Türkiye’nin gündemindeki fon meselesi, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren ciddi bir güven sınavıdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları üç başlıkta öne çıkıyor: Mağduriyetlerin giderilmesi, haksız kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması.

Erdoğan’ın mesajı açık: Vatandaşın hakkı korunacak, hukuka aykırı işlemlerin üzerine tavizsiz gidilecek.

TBMM’den fon mağdurları için yasa

Fon mağduriyetleri konusunda önemli bir adım da TBMM’de atıldı. 22 Ekim 2026’da kabul edilen 7596 sayılı Kanun ile tasfiyesine karar verilen belirli yatırım fonlarına ilişkin yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu.

Düzenleme kapsamında, şartları karşılayan yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilmesinin önü açıldı. Fon varlıklarından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılması ve zararların sorumlulardan tahsil edilmesi de hedefleniyor.

Ancak bu düzenleme, bütün yatırım kayıplarının koşulsuz karşılanacağı anlamına gelmiyor. Uygulamanın kapsamı ve ödeme koşulları, kanunda belirlenen esaslara bağlı.

Kim olursa olsun hukuk işlemeli

Fon meselesinin bir başka boyutu da şeffaflık ve sorumluluk meselesidir. Siyasi kimliği, makamı veya bağlantıları ne olursa olsun hiç kimse hakkında ortaya atılan iddialar görmezden gelinmemeli; ancak hiç kimse de deliller ortaya konulmadan suçlu ilan edilmemelidir.

Bu noktada soruşturma ve inceleme süreçlerinin bağımsız, hızlı ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklıkla yürütülmesi büyük önem taşıyor. Yatırımcıların hangi gerekçelerle zarara uğradığı, fonların nasıl yönetildiği ve varsa denetim eksikliklerinin nereden kaynaklandığı ortaya konulmalıdır. Böylece hem mağdurların hak arama süreci güçlenir hem de benzer yapıların yeniden ortaya çıkmasının önüne geçilebilir.

Aynı ölçü gazetecilik ve fon ilişkileri için de geçerlidir. Paranın kaynağı, hangi amaçla verildiği ve yayın bağımsızlığına etkisi sorgulanmalıdır. Medya kuruluşları ile finansal yapılar arasındaki ilişkiler, kamu yararı ve etik ilkeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Şeffaflık sağlanmadığında yalnızca yatırımcılar değil, toplumun haber alma hakkı da zarar görür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının gerçek karşılığı, sözlerin somut sonuçlara dönüşmesiyle görülecek. Bunun için ilgili kurumların koordineli çalışması, mağdur başvurularının titizlikle incelenmesi ve süreç hakkında düzenli bilgilendirme yapılması gerekiyor.

Mesele yalnızca fon meselesi değil; vatandaşın hukuk sistemine, piyasalara ve medyaya duyduğu güven meselesidir.

Beklenti nettir: Mağduriyetler giderilsin, varsa hukuksuzlukların hesabı sorulsun ve aynı sorunların yeniden yaşanmaması için gerekli adımlar atılsın. Bunun yolu ise güçlü denetimden, açık iletişimden ve herkes için eşit işleyen bir hukuk düzeninden geçiyor.