..
Bu Fiyat Farkının Hesabını Kim Verecek?
Gıdada fahiş fiyat tartışması yeniden Türkiye'nin gündeminde.
Vatandaşın yıllardır sorduğu o soru aslında çok basit:
“Tarlada 10 lira olan ürün markette nasıl 100 liraya çıkıyor?”
İşte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaş sebze ve meyve piyasasına yönelik operasyonu, bu sorunun cevabını arıyor.
22 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonda, yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ettiği ve sahte belgelerle haksız kazanç sağladığı değerlendirilen büyük gıda tedarikçilerine yönelik soruşturma kapsamında 41 şirket yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi.
Ancak burada asıl dikkat çekici olan operasyonun kapsamından çok, soruşturmanın tarladan market rafına kadar uzanan fiyat zincirini mercek altına alması.
Çünkü yıllardır üretici başka bir şey söylüyor, tüketici başka bir şey yaşıyor.
Çiftçi, “Ben ürünümü ucuza veriyorum” diyor.
Vatandaş ise markete gittiğinde aynı ürünü birkaç kat daha pahalıya almak zorunda kalıyor..
Peki aradaki fark nereye gidiyor?
İşte bu operasyonun en önemli tarafı tam da burada ortaya çıkıyor.
Soruşturma kapsamında 1.029 çiftçinin beyanına başvurulduğu, Hal Kayıt Sistemi, Çiftçi Kayıt Sistemi ve vergi kayıtlarının karşılaştırıldığı belirtiliyor.
İddiaya göre bazı büyük tedarikçilerin ürün arzını düşük, maliyetlerini ise yüksek gösterdiği; sahte müstahsil makbuzları üzerinden gerçeğe aykırı maliyet oluşturduğu ve bu yöntemlerle yaş sebze-meyve fiyatlarının yukarı yönlü manipüle edilerek haksız kazanç sağlandığının değerlendirildiği ifade ediliyor.
Eğer bu iddialar soruşturma sonucunda delilleriyle ortaya konulursa, mesele yalnızca birkaç şirketin yaptığı ticari usulsüzlük olmaktan çıkar.
Bu, doğrudan üreticinin emeği, tüketicinin cebinden çıkan para ve Türkiye'nin gıda piyasasının sağlığı meselesidir.
Peki sıra Ankara'ya da gelir mi?
Tam da burada Ankara açısından da önemli bir soru sormak gerekiyor:
Ankara sebze ve meyve pazarlarında, Ankara Hali'nde ve karışık meyve-sebze ticareti yapan işletmelerde de benzer bir denetim ve inceleme yapılacak mı?
Kimseyi peşinen suçlamak elbette doğru değil.
Ancak İstanbul'da tarladan markete uzanan fiyat zinciri bu kadar kapsamlı şekilde inceleniyorsa, Ankara'daki sebze ve meyve piyasasının da mercek altına alınması vatandaşın beklentisidir.
Çünkü Ankara'da da vatandaş aynı ürünü çok farklı fiyatlardan satın alabiliyor.
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının nereden kaynaklandığının bilinmesi, yalnızca tüketicinin değil, dürüst ticaret yapan esnafın da hakkıdır.
Bu noktada Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın'ın geçen yıl sebze ve meyve piyasasında başlattığı "karışık satışa geçit yok" mücadelesini hatırlamak gerekiyor.
Çorum'da yerel yönetimin bu alandaki kararlı tutumu kamuoyunda dikkat çekmiş ve önemli sonuçlar alınmıştı.
Darısı Ankara sebze ve meyve pazarlarının başına…
Ankara'da da üreticinin emeğini, esnafın hakkını ve tüketicinin cebini koruyacak etkin ve şeffaf bir denetim mekanizmasının işletilmesi gerekiyor.
Çünkü mesele sadece sebze ve meyve değil.
Mesele soframızdaki fiyat, çiftçinin emeği ve vatandaşın alın teriyle kazandığı paranın değeri.
Tarlada 10 lira olan ürünün markette 100 liraya ulaşmasının gerçek sebebi bulunmadan, gıda fiyatlarındaki tartışmayı bitirmek mümkün değil.
Şimdi gözler soruşturmanın sonucunda.
Ve Ankara açısından da şu soru artık daha yüksek sesle sorulmalı:
“Tarladan Ankara'daki market rafına kadar uzanan fiyat zincirinde, ürünün fiyatı hangi aşamada ve neden bu kadar yükseliyor?”
Cevap verilmesi gereken soru tam da budur.