçekleştiğini sorma hakkına sahip değil midir?
Elbette bir iş insanının büyümesi tek başına eleştiri konusu olamaz. Başarılı olmak, şirket satın almak, yatırım yapmak ve sermayeyi büyütmek ticaret hayatının doğal sonuçlarıdır.
Ancak milyarlarca dolarlık bir ekonomik güce ulaşan her iş insanı için olduğu gibi Tezmen açısından da şeffaflık, kurumsal yönetim ve kamuoyunun denetimi önemlidir.
Çünkü mesele artık sadece bir kişinin serveti değildir.
Mesele; şirketlerin değerleri, satın almaların finansmanı, sermaye hareketleri, halka açık şirketlerle ilişkiler ve yatırım kararlarının piyasa üzerindeki etkileridir.
Sermaye büyüdükçe sorumluluk da büyür.
Bugün Emre Tezmen’in geldiği noktaya bakıldığında, “Nasıl bu kadar büyüdü?” sorusu kadar “Bu büyümenin arkasındaki ekonomik model nedir?” sorusunun da sorulması gerekir.
Burada gazeteciliğin görevi hüküm vermek değil, soru sormaktır.
Kimse bir iş insanını yalnızca zengin olduğu için suçlayamaz.
Ama hiç kimse büyük sermaye sahiplerini eleştiriden ve kamuoyu denetiminden muaf da tutamaz.
Türkiye’nin ekonomik geleceği açısından asıl mesele, birkaç kişinin ne kadar zengin olduğu değil; sermayenin hangi kurallar içerisinde büyüdüğüdür.
Emre Tezmen’in hikâyesi bu nedenle sadece bir başarı hikâyesi olarak okunmamalı.
Aynı zamanda Türkiye’de yeni sermaye gruplarının nasıl ortaya çıktığını, finans sektörünün nasıl dönüştüğünü ve büyük ekonomik güçlerin hangi mekanizmalarla büyüdüğünü anlamak açısından da dikkatle incelenmeli.
Çünkü gazetecilikte en kolay soru şudur:
“Ne kadar zengin oldu?”
Asıl zor soru ise şudur:
“Bu servet hangi süreçlerden geçerek bu noktaya ulaştı?”
Ve bence bugün Emre Tezmen hakkında yapılması gereken tartışma tam da burada başlamalı.